Yargıtay Başkanı : 'Hukuk cemaat çıkarlarına feda edilemez'

Yargıtay Başkanı Cirit: 'Hukuk cemaat çıkarlarına feda edilemez'
01 Eylül 2015, 13:14

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü , Adli yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada "Elbette hakim ve Cumhuriyet savcılarının tutuklanması, adli ve idari soruşturmalara uğraması, görevden el çektirilmesi veya başkaca disiplin tedbirlerine muhatap olması, bir hukuk devleti için iftihar tablosu olamaz. Ancak her türlü cemaat-cemiyet çıkarının toplum çıkarının yerine ikame edilmesinin, hukukun bireysel veya grupsal ihtiraslara feda edilmesinin de hiç bir mazereti, açıklaması olamaz." dedi.

AA
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü , "Terörün kanlı ve kirli yöntemleriyle milletimizin ve devletimizin istiklali ve istikbalini kıskaca almaya, biçimlendirmeye, değiştirmeye veya dönüştürmeye yeltenenler, geçmişte başarıya ulaşamamıştır, gelecekte de başarıya ulaşamayacaktır" dedi.

Adli yılın açılışı dolayısıyla Yargıtay Birinci Başkanlığınca Rixos Otel'de tören düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan, Tuğrul Türkeş, Numan Kurtulmuş, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, bazı bakanlar, Sayıştay Başkanı Recai Akyel, yüksek yargı organları mensupları katıldı.

Törende konuşan Cirit, adli tatilin bitiminde yapılan törenin, Yargıtaya özgü bir ritüel olmadığını, için adli yılın açılmasını ifade ettiğini söyledi.

Adli yıl açılış konuşmalarının, evrensel ilkeler ve yargının sorunlarının dile getirildiği bir platform olduğunu belirten Cirit, bugünkü konuşmasında söz konusu sorunların çözüldüğünü gönül rahatlığıyla ifade edebilecek durumda olmadığını bildirdi.

Cirit, devlet ve toplum olarak sorunları çözebilmek için insan sevgisi ve hoşgörüye dayalı tarihsel miras üzerinde demokratik değerlerin inşa edilmesi ve uzlaşı kültürünün geliştirilmesi gerektiğini dile getirdi.

- "En büyük tehditlerden biri terör"

Demokrasinin önündeki en büyük tehditlerden birinin terör olduğunu vurgulayan Cirit, terör ve şiddetin her türünün, fikrin sükut ettiği yerde başlayacağını ifade etti.

Terörün nihai biçimde sosyal ve siyasal hayattan çekilmesinin beklendiği bir dönemin ardından son zamanlarda ülkenin yeni bir terör dalgasının hedefi olduğunu belirten Cirit, şöyle devam etti: "Fikri silahla susturmak, toplum hayatını ve siyaseti bombayla şekillendirmek isteyenler yeniden sahne almaktadır. Ancak şu gerçeğin hepimiz farkındayız ki tasavvurlarındaki dünya resmini kanla çizmeye yeltenenler tarih boyunca hayal kırıklığı yaşamış, perdeyi hüsranla kapatmışlardır. Yaygın şiddet, eninde sonunda onu yaratanları kendi anaforunda boğmaktadır. Terörün kanlı ve kirli yöntemleriyle milletimizin ve devletimizin istiklali ve istikbalini kıskaca almaya, biçimlendirmeye, değiştirmeye veya dönüştürmeye yeltenenler geçmişte başarıya ulaşamamıştır, gelecekte de başarıya ulaşamayacaktır. Kaynağı, etiketi, türü ve özel amacı ne olursa olsun, terörle mücadelemiz hukukla ve hukukun sınırları içinde kararlılıkla devam edecektir."

Toplumların gelişmişlik düzeylerinin ekonomik ve siyasi bakımdan elde edilen başarılardan çok insan haklarına duydukları saygıyla ölçüldüğünü ifade eden Cirit, insan hakları alanının sürekli değişen ve gelişen bir niteliğe sahip olduğunu belirtti.

Cirit ayrıca, Yargıtayda kurdukları "İnsan Hakları Komisyonu"nun her ay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını değerlendiren geniş katılımlı paneller düzenlediğini, insan hakları alanındaki gelişmeleri takip ettiğini anlattı.

'Hukuk, cemaat çıkarlarına feda edilemez'

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, hakim ve cumhuriyet savcılarının tutuklanması, adli ve idari soruşturmalara uğraması, görevden el çektirilmesi veya başkaca disiplin tedbirlerine muhatap olmasının, bir hukuk devleti için iftihar tablosu olamayacağını belirterek, "Ancak her türlü cemaat-cemiyet çıkarının toplum çıkarının yerine ikame edilmesinin, hukukun bireysel veya grupsal ihtiraslara feda edilmesinin de hiçbir mazereti, açıklaması olamaz" dedi.
Törende konuşan Yargıtay Başkanı Cirit, hakim ve savcıların bağımsızlığının ve teminatının sağlanmasının, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu belirterek, hakim ve savcı teminatının, onların her türlü maddi veya manevi korkudan uzak bir ortamda adil kararlar vermelerini ve yargısal faaliyette bulunmalarını sağlamayı amaçladığını söyledi.

Yargı adil olduğu sürece devlet ve vatandaşların kendilerini güvende hissedeceğini vurgulayan Cirit, yargılama faaliyetinin keyfi veya sorumsuz şekilde yapılması halinde, kusurlu davranışlarından ve özellikle kasıtlı eylemlerinden, yargı mensuplarının da sorumlu tutulması gerektiğini kaydetti.

Başkan Cirit, hakim ve savcıya sağlanan teminatların, onların şahıslarına tanınmış imtiyazlar değil, nihai olarak kamunun hukuki güvenliğini koruma ve adaleti sağlama düşüncesiyle düzenlendiğini belirterek, "Ayrıca kişilerin canlarını, mallarını, şeref ve haysiyetlerini kasten ya da ağır meslek hataları ile ihlal eden hakimlerin ve savcıların ceza ve disiplin sorumluluğunun kabul edilmesi, sorumluluk hukukunun doğasında yer alan evrensel bir ilkedir" diye konuştu.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), anayasada görev ve yetkileri açıkça belirtilmiş anayasal bir kuruluş olduğunu vurgulayan İsmail Rüştü Cirit, şunları söyledi: "2010'da yapılan değişiklikle ilk derece mahkemelerinde görev yapan hakim ve cumhuriyet savcılarını kendileriyle ilgili karar alma süreçlerine demokratik katılımları için önemli bir fırsat oluşturmuş ise de yapılan kurul seçimleri öngörülemeyen bazı olumsuz sonuçları da beraberinde getirmiştir. Yargı mensupları arasında saygı ve sevgi ortamıyla çalışma barışını bozmuştur. Kurumlarımızın anayasal fonksiyonları ile bağdaşır saygınlığını inşa etmek elbette önce biz yargı mensuplarının görevidir. HSYK'nın hakimlik ve savcılık fonksiyonlarındaki tabii ayrıma uygun olarak yeniden yapılandırılması yönündeki teklif ve tartışmaları ilgiyle izlerken, sorunun bu boyutunun da tartışma alanımıza girmesini beklediğimi, Yüksek Kurul'un yapısını güçlendirecek çağdaş modellerin önümüzdeki dönem içinde etraflıca irdelenmesinin yararlı sonuçlar doğuracağını ifade etmek isterim."

- Hakim ve savcıların tutuklanması

"Hukuk devletinin, yargı da dahil her üç egemenlik erkinin de hesap verebildiği, hukuk içinde herkesten hesap sorulabildiği bir düzenin" adı olduğunu vurgulayan Cirit, şöyle devam etti: "Elbette hakim ve cumhuriyet savcılarının tutuklanması, adli ve idari soruşturmalara uğraması, görevden el çektirilmesi veya başkaca disiplin tedbirlerine muhatap olması, bir hukuk devleti için iftihar tablosu olamaz. Ancak her türlü cemaat-cemiyet çıkarının toplum çıkarının yerine ikame edilmesinin, hukukun bireysel veya grupsal ihtiraslara feda edilmesinin de hiçbir mazereti, açıklaması olamaz. Bazı üzücü gelişmelerin, bu çerçevede bir sebep olmaktan çok, sonuç olduğunu unutmamak gerekmektedir.

Adil bir yargılamayla gerçeklerin aydınlatılması en tabii ve en büyük beklentimizdir. Her devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin de bağımsız ve egemen bir devlet olarak varlığını sürdürmesi için kendisine yönelen tehditlere karşı mücadele etme hakkı vardır. Hiç şüphe yok ki yürütülen mücadelenin hem iç hukuka hem de hukukun genel ilkeleri ile insan haklarına uygun olması gerekir.

Son yıllarda, gündemin ön sıralarında yer alan davalarda temel kurallara aykırı şekilde yapılan adli işlemler, Türk kamuoyunu ciddi şekilde meşgul etmiş ve uluslararası alanda da bunun yansımaları olmuştur. Hukuka aykırı işlemlerin hedefi olan gazetecilerin, siyasetçilerin, hakim ve cumhuriyet savcılarının, bürokratların ve kritik noktalardaki silahlı kuvvetler mensupları ile emniyet görevlilerinin toplum ve devlet hayatı açısından taşıdıkları önem dikkate alındığında, söz konusu ihlallerin adalet sisteminin rutin işleyişinden kaynaklanan münferit hatalardan ayrı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Tespitlerimiz, bazı uluslararası kuruluşların saygıdeğer yetkililerinin görüşleri ile örtüşmeyebilir. Ancak, hakim ve cumhuriyet savcılarına ilişkin açıklama yapma hakkını kendinde görenlerin, bir hukukçuya yakışır şekilde olayları kuşkuyla süzmesi, ön yargısız olması, delillere odaklanması ve tarafsız davranması gerekir."

- "Toplumsal barış ciddi şekilde zedelendi"

Başkan Cirit, sahte belge ve dijital delil üretilmesi, gizli tanıklık, yasa dışı dinleme ve teknik takip gibi koruma tedbirlerinin, son yıllarda Türk kamuoyunun ve hukukçuların neredeyse birinci gündem maddesi olduğunu, hukuki güvenlik ve toplumsal barışın ciddi şekilde zedelendiğini söyledi.

Bu şekilde, çok sayıda ve iç hukukun en temel kuralları çiğnenerek yapılan adli işlemlerin, başta ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı olmak üzere temel insan haklarını ihlal ettiğinin, Türk mahkemelerinin yanında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da belirlendiğine işaret eden Cirit, "Söz konusu uluslararası kuruluşların, bu özel durumlar ve zorluklar ile AİHM'in ilgili kararlarındaki tespitlere biraz daha odaklanmaları ve soruna bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşmaları halinde değerlendirmelerinin değişebileceğini düşünüyorum. Diogenes'in belirttiği gibi (Gerçeğin mumunu kimse söndüremez, eğer buna cesaret ederse ya sakalı ya bıyığı yanar)" şeklinde konuştu.

Bireysel başvuru ile temel insan hak ve özgürlüklerinin olay bazında belirlenmesi, ihlal edilen hakkın onarılması ve gerekli önlemlerin alınması için Anayasa Mahkemesine yetki verildiğini hatırlatan Cirit, bunun yüksek mahkeme başta olmak üzere mahkeme kararlarına yönelik bir denetim mekanizması olmadığını söyledi.

Yüksek mahkemelerin birbiriyle aynı seviyede olduğunun altını çizen Cirit, bu denkliğin bozulmasının hukuki güvenliği sağlamak bir tarafa, yaratılan karmaşa dolayısıyla hukuka duyulan güven ve inancı zedeleyeceğini kaydetti.

Yargı birliği sistemini kabul eden ülkelerde tek bir yüksek mahkeme varken, Türkiye'de birden fazla yüksek mahkeme bulunduğunu dile getiren Cirit, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla getirilen bazı hükümlerin eşitler arasında eşitsizlik doğurduğu gerekçesiyle meslek mensupları ve yargı çalışanları arasında rahatsızlık doğurduğunu bildirdi.

Ceza hukukunun, diğer hukuk dalları gibi kendine özgü kavram ve müesseseleri bulunan bir alan olduğunu belirten Cirit, "Yargıtayın yıllardan beri baktığı davalardan edindiği deneyim, zengin içtihat birikimi, üyelerin yetişme biçimleri dikkate alındığında Yüce Divan görevinin Yargıtaya verilmesi uygun olacaktır" diye konuştu.

- "Yargılama sürelerinin kısalması yaşamsal öneme sahip"

Cirit, yargının etkinliği ile verimliliğinin artırılması ve yargılama sürelerinin kısaltılmasının, toplum ve devlet hayatı açısından yaşamsal bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Başkan Cirit, Yargıtayın etkinliği ve verimliliği konusunda şu ana kadar yaptıkları eylem planlarının hayata geçirileceği yoğun bir döneme gireceklerini belirtti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından nisan ayında açıklanan Yargı Reformu Stratejisindeki hedeflere bir an önce ulaşılmasını temenni eden Cirit, 2015-2019 yıllarını kapsayan stratejik plan çalışmalarının da tamamlanmak üzere olduğunu söyledi.

Yargıtayın tüm kararlarına erişimin sağlanması için yoğun çaba gösterildiğini ifade eden Cirit, şu ana kadar 485 binden fazla kararın kişisel veriler temizlenerek internet sitesinde yayımlandığını bildirdi.

Yargıtayda birçok konunun yeniden düzenlenmesinin zorunluluk haline geldiğini belirten Cirit, çalışmaları devam eden Yargıtay Kanunu Taslağını ilerleyen günlerde kamuoyunun görüş ve eleştirilerine sunacaklarını aktardı.

Yargının sorunlarının başında ağır iş yükünün geldiğini ifade eden Cirit, bölge adliye mahkemelerinin çalışma takviminin henüz kesinleşmemesinin yarattığı belirsizliklerin Yargıtayın karar alma ve sorun çözme mekanizmalarını olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Cirit, "Kurumumuz geçmiş dönemde bazı düşüncelerle bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçirilmesini uygun görmemişse de bugün için gelişen şartlar itibarıyla bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesini önemsiyoruz" dedi.

Türkiye'de yaklaşık 7 milyon ceza ihtilafı bulunduğunu anlatan Cirit, hukuk mahkemeleri, idari yargı ile anayasa yargısındaki diğer davalar da bu sayıya eklendiğinde her üç kişiden birinin davada taraf olduğunu söyledi.

Cirit, bu durumun sadece yargıyı ilgilendirmediğini, topluma yararlı bireyler yetiştirme konusunda varılan olumsuz sonucu da gösterdiğini ifade etti.

Başkan Cirit, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha etkin hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.

- "Kadına karşı şiddet önemli sorun"

Dünyadaki gibi Türkiye'de de cinsiyet ayrımcılığının ve kadına karşı şiddetin önemli bir sorun olduğunu belirten Cirit, şöyle konuştu: "Erkeklerin kadınlar üzerinde tahakküm kurmasına ve kadınlara yönelik ayrımcılığa neden olan etkenlerin kaldırılması ve kadınlar ile erkekler arasındaki tarihsel eşitlikçi olmayan güç ilişkisinin dengelenmesi için başta kamu organları olmak üzere toplumun her kesimine önemli görevler düşmektedir. Kadına karşı şiddet ve cinsiyet ayrımcılığının aile içi ve sosyal yansımaları dikkate alındığında insan hakları ihlalinin ötesinde toplumsal ruh sağlığını tehdit eden bir yönü de bulunmaktadır. Televizyonlarda, gazetelerde ve internet sitelerinde bu yönde çıkan haberlerin neredeyse rutin hale gelmesi sorunun ciddiyetini göstermeye yeterlidir. Hukukçular olarak suça sürüklenen çocukların ve kadınların hem adalete erişimini kolaylaştırmamız hem de bu konularda adaletin etkinliğine daha çok odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum."

- "Dosyalar birinci başkanlık makam kapısına kadar ulaştı"

Yargıtay Başkanı Cirit, Yargıtayın mali ve fiziki imkanlarının yetersiz olduğunu da ifade ederek, kurumun yıllar içinde artan olağanüstü iş yüküne rağmen 50 yıl öncesinin mali ve fiziki imkanlarıyla faaliyetlerini yürütmek zorunda bırakıldığını anlattı.

Cirit, 6 ayrı binada havalandırması dahi sağlıklı olmayan odalarda yürütülen yargı görevinin fedakar meslektaşlarının özverisiyle yürütüldüğüne dikkati çekerek, arşivden çok bodrum veya depo denilebilecek odaların dahi almadığı dosya yığınlarının birinci başkanlık makam kapısına kadar ulaştığını söyledi.

Zorunlu harcama kalemleri dışında 50 yıldır birikmiş sorunların çözümü için önemli bir kaynağa ihtiyaç duyulduğunu aktaran Cirit, tüm bu sorunların çözümünün Yargıtayın idari ve mali yapısının günün ihtiyaçlarına uygun baştan aşağı yenilenmesi ve güçlendirilmesiyle mümkün olacağını vurguladı.

Cirit, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı binasının Yargıtaya devredilmesinin fiziksel koşulları geçici olarak rahatlatacak önemli bir gelişme olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'na gösterdikleri "yüksek ilgi ve duyarlılık"tan dolayı teşekkür etti.

Başkan Cirit, aynı ilgi ve duyarlılığın İncek'te inşası planlanan ve proje aşamasına gelen Yargıtayın yeni hizmet binası için de devam edeceğine inandığını kaydetti.

Etiketler cirit Türkiye