"'ı üst akıl yönetiyor"

Aydın Doğan'ı üst akıl yönetiyor
15 Haziran 2015, 10:12

’ın üst akıl tarafından yönetildiğini vurgulayan , Gülen grubunun gidişatını da şöyle değerlendirdi: “Bu yapı artık gönüllerde de bitmiştir. Bu saatten sonra bunlardan hiçbir şey olmaz”

Şair ve TV Programcısı , her yıl gerçekleştirdiği iftar programlarını, geçtiğimiz aylarda ayrıldığı medyası ve Fetullah Gülen grubu başta olmak üzere gündemdeki gelişmelere ilişkin önemli açıklamalrda bulundu.

İşte Tuncer'in açıklamalarından satır başları;


Bu sene bir kanalda iftar programı yapacaksınız. Bu program nasıl olacak, formatı nasıl?

- 15 senedir iftar programları yapıyorum. Her sene Ramazan gelirken "bu sene farklı bir şey yapalım" deriz ama yok, yapılacak şey bellidir. Konuklar gelir, sohbet ederler. "Sakız çiğnemek orucu bozar mı?" gibi konuları her sene konuşmanın bir anlamı yok. En büyük sıkıntımız, din yaşanan bir şey olmaktan çıktı, anlatılan bir şey haline geldi.

İnsanların dini anlattığını ama yaşayamadığını mı söylüyorsunuz?

- Yaşamıyoruz... Zaten yaşasan anlatmana gerek yok. Güzel bir ölçü var. Hali fayda etmeyenin sohbetinden istifade olmaz.

Türkiye'de her Ramazan geldiğinde, "Eski Ramazanlardan, Direklerarası ve Divanyolu'ndan bahsediliyor. Bunu nasıl görüyorsunuz?

- Anlamsızlık... Başka bir şey değil. Direklerarası'nın neyini özleyeceğim? Hani ille de eski Ramazanları özleyeceksek, bundan 300-400 sene evvel Topkapı Sarayı'nda oturup, Huzur Sohbetleri'ni dinleyen bir adam olmak isterim.

Burada Ramazan Bayramı'nı 'şeker bayramı' yapma, Ramazan'ı da manasından koparıp eğlence ayına çevirme mi söz konusu?

- 20 sene evvel bunu konuşuyor olsaydık "evet birilerinin böyle bir derdi var" derdim ama bugün için beceremediler, artık geçti.

20 yıl içerisinde ne değişti?

- 20 senede benim o bahsettiğim Osmanlı zamanı Ramazanlarını özleyen adamlar, onu niçin özlemesi gerektiğini anladı. Varlıklarını fark ettiler. "Biz varız", "Var olmalıyız" dediler. Nerede, "siyasette var olmalıyız", "ticarette var olmalıyız", "hayatın her alanında var olmalıyız" dediler. Bir özgüven doğdu.

DEVLET MİLLETİ İLE BARIŞTI

AK Parti bu noktada nerede oluyor?

- AK Parti, bu ivmeyi hızlandıran bir tarafta duruyor.

Emre Kınay ve Tamer Karadağlı gibi oyuncular, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diktatör olduğunu ve ondan korktuklarını söylüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Saçma buluyorum. "Erdoğan'a diktatör" diyen ya da şu anki Türkiye'de yaşanan rejimi, diktatör rejimlere benzeten insanların, "15 sene önce yapabildikleri halde bugün yapamadıkları tek bir şey var mı?" Bu kişiler önce bu sorunun cevabını versinler. Böyle bir şey demek mümkün değilse, Erdoğan'ı diktatörlükle yaftalamak abesle iştigaldir, lüzumsuzdur. Devlet milletle barıştı. Devlet, milletle barışınca da millete rağmen devlet tahsis edenler rahatsız oluyor.

Bunlar kimlerdir?

- Bunların her dönemde adı değişiyor. Bunların arasında "Erdoğan'a diktatör" diyen sanatçılar da var, siyasetçisi de var, sivil toplum kuruluşu temsilcisi de var, sermaye sahipleri de, entelektüeli de var. Yani ülkede söz sahibi olması gerektiğini düşünen kaymak tabaka huzursuz oluyor.

CEMAAT CEMAATLİĞİNİ BİLMELİ

Fetullah Gülen grubuyla ilişkiniz nasıldı. Onların kanallarında falan çalıştınız mı?

- Yok çalışmadım. İki kere sanırım Türkçe Olimpiyatları'nda jüri olarak bulundum. TV programlarında birkaç defa sunuculuk yaptım. Üç kere de Türkçe Olimpiyatları'nın sunuculuğunu yapmayı teklif ettiler ama yapmadım.

Neden yapmadınız?

- Avam fitneyi giderken farkeder, arif gelirken farkeder. Ben arifim demiyorum asla ama 20 sene öncesinden beri bu grubun dini yorumlayışında, dindarlık algısında yürüttükleri yolda, meşreplerinde benim kalbimi rahatsız eden bir şey hep vardı. 17-25 Aralık'ın, 20 sene öncesinden bahsediyorum. Kalbim bunları hiç sevmedi.

Birkaç somut örnek vermek gerekirse hangi konularda ayrı düştünüz...

- Bir ağaç vardır, kökleri vardır ve çiçekleri, meyveleri vardır. Dinlerarası diyalog, seküler İslam çalışmaları, devletin içerisinde ikinci bir devlet olma gibi konular bu ağacın dallarıdır. İslam'ı yorumlayış biçimleri içime sinmedi.

İmam Hatip'te ikinci sınıfa giderken, ilk karşılaştığım cemaat mensupları benden çok iyi hakim ya da avukat olacağını söylemişti. Böyle hayalleri vardı. Ben ise hemen onlardan uzaklaştım. Bu durum bana ters geliyordu. Hangi cemaat, tarikat olursa olsun, bir ülkede devlet olmayı istemesi kadar anlamsız bir şey olamaz. Çünkü cemaat ya da tarikat, Allah'ın rızası için vardır. Gaye İslam'a hizmettir. Bırak devlet devletliğini yapsın, sen kendi işini yapmaya devam et...

Yeni Akit / Hüseyin Kulaoğlu