3 istihbaratçıdan dikkat çeken Paralel Yapı analizi

3 istihbaratçıdan dikkat çeken Paralel Yapı analizi
19 Kasım 2015, 11:06

Eski Emniyet Müdürleri Emin Arslan, Hanefi Avcı ve Sabri Uzun TRT Haber'de "Paralel Devlet Yapılanması"nın gerçek yüzünü gözler önüne serdi.

Paralel Yapı'ya karşı oldukları ve karşı durdukları için mağdur edilen ve ikisi mahkumiyet alan üç emniyet müdürü; Hanefi Avcı, Sabri Uzun ve Emin Arslan ilk kez bir araya geldi ve yaşadıklarını anlattı...


HER DÖNEMDE FARKLI SUÇLAMA

Emin Arslan, farklı devirlerde, farklı suçlamalara maruz kaldığını belirterek, "Bazen aşırı solcu oldum, bazen Bulgar Alevisi, bazen Fethullahçı dediler. 2008'de 2. Ergenekon iddianamesinde Zekeriya Öz adımı geçiriyor. Şimdi anlaşılıyor ki 2008'de İBDA-C üyesi olarak dinlenmişim. Hanefi Avcı benim için 'Ben yaparım o yapmaz' deyince onun da başı yandı." dedi.


3 Temmuz'un bir şike operasyonu değil sistemi ele geçirme operasyonu olduğunu vurgulayan Arslan, "3 Temmuz 2011 bir Şike Operasyonu değildi. O alanda da sistemin ele geçirilmesi operasyonuydu. Eskiden bu örgüte dokunan yanardı. Şimdi rahatlıkla tartışılıyor, konuşuluyor. Şu an Paralel Yapı operasyonlarında koordine eksikliği var ve bazı görevliler bu operasyonları sulandırmaya çalışıyor." dedi.

"KADROLARDAKİ CEMAAT MENSUPLARI GÖREVİNİ YAPMIYOR"

Hanefi Avcı "Cemaat'in polis, yargı, MİT imamları belli. Bunların ilişkileriyle ilgili hiçbir şey duydunuz mu?. Cemaat ile mücadele eden kadrolar içinde hala Cemaat mensupları var, aktif görevlerini yapmıyorlar." dedi.

"MESELE AK PARTİ MESELESİ DEĞİL"

Tüm siyasi partileri Cemaat'e karşı tavır almaya çağıran Avcı "Bu mesele AK Parti-Cemaat meselesi değil, Bu cemaatle devlet arasında, toplumun tüm katmanlarını etkileyen bir mesele. Tüm siyasi partiler buna göre tavır almalıdır. Bu kadar büyük bir yapı ile mücadele edilirken devletin ilgili yapılarında koordinasyon sorunu oluşuyor" şeklinde konuştu.

"EN GÜÇLÜ İSTİHBARAT RAPORLARI CEMAATİN ELİNDE"

Cemaat ile ilgili çok kritik noktalara dikkat çeken Sabri Uzun ise "Eğer 17-25 Aralık olmasaydı İzmir'de ilk başta 5000 civarında, arkasından da 10-15 bin kamu görevlisi içeri alınacaktı. Böyle bir örgüt modelini (Cemaat'ten bahsediyor) arıyorum, arıyorum; dünyada yok! O dönem hayat ile bağım çok azalmıştı, inancım da zayıf olsaydı yaşamaz olurdum şimdi. Her haftalık toplantıda her Cemaat mensubu o haftanın raporunu vermek zorunda. Türkiye'de en güçlü istihbarat raporları halen cemaatin elinde" dedi.