"DAEŞ'i vurmaya devam edeceğiz"

DAEŞ'i vurmaya devam edeceğiz
04 Aralık 2015, 09:07

Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar dönüşü uçakta gazetecilere konuştu: Suriye'de ABD ve koalisyon güçleriyle birlikte mücadelemizi aralıksız devam ettireceğiz. Rusya ile Türkiye arasındaki mesele, sosyal medya üzerinden değil ancak masada konuşarak çözülebilir

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Katar dönüşü uçakta gazetecilere, Rusya ile ilişkilerden Suriye'deki son gelişmelere ve Katar'daki temasların içeriğine kadar gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CB: Bir Katar seyahatini de böylece tamamlamış olduk. Bu ziyaretimizde, Türkiye-Katar arasında Yüksek Stratejik Komite Birinci Toplantısı'nı gerçekleştirdik. Bu toplantıların, her iki ülke arasındaki ilişkileri çok daha güçlendireceğine inanıyorum. Katar'daki toplantıyı 15 anlaşmayla bitirdik ama, çalışma yemeği sırasında 16. anlaşmayı da karara bağladık. O da iki ülke arasında vizelerin kaldırılması olayı. Bu körfez bölgesi açısından da, vizeyi karşılıklı olarak kaldırdığımız ülkelerin sayısının artması açısından da önemli bir gelişme. Biliyorsunuz, bir sıkıntı olmazsa, 2016'da AB'de de vizeler kalkmış olacak. Katar'ın bu vesileyle, bölgedeki gelişmelerle ilgili olarak her anlamda Türkiye'nin yanında olduğunu göstermesi de önemli. Başbakanlık dönemim de dahil, Katar'la ilişkilerimiz sürekli olumlu istikamette gelişti.

KATAR'DA ASKERİ ÜS HAZIRLIKLARI

Türkiye'nin Katar'da askeri üs meselesi vardı. Bununla ilgili bir gelişme var mı?
Burada herhangi bir engel ya da sıkıntı söz konusu değil. Askerlerimiz ve Milli Savunma bakanlarımız Katarlı muhataplarıyla görüşme halinde. Görüşmeler doğrultusunda, askeri üs noktasında tahsis edilen bölgelerde bu yerleşim yapılacak. Katar'la ortak bir askeri tatbikatımız da oldu. Tatbikatın ardından, 94 personelimiz halen orada çalışmalarını sürdürüyorlar.

Suriye konusunda yeni kararlar alındı mı?
O noktada sorun yok. Ilımlı muhalifleri destekleme konusunda, Katar da baştan beri işin içinde.

DAEŞ bir yandan, YPG bir yandan Azez'i bombalıyor. Azez düşerse orayı DAEŞ bile alsa YPG sonra geri alacak. DAEŞ'le savaşacak tek güç olarak YPG kalacak. Yakında Türkiye'nin uluslararası koalisyonla bir operasyon yapması muhtemel mi? ABD Türkiye'yi bu hususta oyalıyor olabilir mi?
Suriye'de siyasi geçiş sürecini sağlamak üzere DAEŞ ile mücadele sürecek. Paris'te yaptığımız görüşmede Sayın Obama'nın yaklaşımı da son derece olumluydu. Koalisyon güçleriyle birlikte, bölgede mücadelemizi aralıksız devam ettireceğiz.

BU İŞLER MASADA ÇÖZÜLÜR

Rus Dışişleri Bakanı Lavrov Belgrad'da Sayın Çavuşoğlu'ya görüşmeyi reddetmeyeceğini açıkladı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Lavrov ile Çavuşoğlu geçenlerde bir telefon gürüşmesi yapmıştı. Belgrad'da görüşme hususunda zaten olumlu bir cevap söz konusuydu. Rusya ile Türkiye arasındaki bu durumu süratle aşabilmek mümkün. Diplomatik yollarla bu işlerin çözülebileceğini düşünüyorum. Bunlar masada aşılır. Medya üzerinden, sosyal medya üzerinden aşılmaz; taraflara bir şey de kazandırmaz, tam tersine kaybettirir.

Peki 15 Aralık'taki ÜDİK toplantısının olmasını beklemeli miyiz?
Bu toplantının ev sahipliği sırası Rusya'da. Dolayısıyla davet onlardan gelecek. Tabii şu anda ne gelir ne gider bilmiyorum.

Rus pilot için Türkiye'de düzenlenen askeri tören, Rus televizyonlarında yayımlanmadı. Halk buna rağmen, sosyal medya üzerinden, kısmen de muhalif medya üzerinden haberdar oldu. Sizin Rusya toplumuna yönelik bir mesajınız var mı?
Pilotun naaşının tüm hassasiyetlere riayet ederek Rusya'ya tevdi edilmesi gerekiyordu. Bu hususta hükümetimiz ve silahlı kuvvetlerimiz bize yakışanı yaptı. İlk etapta Rus pilotun naaşını kendi uçağımızla göndermeyi konuştuk. Ama karşı taraf naaşı kendi uçaklarıyla almak istediğini söyledi. Ayrıca Türkiye'de dini ritüeller de Ortodoks bir rahip tarafından ifa edildi.

Rusya'nın Akkuyu'da inşa ettiği nükleer santral yapımı mevcut süreçten nasıl etkilenir?
Bu hususta Rusya'nın olumsuz bir açıklaması yok. Tam tersine halihazırda devam eden bir süreç var. Rusya'nın nükleer santral yapımında kullanmak üzere buradaki banka hesaplarına yatırdıkları ciddi bir rakam var. 300 civarında mühendisimizi Rusya'ya göndermiştik, onlar orada eğitim alıyorlar. Sadece Türk Akımı konusunda rakamlar ve benzeri konularda bazı görüş ayrılıkları vardı. Bu da projenin rafa kaldırılmasına neden oldu.

15 BİN ASKER BİZİM SINIRIMIZDA

Suriye rejimi ya da Rusya eliyle, Lazkiye- Cisruşşugur-İdlib arasında PYD'nin güç tahkim etmesine yarayacak bir tablo oluşursa Türkiye'nin tavrı ne olur?
Biz bu husustaki tavrımızı defaatle açıkladık. Koalisyon güçlerinin mücadelesi öncelikle DAEŞ ve terör örgütlerine karşı. Terör örgütlerinin tümüne karşı olduğumuzu her zaman söyledik. Suriye'de Türkmenlerin olduğu bölgede YPG yok, PYD de yok. DAEŞ'e karşı koalisyon güçleriyle beraber mücadele ediyoruz. Obama'yla da konuştuk, havadan koalisyon güçleri mücadele ederken, karada ise Özgür Suriye Ordusu, ılımlı muhalifler mücadele edecek. Bu arada 98 km'lik hat üzerinde bizim 15 bin askerimiz olduğu yönündeki kimi haberlerde bir yanlışlık söz konusu. Bahsedilen 98 km, bizim sınırımızda değil, daha güneydeki bir bölgede. Orada Özgür Suriye Ordusu var. Kendi sınırımızdaki 15 bin askerimiz ülkemizin güvenliğini sağlamakla meşgul. Eğit-Donat da devam ediyor. Temenni ederim ki özellikle Türkmenlerin olduğu bölgedeki yaşanan sıkıntılar bir an önce aşılır.

Tahir Elçi'nin öldürülmesinin ardından Demirtaş'ın 'Polis kurşunu ile ölmüştür' yolunda bir açıklaması oldu. Bir de Elçi'nin ölmeden önce hendeklerin kapatılması, operasyonların hafiflemesi için insanların sokaklardan çekilmesi doğrultusunda açıklamaları vardı. Bu çağrılar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sayın Elçi'nin o açıklamalarına kimse bir şey diyemez. Bunlar hem makul, hem muteber açıklamalardır. Olayın aydınlanmasını bile beklemeden hemen polis kurşunu ile ölmüştür şeklinde bir yaklaşım sergilemek, o zatın maalesef her zamanki alışkanlığı. Hatırlarsanız, Ankara'da garın önündeki hadisenin akabinde de hemen, 'Katil devlettir' demişti. Olay aydınlanmadan bu tür ifadeler kullanmak, siyasetçiye yakışan bir şey değil. Ama kimileri, 'Çamur at izi kalsın' mantığıyla hareket ediyor.

780 BİN KİLOMETREDE HİZMETE DEVAM

'Çözüm süreci buzdolabında' dediniz. Milli birlik ve kardeşlik projesi, PKK'ya rağmen başka bir şekilde devam edemez mi?
Milli birlik ve kardeşlik projesi, zaten bu işin bütününü kapsıyor. Şu an yeni bir arayış içerisine girmeyi gerektiren bir durum yok. Ama çok farklı bir şey ortaya çıkarsa, tabii ki bir değerlendirme yapılabilir. Siz eğer benim Kürt vatandaşlarımı veya bölgeyi zerre kadar seviyorsanız, belediyelerin araçlarını o tür hendekler kazmak için kullanmazsınız. Kullanıyorsanız, sevgi yok demektir. Ama birileri öyle yapıyor diye, biz o bölgelere hizmeti kesmeyiz. 780 bin kilometrede yollarımız, hava limanlarımız, okullarımız, hastanelerimiz devam edecek.

Başkanlık sistemi meselesinin hükümet programında yer alış biçimiyle ilgili değerlendirmeniz nedir?
Hükümet programını 6-7 başlık çerçevesinde ben de gördüm. 2002 çıkışımız burada daha da güçlenerek, güncellenerek devam ediyor. Ülkemizin mevcut ihtiyaçları da göz önüne alınmış. Yeni anayasa da tabii ki önemli bir ihtiyaç. Yeni anayasa, şüphesiz ki başkanlık sistemiyle güç kazanacaktır. Başkanlık sistemine de hükümet programında yer verilmiş vaziyette. Şu anda tabii ki hükümetin gücü tek başına buna müsait değil. Ama bu, parlamentodaki diğer partilerin desteği ya da anayasa değişikliği için referanduma destek vermeleri halinde, pekala mümkün olabilir. Bu hususta, anayasa değişikliği yapılsa bile, değişiklik referanduma götürülmeli. Zira milletin bu işi sahiplenmesi, buna ayrı bir güç katar.

ÇİFT BAŞLILIK ORTADAN KALDIRILMALI
Geçenlerde partili cumhurbaşkanlığı meselesinden bahsettiniz. Başkanlık sistemi konusunda parlamentoda bir konsensus sağlanamadığı takdirde, partili cumhurbaşkanlığı sayesinde Türkiye mevcut yapısal tıkanıklığını aşabilir mi?
Tabii ki aşar. Çift başlılığı ortadan kaldırmak lazım. Aksi takdirde, birbirinizi ne kadar sevseniz de, geçmişte ne kadar beraber olsanız da, zaman zaman sıkıntılar söz konusu olabilir. Ama partili cumhurbaşkanlığı olduğu zaman, Fransa'daki sistemin farklı bir versiyonu söz konusu olacak demektir. Bunun da ayrı bir güç katabileceğini düşünüyorum.

Üzerinde uzlaşma sağlanması daha kolay bir seçenek olarak geliyor herhalde size?
Evet öyle düşünüyorum.

"ŞARTLAR YERİNE GELİRSE İSRAİL'LE İLİŞKİLER DÜZELİR"

Geçen gün İsrail radyosuna 'İlişkileri tamir edebiliriz' şeklinde açıklamanız oldu.
Benim öyle bir beyanatım olmadı. 'İsrail ile ilişkiler düzelebilir mi' şeklinde, ayak üstü bir soru yöneltildi. Ben de 'Neden olmasın? Yeter ki şartlar yerine getirilsin' demekle yetindim. Malum özür şartı yerine getirildi. Ancak tazminat ve ambargonun kalkması yerine getirilmedi. Getirilirse ne ala... Mesçidi Aksa'ya yönelik ihlallere karşı çıkan İsrailliler de var. Uluslararası camiada saygınlığı olan Museviler, ilişkileri nasıl düzeltebiliriz diyerek bize geliyorlar. Ama tam bunları konuşurken, bir bakıyorsunuz, Gazze bombalanıyor, Mesçidi Aksa'ya saldırılıyor, süreç de akamate uğruyor.

Hilal Kaplan / Sabah.com.tr