Nobel Edebiyat Ödülü Bob Dylan'ın

Nobel Edebiyat Ödülü Bob Dylan'ın
13 Ekim 2016, 14:45

Nobel Edebiyat Ödülü'nün bu yılki sahibi usta müzisyen ve yazar Bob Dylan oldu.

2016 Nobel Edebiyat Ödülü'nü ünlü şarkıcı ve söz yazarı Bob Dylankazandı.

İsveç Nobel Akademisi'nden yapılan açıklamada, 75 yaşındaki sanatçının, Amerikanmüzik geleneğinde "yeni şiirsel anlatımlar yarattığı" için bu ödüle layık görüldüğü belirtildi.

Bob Dylan Kimdir?

Robert Allen Zimmerman veya sahne adıyla Bob Dylan 24 Mayıs 1941 yılında Minnesota'da dünyaya geldi. ABD'li müzisyen ve yazardır..

Robert Allen Zimmerman (Shabtai Zisel ben Avraham) 24 Mayıs 1941 tarihinde Minnesota eyaletinin Duluth şehrinde bulunan St. Mary's Hospital'de Abram Zimmerman ile Beatrice "Beatty" Stone'nın oğlu olarak dünyaya geldi. Aynı eyaletin Hibbing şehrinde büyüdü. Büyükbabası Zigman Zimmerman ve babaannesi Anna Zimmerman Trabzon(Osmanlı Devleti)'dan Odessa (Rusya İmparatorluğu)'ya göç etmiş ve 1905 yılında yaşanmış antisemitik pogramından sonra ABD'ye göç ettiler. Annebabası Benjamin Edelstein ve anneannesi Lybba Edelstein Litvanyalı Yahudi olup 1902 yılında ABD'ye göç ettiler. Dylan 2004 yılında Chronicles: Volume One adlı anılarında babaannesinin ailesinin Kağızmanlıolduğu, evlenmeden önceki adının "Kirghiz" (Kırgız) olduğu, onun ebeveyni de aynı bölgeden gelen ayakkabı ustası ve sepici olduğu ve onun sülalesinin aslen İstanbul'dan geldiğini, ilk gençliğinde söylediği Ritchie Vales'in In a Turkish Town (Bir Türk Kasabasında) şarkısının, herkesin dilindeki La Bamba'nın tersine kendisiyle daha uyuşur göründüğünü yazdı.

Sonradan "Huzurevine oranla daha fazla kişinin öldüğü yer" olarak tanımlayacağı üniversiteden atıldığında, henüz 18 yaşında bir gençti.Yirmisinde ise dağınık ve kirli saçları, eski püskü giysileri, omzunda gitarı ile New York'ta, "Beatnik"lerin arasında bulunmuştur. Ona göre New York "Henüz çok fazla insanın gitmediği, gidenin de geri dönmediği" bir yer ve oraya gitmek, "Aya gitmek gibi bir şey"dir.

"The Freewheelin' Bob Dylan" 1963'te piyasaya çıktığında, Dylan, en iyi olma yoluna çıkmıştır. Albümün kapağında New York sokaklarında sevgilisi Suze Rotolo ile birlikte çekilmiş bir fotoğrafı bulunmaktadır. "Blowin' In The Wind", herkesin diline düşmüştür.

Her seferinde farklı bir şeylerden bahseden Dylan; savaşların anlamsızlığından, Tanrı'dan, adaletsizlikten, seksten, aşktan, sevgiden bahsetmiştir. Her seferinde değişik kesimlerin tepkisini çekmiştir. Bir şeyler söylüyordu; fakat bir başka sefer aynı şeyleri tekrarlamıyordu. Çoğu kişiye göre o, sadece içinden geleni yapıyordu. Belki de, kitleler onu görmek istedikleri gibi görüyordu. Folk müziği seçmesinin nedeni de zaten, gitarı ve armonikasından başka hiçbir şeye ihtiyaç duymayacak olmasıydı.

Joan Baez'in söylediğine göre, "gördükleri sadece kendisi için bir şey ifade ediyordu". "Başkalarının ihtiyaçları için kafa yoran biri değildi." Yine de Baez ona aşık oluyordu. Geceliği oniki dolarlık izbe bir otel odasında gazetecilere üstünde kocaman siyah ceketi, beyaz gömleği ve mor kol düğmeleri ile röportaj verirken, Baez'in gözünde "Gözleri bütün gerçekleri görmüş gibi yaşlı ve kendisi bir kış yaprağı kadar naif"ti.

Dylan, 1965'te İngiltere turnesi sırasında yanındaki "elit bohemlerle" birlikte Savoy Otel'de ikamet etmiştir. Ve Marianne Faithfull ona yakın olabilmek için otele gider, odada bir köşeye çekilir. Dylan'ın daktilosuna, "eninin ideal mısra ölçüsü olduğunu söylediği" kalın bir tuvalet kağıdı takılıdır. Faithfull onun dikkatini çekmediğini düşünürken, o, sürekli bir şeyler yazmıştır. Ne yazdığını sorduğunda, aldığı cevaba şaşıracaktır Faithfull. Dylan, onun hakkında bir şiir yazmaktydı.

Dylan'ın teklifi üzerine, yeni albümünü dinlerler bir gece otel odasında. Ona göre; "Onun özel dinleyicisi olmanın bir bedeli vardır, O gece duygusal biri olmuş, ona kur yapmaktadır".

Fakat Faithfull hamiledir ve bir hafta sonra evlenecektir. Faithfull'un o gece gerçeği söylediği için pişmanlık duymasının nedeni, onunla yatamamış olması değil, o tuvalet kâğıtlarına kendisi için yazılanları hiçbir zaman öğrenemeyecek olmasıdır.

İngiltere turnesi Joan Baez'le ilişkilerinin de sonu olur. Forest Hill Konseri'ne kendisini davet ederek New York'tan Amerika'ya açılmasına yardımcı olan Joan Baez'i, İngiltere turnesinde sahneye davet etmemiştir.

1973'teki "Pat Garrett and Billy The Kid" albümüne kadar bir süre sessiz kalır. Bu yıl, "Knockin' on Heaven's Door" ile Bob Dylan olduğunu bir kez daha hatırlattığı yıldır. Üç yıl sonra gelen Desire albümündeki "One More Cup Of Coffee" ise bir başka klasik olacaktır.