ABD'deki PKK'lı Türkiye'ye iade ediliyor!

ABD'deki PKK'lı Türkiye'ye iade ediliyor!
20 Aralık 2015, 11:08

1988’de iki jandarmayı şehit eden PKK'lıların arasında Murat Karayılan'la birlikte yer alan İbrahim Parlak, ABD’ye kaçmıştı. Parlak’ın sığınma başvurusunda yalan söylediği anlaşılınca Türkiye’ye iade kararı çıktı. Ancak Kongre iki kez yasa çıkarıp kararı erteledi. Ertelemenin süresi bu hafta doluyor

İbrahim Parlak ve Murat Karayılan'ın da aralarında bulunduğu PKK'lı grup 1988'de Suriye sınırından Türkiye'ye geçerken Jandarma ile girdikleri çatışmada iki askeri şehit etti. Üzerinde Kalaşnikof ve el bombasıyla yakalanan İbrahim Parlak, 16 ay hapis yattıktan sonra, sahte pasaportla ABD'ye kaçarak burada siyasi iltica talebinde bulundu.

"KİMLİĞİNİ GİZLEYEREK BAŞVURDA BULUNDU"

Parlak ABD'ye varışının ardından Michigan'da kendine yeni bir hayat kurdu. Cafe Gülistan isimli bir restoran açtı. ABD'li bir kadınla evlendi ve Livia adında bir kızları oldu. Yaşadığı bölgede yardım faaliyetlerine katıldı ve ABD'li dostlar edindi. Yaptığı Yeşil Kart başvurusu kabul edildi ve bu kez Vatandaşlık için başvuruda bulundu. Ancak Parlak'ın başvuruları yaparken PKK'lı kimliğini gizlediği ve iki şehitli saldırıdan hiç bahsetmediği belirlendi. Yalan beyandan hakkında dava açıldı ve 16 ay hapis yattı.

"HALA PKK'YI DESTEKLİYOR MUSUNUZ?"

Bu sırada ABD'deki çevresi 'Free Ibrahim' (İbrahim'e özgürlük) isimli bir kampanya başlattı ve bu kampanya New York Times gibi ABD gazetelerinde de çok geniş yer buldu. Daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Parlak, davanın son duruşmasında 'Hala PKK'yı destekliyor musunuz?' sorusunu 'Tabii ki' diye yanıtlayınca hakim sınır dışı kararı verdi. Ancak karara tepki o kadar büyüdü ki Michigan Senatörü Carl Levin devreye girdi. İç Güvenlik Bakanlığı'ndaki etkisini de kullanarak Kongre'den kararın ikişer yıl ertelenmesi için iki kez karar çıkarttı.

ARTIK KAÇIŞ YOK!

Ancak ABD'li senatör geçen yıl emekli oldu. Yerine aynı bölgeden seçilen iki senatör ise Parlak'ın ülkede kalmasına sıcak bakmadı. Levin'in son aldırdığı kararın süresi önümüzdeki hafta doluyor. Kongre 3 haftalık Noel tatiline girdiği için yeni bir erteleme kararı çıkarılması mümkün değil. Parlak dün ABD basınına, 'FBI'ın kapımı çalıp beni götürmesini bekliyorum. Bu artık her an olabilir' dedi. Parlak'ın avukatı da, 'Bize tuzak kurdular. Süre dolumunu yeni bir karar çıkmaması için Noel tatiline denk getirdiler. Türkiye perde arkası pazarlıklarla Parlak'ı almaya çalışıyor' diye konuştu.

BU ADAM TAM BİR TERÖRİST

Parlak'ı mahkemede 7 avukat savundu. Ancak lehte bir karar çıkmasını 37 yaşındaki genç savcı Mark Jebson'ın Parlak için mahkemedeki son sözleri büyük ölçüde engelledi: İbrahim Parlak ona PKK ile ilgili sorduğum tüm sorularda itirafta bulundu. Lübnan'daki PKK kampında bulunduğunu, Suriye sınırından Türkiye'ye girerken silahlı olduğunu itiraf etti. Yeşil Kart ve vatandaşlık başvurusu yalanlarla dolu. Hala PKK'yı desteklediğini söylüyor. Dünyada bazı ülkelere göre Usame Bin Ladin bir özgürlük savaşçısı. Ladin bir Özgürlük savaşçısı değil terörist. İbrahim Parlak da özgürlük savaşçısı değil, bu adam tam anlamıyla bir terörist. Bu konuşma sonrasında ABD'li kadın hakim Elizabeth A. Hacker 59 sayfalık kararla Parlak'ın Türkiye'ye sınır dışı edilmesine karar verdi.

"FBI HER AN KAPIMI ÇALABİLİR"

ABD'de kendisine bir restoran açan ve sosyal bir çevre edinen Parlak (53), kendisinden 14 yaş küçük Michele Gazzolo adlı bir ABD'li doktora öğrencisiyle evlendi. Livia isimli bir kız çocuğu oldu. Çift daha sonra ayrıldı. Parlak şimdi dostlarına, "Her an FBI'ın kapımı çalıp beni Türkiye'ye teslim etmesini bekliyorum" diyor.

VATANDAŞLIK TALEBİ 3 KEZ REDDEİLDİ!

Demokrat Senatör Carl Levin ile Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi milletvekili Fred Upton üç kez Parlak'ı ABD vatandaşı yapmak için Amerikan Senatosuna ve Amerikan Kongresine özel yasa önergesi verdi. Ancak Parlak'a Amerikan vatandaşlığının yolunu açan yasa senato ve kongre tarafından kabul edilmedi. Yasa önergesinde, PKK'lı Parlak için "O örnek bir göçmen iyi bir yurttaş, olmuştur" denildi.

Kaynak: Vatan Gazetesi / Uğur Koçbaş