Hamaney DAEŞ konusunda ikili mi oynuyor?

Hamaney DAEŞ konusunda ikili mi oynuyor?
10 Ağustos 2015, 13:28

İran’ın resmi-yarı resmi medyası Türkiye’yi DAEŞ’e destek vermekle suçlarken, Ankara’nın tepkisine de sessiz kalmaya devam ediyor. Bir İranlı emekli diplomata göre, “arkasında İran’ın dini lideri Ali Hamaney var.

Mustafa Kartoğlu - Analiz
Anadolu Ajansı, geçtiğimiz Cuma günü İran medyasında son dönemde artan Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine yalan haberleri derledi. Önceki gün STAR'da da yayınlanan sadece son iki aydaki bu yayınları yapan kuruluşların resmi veya dini-politik-askeri liderlerin kontrolünde olduğunu not edelim:

IRNA, İran'ın resmi haber ajansı ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'ye bağlı.

Keyhan gazetesi, dini lider Ayetullah Ali Hamaney'e yakınlığıyla biliniyor.

Fars ve Tasnim Haber Ajansı, İran rejimini ayakta tutan Devrim Muhafızları'nın kontrolünde.

Press TV, yine Devrim Muhafızları kontrolünde İngilizce yayın yapan propaganda kanalı.

Resmi açıklamalar da aynı yönde

Temel konu, İran'ın resmen 'şeytan' ilan ettiği ABD ve bazı Avrupa medyasının artık vazgeçtiği "Türkiye'nin DAEŞ'e yardım ettiği" iddiası. Bu yayınlar resmi açıklamalarla aynı yönde. Dini lider Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti ve Genelkurmay Başkanı Hasan Firuzabadi'nin verdiği iki röportaj da aynı iddiaları içeriyor.İran yönetiminin Ankara'nın yalanlara tepkilerine duyarsız kalması da yayınların 'yönetimin bilgisi dahilinde' yapıldığını teyit ediyor.

İran neden Türkiye'yi hedef aldı?

2010'da Ahmedinejad döneminde, Türkiye ve Brezilya İran'ı Batı ile nükleer krizini çözecek bir anlaşmaya ikna etti. Ancak ABD'nin istediği şartları içeren anlaşma ABD tarafından kabul edilmedi. Ahmedinejad ilk seçimde yenildi, yerine "Batı ile anlaşabilecek en uygun isim' olarak tanıtılan Hasan Ruhani geldi. İran Batı'da 'terörü destekleyen ülke' olarak tanımlanıyordu ve Suriye'de Esad'ı silah, para, asker ve Hizbullah ile desteklemesi bu imajını pekiştirmişti. (Halen 10 bin civarında İran askerinin Esad rejimine destek için bu ülkede olduğu belirtiliyor.) Ayrıca Yemen'de Batı yanlısı yönetime karşı çatışan Husiler'in arkasında da İran vardı.Buna rağmen, Ruhani Batı ile beklenen yakınlaşmayı sağladı ve İran Batı ile yeniden masaya oturdu, 2015'te yeni bir anlaşma imzalandı.

DAEŞ bahanesiyle Şii ordu kurdu

Nükleer müzakereler yapılırken, İran ABD'nin de izniyle Irak'ta Şii milislerden bir ordu kurarak "DAEŞ'e karşı savaş" gerekçesiyle Suriye'deki savaşa dahil oldu.

6 şubat 2015 tarihli İngiliz Times gazetesi, haberi şöyle verdi: "Irak ordusu, İran istihbaratının önemli isimlerinden General Kasım Süleymani'nin girişimiyle, Irak'ta Şii milislerden bir ordu kurdu. Bu milisler arasında, Irak'taki iç çatışmalarda binlerce Sünni'yi öldürmekle suçlanan Bedir Tugayları da var. Bedir'in lideri Hadi el Amiri, ABD'nin Irak Büyükelçisi'nin kendisine bizzat 'Bedir milislerini hava saldırılarıyla desteklemeyi' önerdiğini söyledi. ABD, cihatçılara karşı karada çarpışma gücü olan herkesle işbirliği yapmak zorunda kaldı."

General Kasım Süleymani o günlerde hem Hizbullah, hem de Iraklı Şii milislerin cephelerinde verdiği 'Rambovari' pozlarla dünya medyasının yıldızı oldu.

İranlı diplomat: Arkasında Hamaney var

DAEŞ'in büyümesiyle Batı Esad'ın katliamlarını bıraktı, gözlerini bu örgütte topladı. Bu durumdan Esad kadar İran da yararlandı ve DAEŞ üzerinden Türkiye karşıtı propagandaya katıldı. Bu da, daha önce ortaya atılsa 'sıradan bir yönetim muhalifinin iddiaları' olarak görülebilecek bir bilgiyi ciddiye alınacak boyuta getirdi:

Tatil için Türkiye'de bulunan emekli bir İranlı diplomat, adının saklı kalması kaydıyla medyaya gönderdiği mektupta, DAEŞ'ın ortaya çıkışı ve büyümesiyle, Suriye'de Esad tarafından cezaevlerinden salıverilen çok sayıda El Kaide'li ve diğer aşırıcı örgütlere mensup militanların etkili olduğunu hatırlatarak, Esad'ın bu kararı İran'ın yönlendirmesiyle verdiğini iddia etti.

Esad'ın affıyla eş zamanlı

İddia enteresan; çünkü DAEŞ'in Irak ve Suriye cezaevlerindeki El Kaide'li veya başka aşırıcı örgütlerden tutuklu ve hükümlülerin salıverilmesiyle güçlendiği sır değil. Suriye'de olayların başlamasından sonra Devlet Başkanı Beşar Esad'ın genel af ilan etmesi "Esad'ın muhaliflere karşı aşırıcıları serbest bıraktığı" yorumlarına neden olmuştu. Ardından Irak'ta ünlü Ebu Gureyb cezaevi DAEŞ tarafından basılarak lider kadrosu serbest bırakıldı, arkasından Esad, seçimden önce ılımlı muhaliflerin güçlü olduğu bölgelerde cezaevlerini boşalttı, seçimden sonra bir genel af daha ilan etti.

Hem Esad'ı koru, hem Batı'ya dost ol

İranlı emekli diplomat, bu kararın 'en üst düzey mutabakatla' alındığını da belirterek, Hamaney'i işaret etti.

Diplomata göre, İran böylece hem Batı'nın hedefindeki DAEŞ'le mücadele ederek 'teröre destek veren ülke' tanımından kurtulacak, hem de yaratacağı kontrollü kaos ortamında bölgedeki nüfuzunu arttıracaktı.

İranlı diplomat ayrıca, Musul'un DAEŞ'ın eline geçmesinin de Hamaney'in bilgisi dahilinde olmasının şaşırtıcı olmayacağını, zira böylece Sünniler prestij kaybederken, Şiiler'in 'Sünni vahşetine karşı savunma yapan taraf' olarak dünya gündemine gelmesinin hesaplandığını vurguladı.

Gelişmelere bakıldığında bu hesapların büyük oranda 'tuttuğu' görülüyor.

DAEŞ cezaevlerinden çıkışlarla güçlendi

17 Ocak 2012 Ajanslar: Esad, yönetim karşıtı olaylara katılanlar için genel af ilan etti.

21 Temmuz 2013 BBC: Ebu Gureyb cezaevinden, aralarında 500 üst düzey El Kaide yöneticisi de olan yüzlerce mahkum firar etti.

03 Haziran 2014, SANA: Seçimler sürerken muhaliflerin kuşattığı Halep'te 300 tutuklu serbest bırakıldı.

7 Haziran 2014, Ajanslar: Esad'ın yeniden başkan seçilmesi nedeniyle genel afla 800 kişi serbest bırakıldı.

10 Haziran 2014 Ajanslar: DAEŞ,Baduş Cezaevi'ni bastı, 3 bin mahkumu bıraktı.

PKK-İran anlaşması bozuldu mu?

Son günlerde Türkiye'den İran'a giden yolcu tren ve otobüsleri ile TIR'lar PKK teröristlerinin hedefi oldu. Örgüte yakın kaynaklar ve bazı HDP milletvekilleri de asker ve polislere yönelik bazı saldırıları İran ajanlarının yaptığını öne sürüyor.

Oysa PKK'nın İran kolu PJAK, 2011'de İran'da terörü durdurmuştu. Ağustos başında KCK yöneticisi Murat Karayılan ortadan kaybolmuş, 14 Ağustos 2011'de İran Meclisi Milli Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Alaaddin Burucerdi "PKK'nın iki numaralı isminin yakalandığını" açıklamıştı. Burucerdi daha sonra "Karayılan demedim" dediyse de, Karayılan açıklamadan çok sonra Kandil'de ortaya çıktı. Ardından daha düşük bir göreve getirildi. İran'ın Karayılan'ı yakaladığı ve anlaşma karşılığı bıraktığı iddia edildi. Bu iddia, daha sonra İranlı istihbarat ve ordu yetkililerinin sık sık Kandil'e gidip geldiği istihbaratıyla da teyit edildi. PKK'nın, İran'ın DAEŞ bağlantısı nedeniyle anlaşmayı bozup yeniden İran hedeflerine yöneldiği şeklinde değerlendiriliyor.