Başbakan Davutoğlu'ndan flaş açıklaması: Davutoğlu: Türkiye- bağlantısını kestirmeyiz

Başbakan Davutoğlu'ndan flaş Suriye açıklaması: Davutoğlu: Türkiye-Halep bağlantısını kestirmeyiz
03 Temmuz 2015, 09:49

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile arasındaki koridorun, Halep halkının güvenliği için kapanmamasını istediklerini söyledi, "Türkiye'nin Halep ile irtibatını kesecek gelişmeleri engellemek için gereken tedbirler alınır" dedi. Başbakan Davutoğlu sınırındaki gelişmelere ilişkin, "Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir durum olursa yarını beklemeyiz" dedi.

AK Parti Genel Merkezi'nde Kanal 7 Televizyonunun canlı yayınına katılan Davutoğlu, 4 yıldır Türkiye'nin etrafında bir ateş çemberi olduğunu, Türkiye'nin bunu görmesi gerektiğini söyledi. Davutoğlu, "Herkes rahat etsin, biz hiçbir zaman Türkiye'yi maceraya ve riske sokacak bir adıma izin vermeyiz. Ama Türkiye'yi oldu bittilere getirecek bir tavra da sessiz kalmayız. Bilinsin ki, Türkiye'nin sınır boylarında belli yapıların oluşmasına da izin vermeyiz. ve PKK ilişkileri Türkiye'yi tehdit edecek hale gelirse buna da kayıtsız kalmayız" dedi.

Türkiye ile arasındaki koridorun çok önemli olduğunu vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Biz sınırlarımızda Türkiye'yi tehdit etmeyecek şekilde bir yapılanma isteriz. Türkiye ile Halep arasındaki koridorun, Halep halkının güvenliği için kapanmamasını isteriz. Kapanırsa Halep'te yaşayan yüz binlerce insan ya aç kalacak ya da Türkiye'ye mülteci olarak gelecek. Kendi sınırlarımızı korumak amacıyla sınır hattında güvenlik tedbirleri aldığımız doğrudur. Sınır ötesinde Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek bir durum söz konusu olursa bunun için gerekli tedbirleri alma talimatı verildi."

Davutoğlu, bölgesinde başka riskler nedeniyle koridorun kapatılması veya Halep'le bütün bağlantının kesilmesi halinde neler yaşanacağına ilişkin soru üzerine, şunları dile getirdi:

"Onun olmaması içinde gerekli tedbirler alınır ama bu tedbirler Türkiye'nin doğrudan müdahalesi anlamına gelmeyebilir. Yani Türkiye'nin Halep ile irtibatını kesecek, Türkiye'nin güneyinde bir oldu bitti şeklinde DEAŞ'ın, PYD'nin, başka yapıların veya rejimin bir takım yapılanmalar içine girmesine sebebiyet verecek gelişmeleri engellemek için gereken tedbirler alınır ama bu tedbirlerin hepsi mutlaka müdahale edeceği anlamına gelmeyebilir. Bunu herhalde yorumlayacak olanlar ne demek istediğimi anlarlar."

"Kimse beklenti içine kimse girmemeli"

Davutoğlu, sınır boylarında Türkiye'nin güvenliğini tehdit edecek her türlü yapılanmaya karşı gereken tedbirin alınması konusunda direktif verildiğini belirterek, "Buradan kastedilen öncelikle DEAŞ (IŞİD) terör örgütüdür. Suriye rejiminin bazı Türkiye'yi rahatsız edecek faaliyetleridir. Eğer Türkiye'yi tehdit edecek niteliğe dönüşürse veya bu tür faaliyetler içine girerse, tabi PYD ve ilgili bütün yapılar, terör örgütlerinin her türlüsüne veya Türkiye'ye mülteci akınına sebebiyet verecek her türlü gelişmeye karşı her türlü senaryo ile ilgili olarak hazırlıklarımızı sürdürdük" diye konuştu.

Türkiye'nin cuma günü Suriye'ye gireceğine ilişkin haberler çıktığının hatırlatılması üzerine, Davutoğlu, şunları söyledi:

"Tekrar söylüyorum, Türkiye'nin yarın, kısa bir dönem içinde Suriye'ye gireceği gibi bir beklenti içine kimse girmemelidir. Spekülatif şeylerdir bunlar. Eğer Türkiye'ye dönük bir güvenlik saldırısı olursa veya Türkiye'nin güvenliğini tehdit eden bir durum söz konusu olursa o zaman yarını da beklemeyiz, bir dakika sonra da. Bütün tedbirlerimiz hazırdır ama böyle bir güvenlik riski oluşturacak durum yoksa da Türkiye'nin her hangi bir şekilde, tek taraflı bir müdahaleyi yakın bir zamanda yapacağı gibi bir beklenti oluşturmak da doğru değil. Oldu bittiye izin vermeyiz, maceraya hiçbir şekilde sürüklenmeyiz."

"Türkiye'nin her zaman hazırlığı olmuştur"

Davutoğlu, Türkiye'nin hangi şartta, hangi senaryoda ne yapacağını tespit ettiklerini ve bu konuda hiçbir tereddüdün hasıl olmaması gerektiğini ifade ederek, "Bakın 4 yıldır Suriye'de bu zulüm başladığı andan itibaren Türkiye'nin her zaman hazırlığı olmuştur. Son bir yıl içinde DEAŞ terör örgütünün faaliyetleri dolayısıyla bu hazırlıklar en üst düzeye de çıkartılmıştır" şeklinde konuştu.
Bir konuya da çok gündeme geldiği için dikkati çekmek istediğini belirten Davutoğlu "Suriye'nin demografik yapısını değiştirmek suretiyle, herhangi bir şekilde Suriye'nin siyasi geleceğini belirlemek istemek şeklinde bir şey olursa, yani Sünni, Nusayri dengesi, Müslüman, Hristiyan dengesi, Arap, Kürt ve Türkmen dengesi sadece tek başına bir denge değil. Bunların da doğurabileceği başka iç çatışmalar olacağı için onları da arzu etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de misafir edilen bir milyon 700 bine yakın mültecinin de geri dönmesini istediklerini aktaran Davutoğlu, demografik yapı değişikliklerinin bu mültecilerin geri dönmesini engelleyeceğini, bu nedenle bu tür yapı değişikliklerine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

"Sünniler Humus'tan tamamen çıkarıldı"

Sünnilerin Humus'tan neredeyse tümüyle çıkarıldığını aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Humus yüzde 80 Sünni, yüzde 20 Nusayri'ydi. Kuzeyde de Türkmenler, Araplar bazen Kürtler'in de kendi içinde çıkartıldığı yerler oldu. Türkiye'ye sığınan ilk Suriyeli Kürt grubu PYD'den kaçan, daha KDP yani Barzani'ye yakın tutumları sebebiyle PYD tarafından sürülen Kürt gruplardı. On binlercesi böyle geldi önce bize. Çatışmalar tek yönlü Arapların Kürtlerle, Kürtlerin Türkmenlerle yaptığı çatışma, birçok yönüyle süren çatışma. Bizim her an bu tabloyu görmemiz, değerlendirmemiz, ona göre de tavır almamız lazım."

"28-30 Mayıs'ta DEAŞ ile rejim PYD kontrolündeki Haseke'de bir araya geldi"

"Suriye'deki rejim artık değişti" şeklinde haberler olduğunun aktarılması üzerine Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Özellikle nisan ve mayıs aylarında muhaliflerin, ılımlı muhalefetin İdlib'i, Cisr-eş Şuğur'u ve Eriha'yı alması sonrasında Lazkiye'ye 30 kilometre kadar yaklaşmışlardı. Onun üzerine Lazkiye'ye binlerce Şii milisler, bölge ülkelerinden çabalarla gelenler oldu. Aynı şekilde Hama ve Humus civarında ve Dera'da güneyde, rejim çok sıkıştı ve rejimin bu anlamda uluslararası gözlemcilerde, takatinin tükendiği yerde rejim DEAŞ'la görüşme yaptı. İşte bizim sınır üzerindeki baskının sebebi o. Bakın tarihini de veriyorum, yerini de söylüyorum. 28-30 Mayıs arasında DEAŞ ile rejim Haseke'de, PYD kontrolündeki Haseke'de bir araya geldiler ve belli şeylerde anlaşıp hep beraber özgür Suriye ordusu ve muhalif güçlerin zayıflatılmasına dönük bir alışverişte bulundular."
Davutoğlu, kendilerini tedirgin eden durumun da bu olduğunu kaydetti.

"DEAŞ'la rejim arasında taktik ve işbirliği var"

Türkiye'nin etrafında terör grupları görmek istemediklerini vurgulayan Davutoğlu, "Biz etrafımızda ne terör grubu görmek istiyoruz, ne de rejimin zulmünü görmek istiyoruz. Bu anlamda da tedbir almamızdan daha doğal bir durum olmaz. Onun için bütün bu koridor. Yoksa rejim kendini güçlü hissetse, DEAŞ'la oturup bunları konuşmaya ihtiyaç hissetmeyebilirdi. Şu anda DEAŞ'la rejim arasında taktik ve işbirliği var. PYD'de bu işbirliğine göre bazı yerleri kazanıyor, bazı yerlerden çıkıyor" diye konuştu.
Bu üçlü işbirliğinin Suriye halkına ve Türkiye'ye karşı çok büyük riskler içerdiğini düşündükleri için belli tedbirler alma ihtiyacı hissettiklerini aktaran Davutoğlu, "Türkiye kendi güvenliği için bir tehdit alırsa ne rejime sorar, ne de herhangi bir başka ülke ya da topluluğa sorar. Kendi tedbirimizi gerektiğinde alırız. Ama şu anda böyle bir tedbir gerektirecek durum var mı sorusuna, Türkiye'nin fiili bir askeri müdahalesi gerekmesi halinde hazırlıklarımız var" diye konuştu.

Davutoğlu, şu anda kimsenin böyle bir beklenti içinde olmaması gerektiğini ifade ederek, böyle bir durum söz konusu olduğunda gündeme gelecek senaryoların belli olduğunu kaydetti.

"Türkiye'de kararı siyasi irade verir"

Davutoğlu, "Geçici başbakan, geçici hükümet, belki de kısa süre sonra bir koalisyon hükümeti kurulacak. Böyle zamanlarda askerin de istemediği, 'Yeni hükümet kurulsun. Eğer çok ciddi radikal kararlar alacaksak ondan sonra alalım' şeklinde bir tutum sergilediği yönünde haberler de çıktı.

Böyle oldu mu gerçekten? şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Söz konusu değil. Bu hem Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bir ithamdır, hem de Türk demokrasisini anlamamaktır. Etrafımızdaki gelişmeler öylesine dinamik seyrediyor ki, bir dakika bile bazen önem taşıyabiliyor. Gece yarıları kalkıp müdahil olmamız gereken durumlar olabiliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu tür ihmallerle milletin ve devletin bekası için doğabilecek riskleri gözardı ederek, siyasi iradeye direniş sergiler mi? O eski dönemlerdeydi. Türkiye'de kararı siyasi irade verir. Demokratik bir ülke olarak, istişaresini bütün kurumlarla yapar. Bu tamamıyla gerçek dışı ve demokratik siyasetimize de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleneklerine de aykırı bir algıdır. "
Davutoğlu, bugün (dün) bu konuları Genelkurmay Başkanı ile detaylı olarak masaya yatırdıklarını ve nere için ne tür hazırlıkların yapılması gerektiğini de gözden geçirdiklerini vurguladı.

Başbakan Davutoğlu, Genelkurmay Başkanlığı'yla örnek bir ortak çalışma prensipleri olduğunu belirterek, "Ama nihai karar her zaman millete hesap vermek durumunda olan siyasi otoritededir. Bunun çok güzel örneklerini de Genelkurmay Başkanlığımız şimdiye kadar göstermiştir" dedi.

Kaynak: Kanal 7