Erdoğan: Razı olacağımız tek çözüm terör örgütünün silah bırakmasıdır

Erdoğan: Razı olacağımız tek çözüm terör örgütünün silah bırakmasıdır
08 Eylül 2015, 15:34

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan rektörlerle Külliye'de buluştu. Erdoğan konuşmasına şehitlerimizi anarak başladı. Erdoğan tek çözüm yolunun terör örgütünün silahları bırakması olduğunu belirtti.

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Milletimizin başı sağolsun. Bu ülkede şehitler tepesi hiç boş kalmadı. Öyle görünüyor ki boş da kalmayacak. Türkiye bizim ortak geçmişimiz, ortak geleceğimizdir. Bunun için birliğimize, beraberliğimize sahip çıkmalıyız.

Ülkesini ve devletinin kaybedenlerin yürek yakan görüntülerini her gün televizyonlarda seyrediyoruz.

TBMM hepimizin meclisidir. Hükümet hepimizin hükümetidir.

TÜRKİYE 78 MİLYON VATANDAŞIMIZIN ORTAK DEVLETİDİR

Hangi kökene, hangi meşrebe sahip olursa olsun tüm milletime, siyasetçilere, medya mensuplarına, aydınlara, akademisyenlere, sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine seslenmek istiyorum. Her karışıyla Anadolu ve Trakya toprakları, hepimizin ortak vatanıdır. Türkiye 78 milyon vatandaşımızın tamamının ortak devletidir. Bu ülkenin ve bu devletin, 78 milyon vatandaşımızın her birine ihtiyacı var. Aynı şekilde bu ülkeye yani Türkiye Cumhuriyeti devletine de hepimizin ihtiyacı var.

BERABERLİĞİMİZE GÖZ DİKENLER AKIBETE UĞRAYACAK

Milletimizi bin yıldır vatanımız olarak sahip çıktığımız adeta dört elle sarıldığımız Anadolu coğrafyasından söküp atmak isteyenler bugüne kadar hep hezimete uğradılar, inşallah bundan sonra da ülkemizin ve milletimizin birliğine, beraberliğine ve dirliğine göz dikenler yine aynı akıbete uğrayacak ve aynı hüznü yaşayacaktır.

Devletimiz askeriyle, polisiyle, istihbaratıyla bölücü terör örgütünün ve onun uzantılarının üzerine gidiyor. Şu ana kadar örgüte yurt içinde ve yurt dışında çok ciddi zararlar verildi. Son gelişmeler zaten biraz da onun paniğidir.

Bölücü terör örgütünün ve diğer terör örgütlerinin saldırılarını 'ama, fakat' gibi kaçma yolları kullanmadan açıkça, mertçe, samimiyetle kınamayan herkesin bu ülkeyle ve bu milletle bağında sorun vardır.

SIRTINI TERÖR ÖRTÜNE DAYAMAKLA...


Bugün Türkiye siyasi bir belirsizlik ortamından geçiyorsa bunun sorumlusu iktidar partisi veya bir kişi midir? Sırtını terör örgütüne dayatmakta beis görmeyen siyaset yerine şiddeti tercih eden siyasi partinin yaşananlarda hiç mi sorumluluğu yoktur? Koalisyon hükümeti kurulması için makul şartlarda uzlaşmaya çalışmak yerine hesaplaşmacı ve dayatmacı bir tavra giren muhalefet partilerinin içinde bulunduğumuz acı durumda hiç mi sorumluluğu yoktur?

Milletimiz dimdik ayaktayken, güvenlik güçlerimiz fedakarlıkla mücadelelerini yürütürken moral bozmaya, kafaları bulandırmaya, gönülleri karartmaya yönelik her söz, her tavır, sadece terörün amacına hizmet eder. Devleti ve hükümeti eksik yapılan, yanlış yapılan işleri eleştirmek, murakabe etmek elbette herkesin hakkıdır fakat ülkesine ve milletine karşı sorumluluklarını yerine getirmeyen muhalefetin, medyanın, aydınların da aynı şekilde murakabeye tabi tutulması gerekmiyor mu?

Bizim mücadelemiz sadece terörle ve terörizmledir.

Şehitlerimizin acıları yüreklerimizi dağladığı kadar bize yürüttüğümüz mücadelede de çok büyük bir güç veriyor.

RAZI OLACAĞIMIZ TEK ÇÖZÜM...

Terör örgütü silahlarını ya devlete teslim edecek, ya da üzerine beton dökecek. Bunun dışında görüşülecek başka bir şey yoktur. Razı olacağımız tek çözüm silah bırakmalarıdır.

Bir suçlu aranacaksa bakılacak yer Ankara değil, Kandil'dir.

Eylemler sebebiyle ticareti durma noktasına getiren, halkın ekmeğine kan doğrayan terör örgütünün ta kendisidir.

VİRÜSÜ SALIYORLAR SONRA KALDIRIYORLAR

Kendi milletine, onun değerlerine tercihlerine ve gelecek hedeflerine düşmanlık eden partilerle medyayla aydınlarla kat edebileceğimiz bir yol, yönelebileceğimiz bir menzil yoktur. İlkesiz bir şekilde işine geldiğinde terör örgütüne destek veren, işine geldiğinde hükümeti, polisi, askeri suçlayan, işine geldiğinde kendi ülkesini yabancılara şikayet eden bir siyaset anlayışını kabul edemeyiz. Dünyanın hiçbir yerinde ne siyasetçilerin, ne medyanın ne de aydınların kendi ülkesinin, kendi devletinin aleyhinde yalanla iftirayla çarpıtmayla gerçek dışı algılar oluşturarak çalışma hakkı yoktur. Bu demokrasi ve özgürlük meselesi değildir. Tam tersine bu, kendi ülkesine ve milletine yabancılaşma, ihanet sorunudur.

Sen nasıl medyasın. Önce virüsü salıyor. sonra kaldırıyor. Bu nasıl medyada dürüstlüktür.