Seçilen Cumhurbaşkanı sembolik olmaz

Seçilen Cumhurbaşkanı sembolik olmaz
25 Aralık 2015, 09:41

Başkanlık sistemi Türkiye için neden gerekli? Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı ve Yeni Yüzyıl Gazetesi Baş Yazarı Prof.Dr. Atilla Yayla, başkanlık sisteminin avantajlarını A Haber’de yayınlanan Canan Barlas ile Gündem programında anlattı. Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesi gerektiğini belirten Yayla, "Halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı’ndan sembolik olması beklenemez" diye konuştu.

Başkanlık sistemi Türkiye için neden gerekli? Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı ve Yeni Yüzyıl Gazetesi Baş Yazarı Prof.Dr. Atilla Yayla, başkanlık sisteminin avantajlarını A Haber'de yayınlanan Canan Barlas ile Gündem programında anlattı. Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesi gerektiğini belirten Yayla, "Halk tarafından seçilen bir Cumhurbaşkanı'ndan sembolik olması beklenemez" diye konuştu.

"SEÇİLEN BİR CUMHURBAŞKANI'NDAN SEMBOLİK OLMASI BEKLENEMEZ"

'82 Anayasa'sı ile askerde bir bürokratik vesayet sistemi tesir etti, daha doğrusu bu sistemi kuvvetlendirdi. Çünkü, demokratik siyaset demokratik usüllerle gelen hükümetin alanını sınırlamak istiyorlardı. Bundan dolayı cumhurbaşkanına yürütme üzerinde yasama üzerinde yargı üzerinde normalde parlamenter sistemde bulunmaması gereken yetkiler verdiler. Parlamenter sistemde cumhurbaşkanı tamamen semboliktir. Bu sistem iyi kötü işlerken malum 367 rezaleti ortaya çıktı. 367 rezaleti ortaya çıkınca muhafazakar bir siyasi hareket olarak ak parti yasama üzerinden bu kilidi açmaya çalıştı ve sistemi değiştirdi. Aslında Kemalistler sebep oldu bu sistemin değişmesine. Yani referandumla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kabul edildi. Şimdi halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanının parlamenter sistem içerisinde sembolik bir cumhurbaşkanı olarak kalmasını bekleyemezsiniz. Tabi Tayyip Erdoğan gibi hevesleri olan ve toplumda karşılığı olan başarılı bir lider. Halk tarafından seçilmiş bir lider. Çankaya'da Süleyman Demirel gibi oturmaz. Bir tarafından daha siyasileşti cumhurbaşkanı makamı bir taraftan da demokratik meşruiyeti arttı. Dolayısıyla Türkiye bir karar vermek zorunda. Türkiye parlamenter bir sistem olacaksa doğru dürüst parlamenter sistem olmak zorunda, başkanlık sistemine geçecekse başkanlık sistemini tesis etmek zorunda.'

"MEŞRU OTORİTENİN KARAR VERME YETKİSİNİ REDDEDEMEZSİNİZ"

Liberallerin gezi darbe girişimindeki tavrını yanlış bulan Yayla, "Kamusal bir alanla ilgili kararda herkesin meşru otoritenin yanında olması gerekiyordu" diye konuştu.

'Gezi çok tipik bir olay olduğu için gezi üzerinde biraz durmak lazım. Şimdi şöyle düşünelim gezi kamusal bir alan, özel mülk altında olan bir alan değil. Gezide ne yapmak gerekir diye bir soru ortaya çıkarsa bir sürü alternatif sayabilirsiniz. Gezide apartman blokları yapılabilir, yüzme havuzu yapılabilir, otopark yapılabilir, kütüphane yapılabilir, park olabilir, rezidans yapılabilir... 10 tane 15 tane alternatif çıkar ortaya. Burada problem şu: hangi alternatifi takip etmeliyiz biz, hangisini yapmalıyız... Kim karar verecek hangisini takip etmemiz gerektiğine. Kim karar verecek... Seçilmiş meşru otorite karar verecek. Seçilmiş meşru otorite nedir? Belediye meclisidir, belediye başkanıdır, Ankara'daki hükümettir. Normal şartlarda gelişen bir demokraside bunu Ankara'daki hükümetin hiç ilgilendirmemesi gerekir. Mahalli bir olay olması gerekir. Türkiye'nin idare sistemi, Türkiye'nin siyasi gelenekleri bu tür şeylerin merkezin problem olmasına sebep olabiliyor. Fakat Ankara bile karar verecek olsa Ankara'nın karar vermesi meşrudur. Neden, çünkü seçimle gelmiştir. Bu şu anlama gelmiyor, Ankara'nın vereceği karar doğrudur anlamına gelmiyor. Karar yanlış da olabilir. Ama karar yanlış diye meşru otoritenin karar verme yetkisini de reddedemezsiniz. Gezide problem bu. Bunu farkına varamadılar. Taksim dayanışması diyor ki: benim dediğim olacak. İyi de siz kimsiniz yani temsil kabiliyetiniz nereden geliyor, kimi temsil ediyorsunuz ve nasıl temsil ediyorsunuz?'

"PARALEL YAPIYLA MÜCADELE EDİLMESİ GEREKLİDİR"

Yayla, programda paralel yapının şifrelerini de anlattı.. Bu yapının siyaseti aşan bir hedefi olduğunu söyleyen Yayla, örgütün, "Biz devleti kontrol edersek kim gelirse gelsin kontrol bizde olur" anlayışları olduğunu belirtti.

'Türkiye'nin en yaygın cemaatlerinin birisinin içerisinde paralel devlet yapılanması dediği bir yapılanma var. Bu yapılanma bir çeşit devlet içerisinde devlet veya iç devlet diyebileceğimiz bir şey. Yapmak istedikleri şey, Kemalistleri çok iyi anlamışlar, sistemin dinamiklerini çok iyi çözmüşler. İktidara kim gelirse gelsin gerçek devlet iktidarı bizde olsun dediyse bu paralel yapılanma da hangi parti iktidara gelirse gelsin bürokrasideki güç odaklarını kontrol altına alalım ve iktidar bizde olsun diyor. Bu çok akıllıca bir düşünce. Çünkü uzun vadede asıl devlet güzünü kullananlar bürokratlardır. Politikacılar onlarla karşılaştırıldığında aslında zavallıdır. Gelip geçicidir, yolcudur, bürokratlar hancıdır.bu sistemi böyle okuduğu için bu yapılanma işte 40-50 yıldır adam yetiştiriyor ve belli yerlere yerleştiriyor. Tabi bu zaman içerisinde çok güçlendi. Ak parti'yi de bundan dolayı da suçluyorlar niye bunlarla işbirliği yaptı diye... Ben orada bir problem olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bunlara bu insanlara mesela o cemaate mensup oldukları için kamu görevine almasaydı ayrımcılık yapmış olurdu. Ortada bir problem olmadığına göre cemaat mensubu olsa da olmasa da gelecekti kamu görevine. Fakat bu yapılanma bir iktidar hırsı içerisinde siyasi otoritenin yetkilerine ortak olma talebinde bulunuyor. Bu gayrimeşrudur. Yine yönteme geliyoruz. Şimdi istiyorsanız parti kurun ya bir partinin ana kanatlarından biri olun. İktidara gelin. Milli eğitim bakanlığını nasıl dizayn edecekseniz edin. Mitin başına kimi müsteşar olarak atayacaksanız atayın. Kürt problemini Kürtleri öldürerek mi çözecekseniz, dershanede beynini yıkayarak mı çözecekseniz çözün. İsrail'de nasıl iş kurmak istiyorsanız kurun. Bunlar meşrudur iktidarsanız. Ama siz halktan almadığınız bir ruhsatı bürokrasi içerisindeki gücünüze dayanarak kullanamazsınız. Bu gayrimeşrudur gayri demokratiktir. Hukukun hakimiyetine de aykırıdır aynı zamanda. Dolayısıyla bu yapıyla mücadele edilmesi gereklidir.'