- anlaşması dengeleri nasıl bozdu?

Çin-Türkiye füze anlaşması dengeleri nasıl bozdu?
05 Aralık 2013, 11:14

’nin, Uzun Menzilli Hava ve Savunma Sistemi alımı i Çinli CPMIEC firmasının ürettiği FD-2000 füze sistemini tercih etmesi; satış için rekabete giren ABD, Rusya, Fransa ve İtalya’da bomba etkisi yarattı.

*Batılı ülkeler 'yi kararından vazgeçirmeye çalışırken, dünyaya attığı çalımın gururunu yaşıyor. Peki, dünya gündemini sarsan bu büyük anlaşma Türkiye'ye ne getirecek… En kritik soruları konu üzerine en çok kafa yoran uzmanlara sorduk.

Türkiye'nin 30 Haziran 2006'da Savunma Sanayi İşbirliği Kurulu toplantısında Uzun Menzilli Hava ve Savunma Sistemi alımı için verdiği kararın ardından uzun ve kıyasıya rekabetin görüldüğü bir süreç yaşandı. ABD, Rusya, Fransa-İtalya ve Çin firmalarının Ankara'yla sürdürdükleri pazarlıklar sonucunda hükümetin Çinli CPMIEC firmasının ürettiği HQ-9 sisteminin ihraç türevi olan FD-2000'i tercih etmesi kelimenin tam anlamıyla dünya gündemine bomba gibi düştü. Ortak üretim, teknoloji transferi ve fiyat konusunda oldukça cazip bir teklifle rakiplerini alt eden Çin, ilk defa bir NATO ülkesine bu çapta satış gerçekleştirecek olmanın gururunu yaşamaya başladı.

Türkiye'nin taleplerine cevap vermek yerine müttefikliğin sağladığı güvenceye sığınan Batılı ülkeler ve NATO, birbiri ardına yaptıkları açıklamalarla Türkiye'yi kararından vazgeçirmek için yoğun baskı uygulamaya başladı. Türkiye'nin ihtiyacı olan silahların satış iznini Kongre'den bin bir nazla geçiren, terörle mücadelede çok büyük avantaj sağlayacak insansız hava araçları ve Kobra helikopterlerinin satışına izin vermeyen ABD, Çinli firmaya ambargo uyguladığını hatırlatarak aba altından sopa gösterdi. Müttefikleri olan Türkiye'yle ellerindeki teknolojiyi paylaşmayan NATO üyesi ülkeler, Çin füze sisteminin ittifakın ortak savunma ağıyla uyumlu olmayacağını, ittifak dışındaki ülkelere karşı istihbarat zaafı oluşturacağını iddia ederek kararın iptali için baskıyı arttırdı.
Ankara, tekliflerini iyileştirmeleri için bütün şirketlere yeni yıla kadar zaman verdi. Özellikle ABD'li Raytheon-Lockheed Martin ve Avrupalı EuroSAM, Ankara'nın gönlünü kazanabilmek için daha ciddi bir çabanın içindeler ama Çin firması yarışı bir adım önde götürüyor.

Konunun uzmanları hava sisteminde Çin tercihinin teknik ve ekonomik sebeplerini ve bundan sonrası için beklentileri Aktüel'e yorumladı.

ÇİN FÜZELERİ TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇLARINA CEVAP VEREBİLECEK Mİ?
PROF. DR. MESUT HAKKI CAŞIN (HAZAR ENSTİTÜSÜ GÜVENLİK UZMANI)

Bu proje 1991'de başladı ve en ince detaylarına kadar mühendislerimiz tarafından incelendi. Bu füze atış da yaptı, denendi de. Dolayısıyla isabet yeteneği de test edildi. Bizim aradığımız birkaç özellik var, bunlardan bir tanesi uçağı ne kadar irtifadan yakalayacak? Minimum 40 kilometre yükseklikten olması lazım. Ayrıca reaksiyon süresi ve hangi hedefleri vurabildiği de önemli. İnsansız hava araçları, seyir füzeleri, düşman AWACS uçakları gibi hedefleri vurabilecek yetenekte olması gerekiyor. Çin'in füzelerinin bu noktalarda başarılı olduğu Türkiye'de yaptıkları testlerle ortaya konuldu. Afganistan gibi birkaç ülkeye de satıldı. Aynı zamanda bu füzeler gemiden de atılabiliyor. Bu yeteneklerinin yanında tercih edilmesindeki ana sebepler, Başbakan'ın da ifade ettiği gibi, maliyet, ortak yatırım ve bize "know-how" verecek olmaları. Bu "know-how"ı bizim üçüncü ülkelere satmamıza da izin verecekler. Bunları sağladığı için Türkiye bu füzeyi tercih etti. Yazılım konusunda Aselsan ve Havelsan'ın mühendisleri çalışacağı için bizim için bir sakıncası yok.

Amerika, Çin'le sıkı bir hesaplaşmanın içerisine giriyor. Pasifik'te görüyoruz neredeyse birbirlerini vuruyorlardı. Amerika da kendi füze sistemini bize satmak istiyor. Amerika'nın ve NATO'nun, Çin'den füze alınmasıyla ilgili ciddi çekinceleri var. Türkiye, son bir defa bu kararı gözden geçirecektir. Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'yla değerlendirecektir. Hakkımızda en doğru kararı vereceklerdir.

Hangi sistem alınırsa alınsın, Türkiye'nin ve NATO'nun hava savunması sistemi genişleyecektir. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, İran'la Amerika el sıkıştıktan sonra artık NATO da füze kalkanını düşürsün dedi. İran nükleerden vazgeçince NATO'nun tehdit algısı boşa düşecek.

TÜRKİYE'NİN ÇİN'DEN FÜZE ALMASI EKONOMİK OLARAK NE ANLAMA GELİYOR?
SÜLEYMAN YAŞAR (SABAH GAZETESİ YAZARI)

Dünyanın ekonomik merkezi Asya'ya kayıyor. Bütün ülkeler ticari ve ekonomik işlemlerini Asya merkezli yapmaya başlıyor. Mesela ABD, Ortadoğu sorununu çözüp tamamen Asya'ya odaklanmak istiyor. Ekonomik ve finansal merkez olma açısından Asya öne çıkıyor. Rusya'nın başkentini Vladivostok'a taşıması bile tartışılıyor. Türkiye'nin de bu ekonomik merkezin değişimine uyması gerekiyor. Maliyeti en düşük üretimi orada temin ediyorsanız ve önümüzdeki dönem için finansal merkez olarak orası görülüyorsa sizin de bu ülkelerden faydalanmanız ekonomik olarak rasyoneldir. Silah veya başka bir ürün olur, bunun karşılığında siz de o ülkeyle farklı ürünleri mübadele etmeye başlarsınız. Sadece ekonomik açıdan bile en uygun ürün orada olduğuna göre bu kararı vermeniz normaldir. Zengin ülkelerin dünya üretimindeki payı geriliyor. 10 sene önce dünya üretiminin üçte ikisini yapıyorlardı. Şimdi yarısını üretebiliyorlar. 2030'da gelişmekte olan ülkeler, yani Hindistan, Çin, Güney Kore, Rusya, Brezilya, Meksika ve Türkiye üçte ikisini yapacak. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin kendi arasındaki ticaret artacak. Çin'den böyle bir ekonomik teklifin gelmesi ve bunu Türkiye'nin kabul etmesi bu çerçevede yorumladığınızda doğru bir tercih oluyor.

ANKARA BUNDAN SONRA NE YAPACAK?
OKAN MÜDERRİSOĞLU (SABAH GAZETESİ ANKARA TEMSİLCİSİ)

Son 10 yılda savunma sanayinde iki kritik adım atıldı. 1- Yerli üretimin veya katkı payının artırılmasına dönük Ar-Ge yatırımları. 2- Yabancı kaynaklardan silah-askeri malzeme temininde teknoloji transferi sağlanması ve ortak üretim garantisi temin edilmesi.

Türkiye ile Çin arasında hava savunma sistemi kurulmasına dönük yakınlaşma, hem ticari hem stratejik değer taşıyor. Ticari açıdan bakıldığında Çin, ABD-Rusya-AB menşeli füze sistemlerine göre oldukça avantajlı fiyat vermiş durumda.

Stratejik açıdan ele alındığında ise Çin'in teklifi, "teknoloji aktarımına, ortak üretime, üçüncü ülkelere satışa" açık, oldukça esnek bir model. Ayrıca, geleneksel müttefiklerin iddia ettiği gibi Çin'in önerdiği sistemin, NATO ile uyum soruna da yok. Zira, Çin de Batılı ülkelerin kullandığı yazılım tabanı üzerinden hava savunma sistemini işletebiliyor.
Burada kritik nokta; müttefik ülkelerin, Türkiye'yi askeri teknolojide bir üst lige çıkaracak, bilgi paylaşımına yanaşmaması. Diplomatik baskı araçlarını ve uluslararası medyayı kullanarak Türkiye'yi geri adım atmaya zorlaması.

Eldeki veriler, Çin'le hava savunma sistemini de aşan yeni işbirliklerinin de yolda olduğunu gösteriyor. Ankara, savunma sanayisinde üretici-ihracatçı konuma gelmek üzere, tüm tedarik kanallarını çeşitlendirme politikasını sürdüreceği izlenimi veriyor.

HAMLE ÜSTÜNE HAMLE
26 Eylül 2013 - Türkiye, yaklaşık 4 milyarlık füze savunma sistemi için Çinli CPMIEC firmasını tercih etti.
27 Eylül 2013 - Türk Hava Kuvvetleri'nin envanterindeki hemen hemen tüm füze sistemlerinin sağlayıcısı olan Raytheon firması karara tepki göstererek Türkiye'den açıklama beklediğini bildirdi.
30 Eylül 2013 - ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Türkiye'nin Çin ile ortak üreteceği füzelerin NATO kapsamında kullanılamayacağını söyledi.
1 Ekim 2013 - NATO Genel Sekreteri Anders Rasmussen, Çin füzelerinin NATO sistemiyle uyumlu çalışmayacağını belirtti.
8 Ekim 2013 - Çin Dışişleri Bakanlığı, füze anlaşmasının gereksiz yere siyasallaştırılmamasını istedi.
11 Ekim 2013 - ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel, Çin'den füze alımının Türkiye'nin kendi kararı olduğunu ifade etti.
29 Ekim 2013 - Genelkurmay Başkanı Necdet Özel, Washington'un kendilerine rahatsızlık bildirmediğini açıkladı.
7 Kasım 2013 - Fransa-İtalya ortaklığı Eurosam, tekliflerini yenilemek istediklerini Ankara'ya bildirdi.

Hakan Hastaoğlu / AKTÜEL

Etiketler Füze Çin Türkiye