Davutoğlu gençlerle buluştu

Davutoğlu gençlerle buluştu
26 Ekim 2015, 16:22

Başbakan Ahmet Davutoğlu Gençlerle buluştu ve soruları yanıtladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Üsküdar'daki Nev Mekan Kafe'de gençlerle bir araya gelerek, gündeme ilişkin soruları cevapladı.

Öğrencilerle yaptığı sohbete öğretim üyeliği yaptığı dönemdeki anılarını anlatarak başlayan Davutoğlu, kendisini dinleyen öğrencilere "Ders kırıp gelen varsa yakalarım gözlerinizden" diyerek espri yaptı.

"Ne kadar zamandır bir sınıfta ders vermediniz?" sorusu üzerine Davutoğlu, dersin mutlaka sınıfta bir araya gelerek yapılması gerektiğini düşünmediğini ifade ederek, 15 gün önce doktora öğrencileriyle, saat 01.00'den 03.00'e kadar ders yaptıklarını anlattı.

Davutoğlu, hoca-talebe ilişkisini bir kere başlayıp biten bir şey olarak görmediğini dile getirerek, "Uzun süre oldu belki üniversite sınıfı formatında ders vermeyeli ama değişik yerlerde ders verdiğim anlar oluyor. Bazen de toplantıları ben seçemiyorum. Büyükelçilere, Dışişleri Bakanıyken, 'Hadi bakalım' diyordum, sorular soruyordum. O havayı hissetmek istiyorsunuz" diye konuştu.

BANA SANA NE DEDİ!


Bir anımı paylaşmak istiyorum. Bir gün ders veriyorum, bir baktım, bir öğrencim yok. "Nerede bu arkadaşınız?" dedim. "Bilmiyoruz" dediler. Cep telefonunu aldım, aradım. Dedim "nerdesin?". "Sana ne!" dedi. Benim olduğumu bilmiyor. "Senin başka yerde olman lazımdı" dedim. Sonra şüphe etmeye başladı, üslubunu düzeltti. Yarım saat kadar bulunduğu yerden geldi. Ders kıran varsa yakalarım. (Gülüşmeler)

On beş gün önce gece saat 12. Doktora öğrencilerime haber verdim, geldiler. 3'e kadar ders çalıştık. Tezlerden son gelişmelerden konuştuk. Üç ilişki var ki özel, anne-baba ile çocuk arasında, hoca-talebe ilişkisi ve hasta-doktor ilişkisi. Bu üçü ikame edilemiyor.

Soru: Ben Doğuluyum, ailem de Doğu'da. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir Kürdüm. Bölgemizde büyük sorunlar var. Ara tatilde memleketime gidince, ailem İstanbul'a göndermek istiyor. Biz memleketimizde bir haftadan fazla duramıyoruz. Bölge halkı olarak Cumhurbaşkanımıza ve size dua ediyorduk. Ama şu an çözüm sürecinin meyvesini alamadık. Bu konuda bölgede bizim gibi düşünen gençlere ne söylemek istersiniz?

HER GÜN KALKTIĞIMDA DÜŞÜNÜYORUM...

Yürek yakan, can alıcı bir soru. Çözüm süreci başladığı zaman, Diyarbakır'da bir konuşma yapmıştım. Yine başbakan vasfıyla değil, öğretim üyesi olarak. Sur'da çocuklar top oynuyordu, onlarla top oynadım. Ondan 15 gün sonra Manisa'ya gittim. Manisa'da da çocuklarla top oynadım. Dedim ki, çözüm sürecinin felsefesi burada. 5 sene sonra bunlar hep beraber ülke inşasında birlikte mi çalışacaklar yoksa çatışmanın içinde mi olacaklar? Her gün yattığımda ve kalktığımda, bu çocukların kurtarılması için ne yapılması gerekiyorsa onu düşünüyoruz.

22 Temmuz'da Ceylanpınar'da iki polisimizin uyurken ensesinden şehit edilmesinden sonra başlayan huzur ve demokrasi operasyonunu, senin Iğdır'a, belki başka bir arkadaşın kendi şehrine, Hakkari'ye, Diyarbakır'a, Ağrı'ya rahatlıkla gidebilecek, rahatlıkla orada kendi ailesiyle bulunabilecek şartlar oluşuncaya kadar sürdüreceğiz. Yani bir taraftan terörle mücadeleyi sürdüreceğiz, bir taraftan da demokrasiden, özgürlüklerden nebze, milim miktarı sapma olmayacak.

BENDE O TİP VAR MI?

Davutoğlu bir öğrencinin IŞİD ile ilgili sorusuna, "Gençler benim bir suratıma bakın, ben de hiç IŞİD'i destekleyecek tip var mı?" dedi.

Şimdi bir taraftan terörle mücadeleyi yapmak zorundayız, aksi takdirde bu gençleri kurtaramayız ama diğer taraftan da kandırılıp dağa götürülen, kaldırılan her gencimiz için gözyaşı döküyorum. Çünkü onlar bizim gençlerimiz. Onların kaybedilmemesi lazım. Sizden de (gençlerden) en temel ricam mümkün olduğunca gönüllerinizle, kalplerinizle konuşun, dillerinizle, bakışlarınızla konuşun ama zinhar silahlarla konuşmayın, şiddetle konuşmayın.

IŞİD zihniyetine karşı bizim fiili emniyet tedbirlerimiz dışında zihniyet ve o zihniyete karşı aynı zamanda ideolojik bir mücadele de vermemiz gerekiyor. Çünkü İslam dininin hiçbir şekilde kabul etmediği bir başka zihniyet var orada ve dinimize en büyük töhmeti getiriyor. Dolayısıyla mücadelemiz tek taraflı olmayacak. Nasıl PKK ile terörle mücadele ederken Kürt vatandaşlarımızın kimliğine halel gelmemesi ve onları kazanmaya önem veriyorsak IŞİD'le mücadele ederken de İslam dinine herhangi bir şekilde itham ve töhmet getirilmemesine de özen göstermek lazım.

DİLEK DOĞAN HAKKINDA

Bu genç kızımızla (Dilek Doğan) ilgili gerekli diğer bütün olaylar gibi araştırmalar yapılıyor. Çok özen gösterilerek bazı emniyet tedbirleri alınıyor ama ola ki herhangi bir yanlış uygulama varsa bunun da peşi hiçbir zaman bırakılmaz, gereği yapılır.