: Bahçeli 'ye oyun oynamaya çalıştı

Yalçın Akdoğan: Bahçeli AK Parti'ye oyun oynamaya çalıştı
29 Ekim 2015, 13:20

Başbakan Yardımcısı , MHP'nin, 7 Haziran'dan sonraki süreçte 'ye oyun oynamaya çalıştığını belirterek, "'AK Parti HDP ile birlikte hükümetin içerisine girip bir fotoğraf oluştursun da, zorda kalsın' diye bir kurnazlık yaptılar ama kendi aleyhlerine döndü. Vatandaş dedi ki, 'Niye onlara mahkum ediyorsun, sen neden girmiyorsun hükümete.' Hükümete girmiyorsun, seçimi desteklemiyorsun, diğer hükümet opsiyonlarına kapıyı kapatıyorsun, bu iş zaten bir tepki oluşturmuştu" dedi.

Akdoğan, Beyaz TV'de katıldığı canlı yayında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Seçim çalışmalarına yönelik soru üzerine Akdoğan, Ankara'daki terör saldırısından sonra seçim çalışmalarına ara verilmesinin genel olarak tansiyonu düşürdüğünü söyledi.

Terörün amacına ulaşmaması için hayatı normal akışına çevirmek gerektiğini dile getiren Akdoğan, saldırılara verilecek en iyi cevabın siyaseti güçlendirmek olduğunu ifade etti.

Akdoğan, seçmen kanaatinde önemli bir değişiklik görüldüğüne işaret ederek, halkın 7 Haziran'dan önce ve sonra yaşananları gözlemleyerek sandığa gideceğini söyledi.

Koalisyon görüşmeleri ve terör saldırılarından sonra siyasi partilerin takındığı tavrın da seçmen kanaatini etkilediğine dikkat çeken Akdoğan, bu süreçte en sorumlu davranan ve ülke için elini taşın altına koyan partinin olduğunu vurguladı.

- "Bu süreçte bir oyun oynandı"

Akdoğan, 7 Haziran'dan sonra MHP tabanı ve ülkücü camiada 'hayır' politikasına karşı bir rahatsızlık oluştuğuna değinerek, "Bu süreçte bir oyun oynandı. 'AK Parti HDP ile birlikte hükümetin içerisine girip bir fotoğraf oluştursun da zorda kalsın' diye bir kurnazlık yaptılar ama kendi aleyhlerine döndü. Vatandaş dedi ki, 'Niye onlara mahkum ediyorsun, sen neden girmiyorsun hükümete.' Hükümete girmiyorsun, seçimi desteklemiyorsun, diğer hükümet opsiyonlarına kapıyı kapatıyorsun, bu iş zaten bir tepki oluşturmuştu" diye konuştu.

MHP'lilerin kendilerine çok uzak olmadığını ve çeşitli ortamlarda görüşmeler yaptıklarını kaydeden Akdoğan, o süreçte MHP tabanının, hükümet kurulması konusunda da çok ciddi bir isteği olduğunu belirtti.

Akdoğan, yaşananların MHP'de oy düşüşüne neden olacağını savunarak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1997 yılından bu yana 11 seçim kaybettiğini ve bu açıdan da partide bir rahatsızlık görüldüğünü ifade etti.

AK Parti'nin 7 Haziran seçimlerinden sonra takındığı tavrın ve gerçekleştirdiği çalışmaların seçmen kanaatini etkileyen bir faktör olacağını aktaran Akdoğan, AK Parti'nin seçim beyannamesinde yer alan hizmet, proje ve reform niteliğindeki yatırım vaatlerinin diğer partilerde olmadığını söyledi.

- "Yürütmenin, tasarrufu, takdiri, tercihi değil bu"

Akdoğan, Koza İpek Holding'e kayyum atanmasına ilişkin bir soru üzerine, bunun, hükümetin bir tasarrufu olmadığını belirtti.

Bu operasyonun savcının talebi ve hakim kararıyla gerçekleştiğini ifade eden Akdoğan, şunları kaydetti:

"Bu, devam eden bir adli soruşturma çerçevesinde alınan bir tedbirdir. Yani devam eden adli bir süreç var, yargılama süreci var. Yargı bu sürecin ve tahkikatın bir parçası olarak böyle bir tedbir uyguluyor. Yürütme uygulamıyor. Yürütmenin bir tasarrufu, takdiri, tercihi değil bu. Birisine bunu fatura edecekler, kime edecekler? Meseleyi siyasallaştırmaları lazım ki buradan bir şey çıksın. Oradaki kayyum hükümete bağlı çalışmıyor. Hükümetten talimat almıyor. O kayyumun denetimi hakimin nezaretinde. Medyaya dönük bir operasyon olarak bunu taktim etmek de yanlış. Bu bir şirketler grubu, içinde birçok farklı alanlarda çalışan şirketler var. Bunun bir ayağını medya oluşturuyor. Bir işin içerisinde medya olunca orada yargı duracak mı? Yani dokunulmazlık sahibi mi olacak? Eğer hukuki bir süreç varsa, yanlış yapıldığı düşünülüyorsa, yargılama olacaksa bunun ayağında ister medya olsun, ister olmasın."

Muhalefet liderlerinin söz konusu gruba gerçekleştirdikleri ziyaretlere yönelik bir soru üzerine Akdoğan, burada bir "paralel kardeşliği" olduğuna işaret ederek, düne kadar etmedikleri laf bırakmadıkları ve birçok konuda yaka silktikleri bir yapıyla şimdi böylesine dostane görünmelerinin çok manidar olduğunu dile getirdi.

Akdoğan, ülkenin menfaatine olan konularda bir araya gelmeyen partilerin, kayyum atama kararı ve RTÜK'teki oylamalarda bir araya gelerek "paralel örgüt" lehine ortak bir tavır sergilediğini söyledi.

HDP'nin 7 Haziran'da olduğu gibi bu seçimde de Paralel Yapı'yla birliktelik kurarak Çözüm Süreci'ne ihanet ettiğini ifade eden Akdoğan, seçim öncesinde bu ittifakın, ellerindeki tüm gücü kullanarak AK Parti aleyhine çalıştıklarını anlattı.

Akdoğan, HDP'nin söylem ve eylemlerinin demokratik siyasete hizmet etmediğini ifade ederek, bu siyasi partinin, örgütün kendine alan açmasına, bu alana yerleşmesine ve doğuda farklı bir otoriter hakimiyet kurmasına zemin hazırladığını belirtti.

Seçim güvenliğine yönelik bir soru üzerine Akdoğan, 385 bin güvenlik personelinin 1 Kasım'da görev alacağına değinerek, seçim güvenliğinde en önemli noktalardan birinin de halkın iradesinin sandığa doğru yansıması olduğunu ifade etti.

- "Ben sürecin selameti için bunları eleştiriyorum"

Akdoğan, seçimin güven içinde geçeceğine inandığını belirterek, seçmen iradesine müdahalede bulunanların ağır cezalar alacağını vurguladı.

"HDP neden sizi Çözüm Süreci'nin içinde istemiyor?" sorusuna Akdoğan şu yanıtı verdi:

"İstemiyorlar. Çünkü onların bütün sahtekarlıklarını gördük. Süreci nasıl sabote ettiler, nasıl bozmaya çalışıyorlar, nasıl ayak dirediler, nasıl PKK silah peşinde koşarak başka yollara yöneldi... İstiyor ki kimse bunları konuşmasın. Bu çözümün sahibi biziz. Bunun riskini biz aldık. Her türlü lafı biz işitiyoruz. Gece gündüz bu konuda çaba gösteren biziz. Ben sürecin selameti için bunları eleştiriyorum."

- "Devlet hiç bir zaman uyumadı"

Akdoğan, Çözüm Süreci'nin Kobani olaylarından sonra koptuğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Bununla ilgili 'Devlet uyuyor muydu?' gibi birtakım eleştiriler geliyor. Devlet bunun üzerine iç güvenlik paketini çıkardı, ilave birtakım tedbirler geliştirdi. Devlet hiçbir zaman uyumadı ve bunun gereğini de bugün yapıyor. Bakın Kuzey Irak'ta PKK'nın bilinen bütün hedefleri vuruldu. Yani gidip dağı taşı bombalama değil. Güdümlü füzelerle, doğrudan nokta atışlarla bu hedefler imha edildi ve örgüt, bizim o hedefleri bildiğimizi bilmiyordu. Ama hepsi vuruldu. Niye, devlet uyumuyor çünkü, istihbarat topluyor, kim nerede ne yapıyor, nereye mevzi kurdular, nereyi mühimmat deposu yaptılar... Devlet uyumadığını gösterdi."

- "Vesayet kavgasının parçası olarak birtakım hesaplaşmalar var"

Basın özgülüğüne yönelik bir soru üzerine Akdoğan, "Yazmak isteyip de yazamadıkları daha ne kaldı acaba. Hakaretin her türlüsünü zaten her gün yapıyorlar" dedi.

Akdoğan, hakaret içerikli sözlerin de çoğunlukla fikir özgürlüğü bağlamında değerlendirildiğine dikkat çekerek, bu yapının halkı bilgilendirme ve aydınlatma yerine hükümete savaş açmışcasına, hasmane bir tutum içerisinde olduğunu söyledi.

Bu hasmane tutumu, uzun süredir devam eden algı operasyonun bir parçası olarak niteleyen Akdoğan, "Birtakım lobi grupları, birtakım odaklar, birtakım çevreler, buna Paralel Yapı'da katıldı, 'Türkiye'de otoriterleşme var, eksen kayması var, basın özgürlüğü yok' gibi bir propaganda yapıyor. 'Yeni bir vesayet rejimi kurmak için hükümeti nasıl devirebiliriz, nasıl tasfiye edebiliriz' gibi söylemler, bunun ayaklarından birini bu oluşturuyor. Türkiye'de şu an ideolojik yayın yapmanın ötesinde, doğrudan bir iktidar mücadelesinin parçası, bir vesayet kavgasının parçası olarak birtakım hesaplaşmalar var" şeklinde konuştu.

- "Önünde sadece AA'nın mikrofonu vardı"

Akdoğan, medyanın da bu hesaplaşmanın bir parçası olarak hareket ettiğini dile getirerek, çok farklı ideolojiye sahip gazetelerin organize bir şekilde aynı manşeti attıklarına işaret etti.

TRT ve Anadolu Ajansı'na yöneltilen sansür iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Akdoğan, "Anadolu Ajansı, özellikle parti başkanları bağlamında, hangi etkinliği yaptıysa, hangi konuşmayı yaptıysa bunların hepsini servis etmiş. Bu tabii olarak etkinliklerin yoğunluğuna göre de değişebilen bir durum. Demirtaş'ın yurt dışındaki konuşmalarında önünde sadece AA'nın mikrofonu vardı" değerlendirmesinde bulundu.

ERDOĞAN BÖYLE ŞEYE TENEZZÜL ETMEZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye gündemini etkileyecek ve belirleyecek güce sahip bir kişi olduğunu belirten Akdoğan, "Tayyip Erdoğan, 'şunu susturayım, buna baskı yapayım', böyle bir şeye tenezzül de etmez, böyle bir şeye ihtiyacı da yok" ifadesini kullandı.

Akdoğan, Erdoğan karşıtlarının her şeyi saygısız ve hukuksuz bir şekilde yaptığını, bunun Tayyip Erdoğan meselesi olmadığını, Türkiye düşmanlığına dönüştüğünü dile getirdi.

Paralel yapı ya da başkaları başarılı olduğu takdirde Türkiye'de esaret rejiminin yaşanacağına işaret eden Akdoğan, "Şimdi o 'basın özgürlüğü' falan deyip kapılarında kuyruk olanlar gıklarını çıkartamazlardı. Bunlar başarılı olsaydı bundan sonra ne demokrasi olurdu ne hukuk olurdu. Tamamen onların yönetiminde bir esaret rejimine dönüşürdü. Burada çok büyük bir oyun bozulmuştur" diye konuştu.

Akdoğan, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında hiç günahı olmadan ceza alanlarla ilgili ilerleyen dönemde bir şey yapıp yapmayacaklarına ilişkin soru üzerine, AK Parti'nin burada ilkesel bir duruşu bulunduğunu söyledi.

Tek tek dosyalarla ilgili yorum yapmak istemediğini belirten Akdoğan, "Neticede yanlış yapan, bunun hukuken sonucuna katlanmalı. Ama başka bir amaç için hukuk kullanılarak birilerine kumpaslar kuruluyorsa, onların hayatı karartılıyorsa bu da kabul edilebilecek bir şey değildir" ifadesini kullandı.

- "Tetiği bu çekti, faturayı buraya keselim' demek bazen çok sığ kalabilir"

Akdoğan, Cumhuriyet Başsavcılığının Ankara'da meydana gelen terör saldırısına ilişkin açıklamasının hatırlatılması üzerine, her terör hadisesinin siyasi bir maksadı olduğunu vurguladı. Terörün iç siyaseti dizayn etmek ve dış politikaya yön vermek için kullanılan bir enstrüman olduğunu kaydeden Akdoğan, burada da birtakım odakların ülkede siyaseti nasıl baskılayacakları, seçimi nasıl gölgeleyecekleri hesapları yaptıklarını ve bunun için terörü kullandıklarını anlattı.

Bu yüzden Ankara'daki terör saldırısını "Bu Türkiye'ye dönük bir saldırıdır" şeklinde nitelendirdiklerine işaret eden Akdoğan, şöyle devam etti:

"Bu olayda Sayın Cumhurbaşkanımızın 'kolektif terör' demesi, Başbakanımızın 'kokteyl' demesi boşuna değil. Eş zamanlı olarak üç örgütün seçimlerden sonra Türkiye'ye karşı saldırıya geçmesi... Demek ki bir yerde düğmeye basılıyor, 'Türkiye'yi nasıl karıştırabiliriz?' diye. 'Bu kimin işine yarıyor, nasıl bir siyasi amacı var, bu örgütler arasında nasıl bir işbirliği var', bunların çok iyi araştırılması gerekir. Peşinen 'tetiği bu çekti, faturayı buraya keselim' demek bazen çok sığ kalabilir. Bu 'o örgütü temize çıkaralım' anlamına gelmez. Bunların hepsi terörist. IŞİD de olsa terörist PKK da olsa terörist. Hepsine karşı bir mücadelenin içerisindeyiz."

Akdoğan, olaydan sonra yapılan yorumlara da işaret ederek, "İnsan hayatına kasteden, insan hayatı üzerinden siyaset yapan sizsiniz. Senin uzantısı olduğun örgüt insanları öldürmüyor mu? Bunun üzerinden siyaset yapan sensin. Cenazeler daha kaldırılmamışken çıkıp orada seçim propagandası yapmak, bu nasıl bir anlayıştır?" dedi.

"PKK, HDP'nin oyunu artırmak üzere IŞİD ile işbirliği yapmış olabilir mi?" sorusuna Akdoğan, "Bunların hepsi siyasete, sandığa gölge düşürmek için yapılıyor. Kimin işine yaradığına baktığınızda fatura kesilmek istenenle bambaşka bir tablo olduğu ortaya çıkıyor. Bu örgütler bölgede birçok noktada birbirine karşı gibi olurken birbiriyle iş birliği de yapabiliyor, arkasındaki güçler bunların hepsini paravan olarak kullanabiliyor" yanıtını verdi.

, IŞİD'e karşı yürüttükleri mücadeleye de değindi.

- "Makamlara bağlı bir ilişki değildir"

Özel hayatına ilişkin sorulara da yanıt veren Akdoğan, "Yemek yaparım. Hoşuma giden her şeyi yaparım. Öğrencilik hayatında Türk mutfağında ne varsa tek olarak da arkadaşlarla da yapardık" dedi.

Akdoğan, haftada bir gün spor yaptığını belirterek, daha çok yürüyüşü tercih ettiğini söyledi.

Akdoğan, çocuklarıyla çizgi film izlediğini de belirterek, "Orada hakimiyet çocukta. O hangi kanalı istiyorsa onu seyredeceksin, reklam seyretmek istiyorsa reklam izleyeceksin. 'Evde hanımın mı beyin mi sözü geçer' tartışması boş bir tartışma. Evde bebek varsa bebeğin sözü geçer" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkisine de değinen Akdoğan, "Biz hangi makamda olursak olalım, o hangi makamda olursa olsun ilişkimiz, hukukumuz değişmez. Makamlara bağlı bir ilişki değildir" dedi.

Akdoğan, Erdoğan'ın Başbakanlığı döneminde danışmanlığını da yaptığını hatırlatarak, işin merkezinde olmak açısından bakıldığında görevinin hem onurlu hem de zor olduğunu aktardı.

"Erdoğan ile birlikte olduğunuz dönemleri özlüyor musunuz? Keşke 'danışman olarak kalsaydım' dediğiniz oluyor mu?" sorusuna Akdoğan, şu cevabı verdi:

"Bu bir gönül ilişkisi olduğu için ben özlüyorum. Hadi 'çat kapı ben geldim' demekle olmuyor, artık görevleriniz var, randevu alıyorsunuz, konulu görüşüyorsunuz falan. Ama onu da aksatmamaya çalışıyorum. Tayyip Erdoğan gibi bir liderin yanında danışman olup bütün bu süreçleri yaşadığınızda her şeyle ilgilenmek zorundasınız. Bakanlığın daha dar bir alanı var. 'Hangisi daha zor' diye sorarsan danışmanlık apayrı bir kategori, çok da kolay bir iş değil."