Cumhurbaşkanı Erdoğan: Madem hocaefendisin Pensilvanya’ya gideceğine Mekke’ye gitseydin

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Madem hocaefendisin Pensilvanya’ya gideceğine Mekke’ye gitseydin
03 Haziran 2015, 17:09

Bingöl’de CHP, HDP ve paralel yapıyı eleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Madem hocaefendisin Pensilvanya’ya gideceğine Mekke’ye Medine’ye gitseydin. Baş imam kaçıp gitti Amerika’ya. Şimdi küçük imamlar da kaçmaya başladı. Mihrap terk edilir mi?” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bingöl PTT Kavşağı'nda vatandaşlara hitap etti. Erdoğan, Bingöl'ün pazar günü yapılacak seçimlere rekor düzeyde katılmasını istedi. Bingöl'ün bir vefa, ilim ve irfan şehri olduğunu belirten Erdoğan, "Bingöl demek demokrasiye, ülkesine, bayrağına, kadim değerlere sahip çıkmak demektir. 12 Eylül anayasa oylamasında en yüksek 'hayır' oyu veren Bingöl, tarih yazmıştır. 2010 yılı anayasa oylamasında en fazla 'evet' oyu veren illerden biri olarak yine tarih yazdınız. 12 yıl boyunca demokrasi mücadelemize sahip çıkarak, kadirşinaslığınızı gösterdiniz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye ortalamasının üzerinde bir oyla Bingöl bu kardeşini bağrına bastı. Terör ve fitne tohumları Bingöl'ün kuvvetli topraklarında hiçbir zaman kök salmadı. Türkiye'nin en kritik dönemlerinde Bingöllü kardeşlerim safını hep milli iradeden yana seçti. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi ve yol arkadaşlığımızı daim etsin. Bingöl darbecilerin karşısında dimdik durarak, tüm Türkiye'ye örnek oldu. Biz de 12 Eylül darbecilerini yargılayarak, yaptıklarının hesabını mahkeme önünde verdirerek, üzerimize düşeni yaptık. Bingöl'ün başlattığı işi, 2010 referandumu ile, 28 yıl sonra biz tamamladık" dedi.

"BİNGÖL'ÜN ALİMLERİ DİRENDİ"

Tek parti döneminde yaşanan zulümleri en iyi bilenin Bingöllüler olduğunu, milli ve manevi değerlerin tahrip edilmeye, ve kökünden kazılmaya çalışıldığı dönemde Bingöl'ün alim ve melelerinin buna direndiğini anlatan Erdoğan, "Gece karanlığında gizli gizli talebelerine kuran öğrettiler. Onların fedakarlıkları neticesinde hamdolsun bugün hala camilerimiz dolup taşıyor. 1932 yılından sonra dünyaya gelen nesiller sadece minarelerden 'Tanrı uludur, Tanrı uludur' sesini duydular. 1950 yılında rahmetli Menderes'in en önemli seçim vaatlerinden biri ezanın aslına döndürülmesiydi. Seçimden sonraki ilk icraatlarından biri bu oldu. 18 yıl sonra ilk defa ezan aslı ile okundu. O gün yaşananlara dair inanın çok hüzünlü anılar var. Sultan Ahmet Camii'nde müezzinler 'Allah'u Ekber' diye haykırınca. Beyazıt, Süleymaniye, Fatih derken İstanbul bir anda ezan sesleri ile yankılandı. Herkes heyecandan tir tir titriyordu. Ezanlar bitene kadar millet avluda oturdu kaldı. Adeta bir şaşkınlık içindeydiler. Ezanın aslına yeniden kavuşmak milletimizi böyle mesut etmişti" diye konuştu.

"YALANLARINA DEVAM EDİYOR"

Türkiye'nin böylesine acı ve sıkıntılı günlerden bugünlere geldiğini ve ezanı aslına döndüren, 10 yıl boyunca milleti tarihi nitelikte hizmetlerle buluşturan Adnan Menderes bunun bedelini canı ile ödediğine dikkat çeken Erdoğan, "Uyduruk davalar, asılsız ithamlarla onu dar ağacına gönderdiler. Dün Menderes'i iftiralarla mahkeme önüne çıkarmışlardı. Bugün benzer bir oyunu altın klozet kapağı gibi iftiralarla yapmaya çalışıyorlar. Kendisine hemen cevabını verdik. Dedik ki ispat et. Hemen yazı gönderdim. 'Gel gör, eğer bir tane altın klozet kapağı bulursan ben cumhurbaşkanlığı makamını bırakacağım. Sen CHP'nin başını bırakabilecek misin?' Ama bunlarda yalan çok. Çark etmeye başladı. Millet boşuna zaten 'Çarkçı Kemal' demiyor. Bu millete yutturamazsınız. Her defasında olduğu gibi bu defa da millete rezil oldu. Ama yarabbi şükür deyip, yoluna, yalanlarına iftiralarına devam ediyor" dedi.

"BİRBİRLERİNE DEMEDİKLERİNİ BIRAKMIYORLARDI"

CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun, paralel örgütün gazetesinin aracılığı ile tek parti döneminin bugünlerden daha iyi olduğunu söylediğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi: "Daha düne kadar birbirlerine demediklerini bırakmıyorlardı. Şimdi ikisi de çıkmış 'Tek parti dönemini özlüyoruz' diyorlar. '12 Eylül'ü özlüyoruz' diyorlar. Bu şer örgüt sadece 12 Eylül darbecilerinin yanında olarak kalmadı. 28 Şubat vesayetçilerine de destek verdi. Şimdi inziva için Pensilvanya'ya gitmiş. Taksim'i Kabe diye seçenler var mı? Bunların birbirinden farkı var mı? Diyorum ki Pensilvanya'ya gideceğine, sen madem hoca efendisin, Mekke'ye, Medine'ye gitseydin ya. Ama üst akıl öyle emretti. Diğeri ne diyor? 'Taksim Kabe'mizdir' diyor. Bölücü terör örgütünün arkasında olduğu parti. Değerli kardeşlerim çok enteresandır nereden nereye geldik. Benim dindar Kürt kardeşlerim bu oyuna gelmemeli. CHP'de 'Kabe Arap'ın olsun, bize Çankaya yeter' diyordu. Bizim tek Kabe'miz var. O da Mekke'de. Bunu benim Kürt kardeşim de, Zaza kardeşim de bilir. Öyleyse Pazar günü bir ders vermeye hazır mıyız?"

"BUNLAR KÜRDÜ KÜRDE ÖLDÜRTTÜ"

Türkiye'nin büyümesi, kalkınması, barış, huzur ve kardeşlik ikliminin ülkeye hakim olmasının birilerini rahatsız ettiğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti.

"Çünkü bunlar varlıklarını darbecilere, cuntacılara, kaosa, krize borçlu. Şırnak'ta, Siirt'te insanları öldürüyorlar. 6-8 Ekim de ne yaptı bu terör örgütünün arkasındaki partinin başındaki, dedi ki, 'Dökülün sokağa.' 50 kardeşimiz öldü mü? Kimdi ölenler? Kürtler. Öldüren kim? Kürtler. Kürdü kürde öldürttü bunlar. Böyle bir ihanet şebekesine benim Zaza ve Kürt kardeşlerim 'evet' der mi? Çıkmış İstanbul'dan aydın geçinenler. Sözde aydın. Bunlara destek veriyor şimdi. Siz nasıl bunlara destek verirsiniz. Bunlar çıkmış Batman'da diyor ki, 'Ben Müslümanım.' Din dersini, diyaneti kaldırmak isteyenler nasıl oluyor da ben Müslümanım diyebiliyor? Öbür tarafta dağda mağaralarda Zerdüştlüğü öğretenler nasıl Müslüman oluyor? Diyarbakır'dan bir aday gösterdiler söz de müftü. Ne diyor, 'Partimin dini Zerdüştlük olsa yine aday olurdum.' Batman'da Müslümanım diyorsun. Nedir bu? İstismar. İslam konuşulmaz, İslam yaşanır. Hepsi aynı. CHP imam hatip okullarını kapatılacağını söyledi. Kayseri'de dedi ki ben öyle bir şey söylemedim. Ne söylemiş 1+8+3. Halk arasında bir tabir var. 'Yemezler.' Siz 28 Şubatta da böyle yaptınız. İmam hatiplerin orta kısmını kapattınız ve öğrenci sayısı düştü. Biz orta kısmı açtık mı? Kat sayısı kaldırdık mı? İsteyen istediği üniversiteye gidiyor mu? Şimdi rakam 60 binden 1 milyona çıktı. Gençler ben de sizden bir şey istiyorum. En güçlü üniversiteler gideceksiniz. Çok çalışacaksınız. Onlar zaten sizin bu kabiliyette olduğunuzu bildiği için, dindar bir nesil gelecek diye rahatsız oluyorlar."

"DEVLET VATANDAŞLARININ YANINDADIR"

"Çağlayan Adliyesi'nde savcıyı şehit eden terör örgütü, paralel örgütün gazeteleri, darbeci Doğan Grubu bunların en büyük müttefikleri. Bazı uluslararası basın yayın kuruluşlarının da desteğini aldılar" diyen Erdoğan, şu ifadelerde bulundu: "Diyarbakır'da 15 yaşındaki Yasin Börü'yü kurban eti dağıtırken üçüncü kattan atanlar, daha sonra bıçaklayıp, araba ile üzerinden geçmek suretiyle onu şehit edenler Kürt değil miydi? Bu konuda HDP'nin başındakiler bir ufak laf ettiler mi? Bu aydın geçinenler bir ufak laf ettiler mi? Sırf sakallı olduğu için yandaşları tarafından katledilen 70 yaşındaki ihtiyar için 'vah' dediklerini duydunuz mu? Avrupa devletlerinden 'Yol kapattık, trafiği engelledik' diye özür dilerken, çocuklarını dağa kaçırdıkları anneleri utanmadan taciz ediyorlar. Anneler önümü kestiler. Çocukları nerede belli değil. Diyarbakır'daki anneler yanıma geldi. 'Çocuklarımız kaçırıldı' dediler. Diyarbakır belediyesinin önünde o anneleri günlerce ağlattılar. Üzerlerine su sıkmak suretiyle onları kovaladılar. Hani kadına saygınız vardı. Niye anneleri dinlemediniz. Şimdi de baskıyla oy toplamaya çalışıyorlar. 'Kriz çıkar diyerek', milleti tehdit ediyorlar. Hiçbir şey yapamazlar. Millet müsterih olsun. Devlet tüm gücü ve imkanları ile vatandaşımızın yanındadır. Herkes oyunu gitsin gönlü hangi partiyi çekiyorsa ona versin. Seçim sonuçları ile çözüm süreci arasında inanın hiçbir ilişki yok. Süreci biz bunlarla başlatmadık ki bunlar olmadan bitsin. Biz demokratik açılım diye başlattık. Milli birlik ve kardeşlik diyerek devam ettik ve çözüm süreci ile sürdürdük. Milletimiz ile başlattık ve aynı şekilde devam edeceğiz. Ret, inkar ve asimilasyon politikalarını biz kaldırdık. Ben Türk'ü Türk, Zaza'yı Zaza, Kürt'ü Kürt olduğu için sevmiyorum. Beni yaratan Allah, onları da yarattığı için seviyorum. Onun için ülkede yeni bir dönemin kapılarını açtık. Eğer onların bir hesabı varsa. Biz hiçbir işi yarım bırakmadık. İlk adımı attığımız her işi neticelendirdik. İnşallah çözüm sürecini de tamama erdireceğiz. Paralel örgütlere, provokasyonlara rağmen bunu yapacağız."

"BUNLAR MİHRABI TERK EDEN İMAMLAR"

Paralel diye bir örgütün çıktığını ve bunun devletin kurumları içinde yapılanma dediğini anlatan Erdoğan, sözlerini özetle şöyle sürdürdü: "Baş imam kaçıp gitti Amerika'ya. Şimdi küçük imamlar da kaçmaya başladı. Yahu mihrap terk edilir mi? Bunlar mihrabı terk eden imamlar. Dert başka. Dert bu ülkeyi parçalamak. Onlara fırsat vermeyeceğiz. Pazar günü bunun ilanıdır. Onun için sizleri ben milli birliğe davet ediyorum. Beraber olduğumuz sürece hiç kimse menzile varmamıza mani olamaz. Sizler böyle güçlü bu işe sahip çıktıkça bizi kimse bölemez.

Bizim gündemimizde millet var. 12 yıl başbakanlığım döneminde sadece hizmet ettik. Ama terör örgütünün desteklediği partinin belediyelerinde hizmet diye bir şey var mı? Ne diyor? Havaalanlarını niye yapıyorsunuz? 'Bundan biz istifade etmiyoruz ki zenginler ediyor' diyor. Şu anda havaalanlarında 7'den 70'e herkes istifade ediyor. Değerli kardeşlerim bizim gündemimizde Bingöl de olduğu gibi Hakkari'de olduğu gibi Kars'ta olduğu gibi havalimanları, yollar, hastaneler, okullar konutlar inşa etmek var. Şimdi bunlara sorsan o hastaneleri niye yapıyorsunuz. Derler ki ondan zenginler istifade ediyor. Okullar için aynı şeyi söylüyorlar. Ama Bingöl lafa bakmaz icraata bakar. Bingöl eser siyasetine, hizmet siyasetine bakar. Şimdi tabi ki biz rekor bir katılım bekliyoruz Pazar günü. Pazara kadar da kapı kapı dolaşmanızı istiyorum."