'Sen fazla uçmuşsun biraz burnun sürtsün'

'Sen fazla uçmuşsun biraz burnun sürtsün'
17 Aralık 2015, 09:57

Deniz Seki'ye sorgusunda, "Sen biraz fazla havalara uçmuşsun burnun yere sürtsün" dediği iddia edilen savcı, Balyoz ve MİT görevlilerine ilişkin soruşturmaları da yürüten Bilal Bayraktar'dı

Deniz Seki'nin 6 yıl 3 ay hapse mahkûm olduğu dosyada karşısına, kamuoyunun sonradan yakından tanıyacağı iki savcı çıktı. Balyoz soruşturmasını yürüten Bilal Bayraktar'dı diğeri ise MİT mensuplarını hukuksuz şekilde soruşturan ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ameliyata gireceği anda MİT müsteşarını ifadeye çağıran Savcı Sadrettin Sarıkaya...

AYM ÜYESİ: ARAMA HUKUKSUZ
Deniz Seki, hakkındaki dosyayı yapan Özel Yetkili Savcı Bilal Bayraktar ile ilk kez Beşiktaş Adliyesi'nde savcılık sorgusu sırasında karşılaştı. Mekân, o ünlü adliyenin 5. katındaki küçük bir odaydı. Avukatının iddiasına göre, Savcı Bayraktar ünlü sanatçıya, "Sen fazla havalara uçmuşsun, biraz burnun yere sürtsün" dedi. 4 gündür jandarma nezarethanesinde tutulan Seki bu sözler üzerine şoke oldu. Çünkü jandarmada yöneltilen sorulara cevap vermemişti. Savcıya güveniyordu ve tüm iddiaları cevaplayıp aklanmayı bekliyordu. Savcı Bilal Bayraktar, Balyoz ve Hakan Fidan'ın da aralarında bulunduğu MİT görevlilerine ilişkin soruşturmada da görev alan isimdi. Ünlü sanatçının Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) yaptığı hak ihlali başvurusu reddedilse de karara muhalefet şerhi koyan üye Serdar Özgüldür, gerekçe yazısında soruşturma evresindeki çeşitli hukuksuzluklarına ilişkin önemli tespitlerde bulunuyordu. Özgüldür'e göre otel odasındaki arama açıkça hukuka aykırıydı. Çünkü mahkemeden yeni bir arama kararı talep edilmemişti. Jandarma sadece savcının olağanüstü hallerde kullanması gereken arama talimatı ile hareket etmişti. Avukat hazır bulundurulması için çaba sarf edilmeyen bu aramada ele geçirilen deliller de hukuken kullanılamazdı. Hatta arama tutanağına sadece bir polis ve kim olduğu meçhul bir şahıs imza atmıştı. Ayrıca şehrin ortasında, operasyonu jandarma yapmıştı. AYM üyesi Özgüldür, bu gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini düşünüyordu...

SAVCI SARIKAYA DEVRALDI
Dava sürecinde duruşma savcılığını ise sonradan MİT soruşturması savcısı olan Sadrettin Sarıkaya devraldı. Özel Yetkili Mahkeme'nin dosyaya baktığı sırada ilk duruşma savcısı olan Selim Berna Altay, Deniz Seki'nin sıfatını "yardım eden" olarak belirlemişti. Bu durumda alacağı ceza 3 yıl 1 ay 15 gündü. Sonradan duruşma savcılığını devralan Salim Duran da aynı mütalaayı tekrar etti. Fakat mahkeme bu talebin aksine uyuşturucu ticareti suçlaması ile 6 yıl 3 ay ceza verdi. Savcı Duran dosyayı Deniz Seki lehine Yargıtay'a temyiz etti ama tam bu esnada Ankara'ya tayini çıktı. Sadrettin Sarıkaya, duruşma savcılığını devralınca her şey bir anda Deniz Seki'nin aleyhine döndü. Sarıkaya uzun süre gerekçeli temyiz dilekçesini vermedi. Avukatların sıkıştırması üzerine temyizi geri çekeceğini belirtip bir süre sonra da dediğini yaptı ve temyiz başvurusunu geri aldı.

SEKİ'NİN AVUKATI AİHM'YE BAŞVURDU
Deniz Seki iç hukuk yolları bitince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdu. Seki'nin avukatı, 25 Kasım günü AİHM'ye verdiği dilekçede müvekkilinin hukuksuz şekilde dinlendiğini, meşruiyeti Anayasa Mahkemesi üyesi tarafından da tartışılan bir aramada ele geçen hukuksuz deliller ile suçlandığını ve Özel Yetkili Mahkeme tarafından savcının mütalaasında istenen suçtan bile fazla bir hapis cezasına çarptırıldığını anlattı. Dosyada telefon tapelerinden başka delil bulunmadığı, savcı ve mahkeme heyetinin başka delil arayışına girişmediği, böylece müvekkilinin hukuksuz şekilde hapse mahkûm edildiği kaydedildi. Maddi ve manevi zararının olduğunu kaydeden Seki, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.