AB, Türkiye'siz çözüm olmayacağını anladı

AB, Türkiye'siz çözüm olmayacağını anladı
19 Ekim 2015, 11:15

Mülteci kriziyle birlikte Avrupa kıtasında yaşanan sorunları Ankara'nın desteği olmadan aşmanın imkânsız olduğunu AB'nin anladığını belirten Numan Kurtulmuş: Mülteciler Avrupa'nın kapısına dayanınca gözleri açıldı

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Prof. Numan Kurtulmuş SABAH'a konuştu: Ankara'daki saldırı uluslarası istihbarat birimlerinin işi. Amaç Türkiye'yi bölmenin ötesinde kalıcı düşmanlıklar yaratmak. AB, bölgesel sorunları Türkiye olmadan aşamayacağını anladı. Savaş bir an önce durdurulmalı ve uluslararası gözlemcilerin kontrolünde bir seçim yapılmalı


1 Kasım seçimlerine 15 günden daha kısa bir süre kaldı. Türkiye bu tarihi viraja girerken seçimleri değil terörle mücadeleyi konuşuyor. Terörü, mülteciler sorununu, AB ile yeniden rayına girmeye başlayan ilişkilerimizi ve en önemlisi 1 Kasım seçimlerini, bu konuda en yetkili isimlerden biri olan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş'a sorduk.

TÜRKİYE'NİN SURİYELİLEŞMESİNİ İSTİYORLAR

-Türkiye Ankara'da meydana gelen terör saldırısının tüm ayrıntılarını sizden öğrendi. Bu saldırının neden yapıldığını düşünüyorsunuz?

Suruç sonrasındaki süreci çok iyi anlamak lazım. Bu saldırıların yoğunlaşmasının asıl amacı 7 Haziran takip eden siyasi tablodan istifade etmekti. Terör konusunda hükümeti sıkıştırmak istiyorlar. Nasıl olsa seçim hükümeti, karar alamazlar diyerek saldırıları arttırdılar. Bu saldırının muhatabı aslında bütün Türkiye'dir. Bu saldırıların asıl amacı Türkiye'yi bölme düşüncesinin ötesinde, toplumsal yapıda kalıcı kavgalar ve hasarlar bırakmak. Olayın oluş şekline ve profesyonelliği baktığımızda bir örgütün tek başına yaptığı bir operasyon değil. Bu bütün dünyada böyledir. Büyük istihbarat birimlerinin, devlet akıllarının içinde olduğu aşikardır. Türkiye'nin Iraklaştırılması, Suriyeleştirilmesi isteniyor.

ÇÖZÜM İÇİN BÜTÜN RİSKLERİ GÖZE ALAN ERDOĞAN NEDEN GERİ ADIM ATSIN?

-7 Haziran'dan bu yana terör olaylarının artmasının sorumluluğu iktidara ve Cumhurbaşkanı'na yıkılmaya çalışılıyor. Ankara'daki saldırıda da bu yapıldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Fevkalade bilinçli ve kasıtlı bir algı operasyonu. "Bu sarayın komplosu, iktidar masayı yıktı, terör başladı" diyorlar. Erdoğan, her türlü siyasi riski alan bir siyasi hareketin lideri, bu meselenin çözümü için elini taşın altına koymuş bir insan... Kalıcı barışın sağlanmasına ramak kalmıştı. Neden geri dönmek istesin? Bu uğurda bütün siyasi riskleri göze alan bir lider, bir siyasi kadro neden geri dönmek istesin? Bence şu soru sorulmalı. Ne oldu da 7 Haziran'dan sonra silahlı şiddet örgütleri Türkiye'ye karşı saldırıya geçti. Bunları da mı AK Parti iktidarı ya da Sayın Cumhurbaşkanı harekete geçirdi. Azıcık vicdanı olan bu iddia ile ortaya çıkmaz. Millet bunu görüyor. Akla mantığa uymayan söylemlerle siyaset yapılmaz.

TERÖR ÜZERİNDEN HÜKÜMETİ YIPRATMAYA ÇALIŞIYORLAR

-Ankara'daki saldırı konusundaki ihmal iddialarına ne söylemek istersiniz?

Dünyanın en iyi korunan şehirlerinde de bu tür saldırılar maalesef oluyor. İkiz kulelerde, Londra metrosunda, Fransa'da Charlie Hebdo dergisinde yaşandı. Karşımızdaki şiddet aygıtı son derece vahşi ve profesyonel. Bugüne kadar yapılan saldırılardan daha ağır etkileri olan bir eylem, bir cinayet bu.... Buradan nasıl yaparız da hükümeti yıpratırız diyerek argümanlar üretmek hakkaniyete sığmaz. Bir ihmal varsa mutlaka ortaya çıkarılacaktír. Üç emniyet müdürü görevden alındı. Cumhurbaşkanı'mız Devlet Denetleme Kurulu'nu harekete geçirdi. Bütün detaylar gözden geçirilerek bütün kusur ve noksan ortaya çıkarmak zaten öncelikle hükümeti rahatlatır.

BİZ "SİVİL ŞEHİT" KAVRAMINI HİÇ KULLANMADIK

-Ankara'daki saldırıda ölenler terör mağduru olarak açıklanmıştı. Ancak MHP "sivil şehit" sayıldığını söyledi. Sivil şehit konusu hiç gündeme geldi mi?

Tam bir algı operasyonu yapıldı. Açıklamayı hükümet sözcüsü olarak yapan benim. "Sivil şehit" kavramını hiç kullanmadık. Bakanlar Kurulu'nda da hiç gündeme gelmedi. Terör ve terörün mağduriyetinin giderilmesi ile ilgili kanun kapsamında bu saldırıda hayatını kaybeden ailelere yardım için Bakanlar Kurulu böyle bir karar aldı. Daha önce de vatandaşlarımızın bu kanun kapsamında yaraları sarılmış. Tamamen olağan bir karar. Bir taraf "nasıl sivil şehit sayarsınız" diyerek eleştiriyor. Diğer taraf "siz kan parası mı veriyorsunuz" diyerek saldırıyor. İki farklı taraf hükümetin atmış olduğu insani bir adımı 1 Kasım seçimlerine malzeme yaptılar. Bu insafsızlıktır.

HDP'NİN ESAS BARAJI %10 DEĞİL ŞİDDET

-Kürt siyaseti 1990'larda bile bu kadar şiddet dilini kullanmamıştı. Çözüme bir adım kalmışken bu savaş dilinin yeniden ortaya çıkmasının nedeni nedir sizce?

HDP siyasetinin içinde farklı kanatlar olduğu görülüyor. Bir kısmı terörden ve silahtan medet umuyor. Sırtını oraya dayadıklarını da açıklamaktan çekinmiyorlar. HDP'nin esas barajı %10 barajı değil şiddetle arasına mesafe koyabilmesidir. Artık tamamen demokratik bir dili benimsemeleri gerekir. Bunu yaparlarsa demokratik siyasete katkıda bulunurlar. Silahların gölgesinde bir dille devam ederlerse buna Türkiye Siyaseti daha fazla tahammül edemez.

TERÖRLE MÜCADELEDE EN ETKİLİ MÜCADELE BU DÖNEMDE
-Türkiye terörle mücadele konusunda geçmiş dönemlere oranda daha başarılı mı?

Şiddetle ve yol açtığı tahribatla mücadelede en etkili sonuçlar bu dönemde alındı. Çeşitli bahanelerle ateşkes ilan etmek yerine, hiçbir şüpheye mahal bırakmaksızın silahları gömmeleri gerekir. Bu işin tek ve nihai çözümü elbette demokratikleşmedir. AK Parti bugüne kadar attığı büyük adımları kuşkusuz tamamlayacaktır. Ama şunu da bilmek gerekir; bir elinde kaleşnikof diğer eliyle halay çekerek demokratikleşme olmaz.

AB TÜRKİYE OLMADAN SORUNLARI AŞAMAYACAĞINI ANLADI

-AB liderler zirvesinde Türkiye konuşuldu. Mülteciler sorunu ile ilk kez yüzleşen Avrupa, Türkiye'nin 4 yıldır yaptığı fedakarlığı anlayabildi mi?


Avrupa şunu gördü. Avrupa kıtasında yaşanan sorunları Türkiye'nin desteği olmadan bu sorunları aşmanın imkansız olduğunu anladılar. Biz yaklaşık dört yıldır mülteciler meselesi ile uğraşıyoruz. Elimizdeki ekmeği Suriyeli, Iraklı kardeşlerimizle paylaştık. Bunu yaparken de Batı ülkeleri dahil hiç kimsenin, desteğini beklemedik. Türkiye bu insanlık sınavını başarı ile geçmiştir. Ama bu sorunla uğraşırken Türkiye dünyadan ciddi bir destek görmedi. Aylan bebeğin görüntüleri ancak dünyayı harekete geçirdi, siyaset de artık daha fazla duyarsız kalamadı. Mülteciler Avrupa'nın kapısına dayanınca gözleri açıldı. Şimdi Türkiye'nin tek başına ne kadar büyük bir sorunla uğraştığını anladılar.

DÜNYANIN MÜLTECİLER POLİTİKASI İFLAS ETTİ

-AB'nin mülteciler sorunu ile ilgili önerileri çözüm kalıcı çözüm olabilir mi?


Dünyanın bir mülteciler politikası yok. Varolan politikalar da iflas etmiştir. Önümüzdeki dönemde dünyanın en büyük sorunlarından biri bu olacaktır. Artık dünyanın bu soruna yönelik yeni politikalar üretmesi gerekir. "Türkiye'ye bir milyar dolar gönderelim, mülteciler burada yaşasın, Avrupa'ya gelmesin" düşüncesi asla bir çözüm değildir. Öncelikle bu insanların mülteci durumuna düşmesini önleyecek tedbirlerin alınması gerekir. Yardım ve küresel sistemin yeniden inşası anlamında biz görüşlerimizi tüm dünya ile paylaşıyoruz.

SURİYE'DEKİ SAVAŞIN KAZANANI OLMAYACAK

-Peki mülteciler meselesinin kaynağı olan Suriye'deki savaş kilitlendi mi? Yoksa bu kez çözüme doğru mu gidiyoruz?


Artık Suriye'deki savaşın sahada bir kazananı olmayacak. Hiçbir ordu daha fazla güç yığarak Suriye'deki savaşı kazanamaz. Binlerce silahlı grubun olduğu biliniyor. Suriye bu haliyle devam edemez. Olan Suriye halkına oluyor. Şimdi Rusya'da bu savaşa fiilen katıldı. Bu son derece yanlış bir süreç. Burada pratik olarak yapılması gereken şey, savaşın bir an önce durdurulması ve uluslararası gözlemcilerin kontrolünde bir seçim yapılma sürecine gidilmesidir.

-Doğu Perinçek'in sözde Ermeni soykırımı hakkında AİHM'den aldığı kararı nasıl değerlendirdiniz?

Türkiye'nin tezinin, açıklamalarının da dünya kamuoyunca dikkate alınması gerektiğini bir şekilde AİHM'de doğrulamış oldu. AİHM'in kararı bu yönüyle de olumlu bir karardır.

AK PARTİ YENİDEN TEK BAŞINA İKTİDAR


-Başta da söylediğim gibi seçimlere 15 gün kaldı ama seçimleri konuşamıyoruz. AK Parti 1 Kasım'da tek başına iktidar olabilecek mi? Anketler ne diyor?

En büyük anket kamuoyunun nabzıdır. Ben siyasi tecrübe ile söylüyorum, 7 Haziran'dan sonra yaşanan gelişmeler, MHP'nin, HDP'nin tavrı, CHP'nin %60 blokunun tutmaması seçmenin AK Parti'ye yönelişini arttırdı. Enteresan bir seçim dönemi yaşıyoruz. Çok gürültülü, coşkulu bir seçim dönemi değil bu. Ama seçmen olanları bitenleri görüyor. Milletimiz ekonomik ve siyasal istikrar icin oy verecek. AK Parti'nin bu kez tek başına iktidarı yakalayacağına inanıyorum.