Türkiye'nin AB sürecini destekliyoruz

Türkiye'nin AB sürecini destekliyoruz
18 Kasım 2015, 10:17

Başbakan Davutoğlu'nun davetiyle Türkiye'ye gelen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, terör, kalkınma ve mülteciler konusundaki sorunların çözümü için Türkiye'yle işbirliğinin önemine vurgu yaptı

Yunanistan Başbakanı Çipras, SABAH'a yazdı
Bölgemizde barış ve istikrar açısından zor zamanlardan geçiyoruz. Yeni bir iletişim ve temas düzeyinin, bunu sağlamaya kapasitesi ve iradesi bulunan ülkeler arasında kurulması gerekmekte. Uluslararası hukuk ve karşılıklı güven temelinde ve işbirliğine yönelik olarak: sadece gerektiği zaman değil, mümkün olan her zaman! Başbakan Sayın Davutoğlu'nun daveti üzerine 18 Kasım'da Türkiye'ye gerçekleştireceğim ziyaret, özellikle daha da kötüye gitmekte olan göçmen krizi karşısında, ilişkilerimizi bu doğrultuda yenilemek için önemli bir fırsat oluşturuyor. Böylece, bölgemizdeki çok yönlü sınamalar karşısındaki işbirliği olanaklarını ele alabileceğiz.

Güvenlik konusundaki sınamalar: Geçtiğimiz günlerde, daha önceden İstanbul, Londra, Madrid, Suruç ve Musul'da da yapmış olduğumuz gibi, Paris'te gerçekleşen menfur terrorist saldırıları hep birlikte kınadık. Şam'daki varil bombalarını, Irak'taki kimyasal silah saldırılarını ve Libya'daki idam cezalarını kınadığımız gibi.. Askeri diktatörlükler ve şiddet yanlısı İslami aşırıcılık arasındaki sahte ikilem karşısında tercihimiz açık ve nettir: hiçbiri! Güçlerini pekiştirmek için terörü kullanan unsurlara karşı birlik içinde ve kararlılıkla durmalıyız. Aynı zamanda, Suriye, Irak, Libya ve Ukrayna'daki barış, istikrar ve uzlaşıya, ayrıca Afrika'da çatışmaların çözülmesi ve ekonomik kalkınmanın sağlanmasına yönelik çabalarımızı yenilemeliyiz. Tek başımıza, ya da Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ya da Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) üyesi olarak, bölgemizdeki tutumumuzu geçmişte başarısızlığa uğradığı açık olan yöntemlere dayandıramayız. Savaş çözüm getiremez ve demokrasinin önünü açamaz. Samimi olarak bu amaca hizmet etmeye çalışan girişimler, bölgenin dinamiklerini daha iyi bilen oyuncular tarafından da ele alınmalı ve ortaklaşa kararlaştırılmalıdır. Bu konularda, ikili, bölgesel ve çok taraflı diyalog ve eşgüdümümüzü derinleştirmemizin gerekliliğinin sebebi de budur. Aynı zamanda, Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletler (BM) kararları temelinde adil ve kalıcı bir çözüm sağlanmasının, bölgemiz ve ikili ilişkilerimiz bakımından taşıdığı önemi de kabullenmemiz lazım: Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler ve diğer toplumlar dahil olmak üzere tüm halklarının güvenlik ve refahını sağlayan bağımsız ve birleşmiş, sömürge sonrası dönemin çağdışı düzenlemelerinden arınmış bir Avrupa Birliği ülkesi olarak.. Bu çabalarda, Ada'da yeşeren umut ve yakalanmış ivmeyi boşa harcamamalıyız. Son olarak, bölgemizdeki güvenlik, Ege Denizi'nde güvenlik sağlanmadan yakalanamaz. Bu da, savaş tehdidi altında ya da Yunan hava sahasının -giderek artan sayıda- ihlal edilmesiyle yapılamaz. Hükümetim tarafından atılan ilk adımlardan biri, Güven Artırıcı Önlemler konusundaki diyalogun yeniden başlatılması konusunda Türk tarafıyla anlaşmaya varmaktı. Bu diyalogu geliştirmeli, ayrıca kıta sahanlığı konusundaki İstikşafi Görüşmeler için de çaba göstermeliyiz. Gelecekteki işbirliğimizi, ancak uluslararası hukuk temelinde iyi komşuluk ilişkileri kurduğumuz takdirde sağlam temellere oturtabiliriz.

Mülteci ve göçmen krizi: Suriye ve Irak'ta barış ve Afganistan'da istikrar olmadığı sürece, bu ülkelerin vatandaşlarının kendi evlerine dönebilmeleri ve bugün karşılaştığımız mülteci ve göçmen krizinin sona ermesi olasılığının bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, göçmen akımlarıyla insancıl ve etkili bir şekilde başa çıkılması için birlikte çalışmamız bir zorunluluktur. Türkiye, Lübnan ve Ürdün'le birlikte, bunca yıldır milyonlarca mülteci ve göçmene yardım eli uzatmanın devasa sosyal ve ekonomik yükünü omuzlamaktadır. Aynı zamanda, son aylarda Yunan-Türk sınırı geçen 650.000 kişi, Yunanistan ve genel olarak Avrupa'da sürdürülemez bir durum yaratmıştır. Yunan halkı ve makamları, bu göçmen akımını idare etmek ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak için, büyük ekonomik sorunlarına rağmen ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu çerçevede, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında, göçmen akımlarını ülke içinde tutmaya, göçmenlere yardım eli uzatmaya ve mültecilerin üçüncü ülkelere yasal olarak yerleştirilmelerini sağlayan güçlü bir mekanizma oluşturmaya yönelik içerikli bir anlaşmaya varılması çok önemlidir. Bu anlaşmanın önemli bir unsurunu, Yunan-Türk işbirliğinin güçlendirilmesi oluşturacaktır: insan kaçakçılığı ağlarıyla mücadele, ikili geri kabul anlaşmasının uygulanması ve göç, polis ve sahil güvenlik unsurlarımız arasında eşgüdüm ve işbirliğinin sağlanması konularında daha yakın temaslarda bulunmalıyız.

Ekonomik kalkınma: Özellikle mevcut ekonomik krizlerin aşılması ve yenilerin önlenmesi konusunda bağlarımızın her zamankinden daha hayati olduğu bu dönemde, Yunanistan ve Türkiye, enerji, ulaştırma, turizm, kültür ve ticaret bağlarının oluşturulması suretiyle üç kıtanın birbirine bağlanmasında önemli bir role sahiptirler. İkili düzeyde oluşturduğumuz Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) bu bağlamda temel bir araçtır. Yaklaşmakta olan dördüncü toplantısında, yukarıdaki konularda, az sayıda ancak geleceğe dönük ve içerikli anlaşmalara odaklanmalıyız. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci, demokratik reformların daha da ileri taşınması amacına da yönelik olmak üzere, bu genel çerçeve içinde özel önem taşımaktadır. Yunanistan, sürecin gerek Türkiye, gerek AB için karşılıklı yararlarını, ayrıca, ikili ilişkiler ile bölgemize olası katkılarını teslim etmekte ve bu süreci desteklemektedir.

Aleksis Çipras