Almanya insan haklarında sınıfta kaldı

Almanya insan haklarında sınıfta kaldı
07 Ocak 2016, 14:12

Sakarya Üniversitesi'nin hazırladığı rapor, Almanya'da devlet şiddeti, yabancı düşmanlığı, etnik ve dini ayrımcılığın her geçen gün arttığını ortaya koydu.

Sakarya Üniversitesi Diaspora Araştırmaları Merkezi (DİAM) Almanya'daki Türklerin yaşadıkları hak ihlalleri hakkında "Almanya 2014 Hak ve Özgürlükler Raporu" isimli bir rapor hazırladı. Raporda, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın demokrasi açısından örnek alınacak bir ülke konumuna geldiği fakat, söz konusu yabancılar olunca işlerin tamamen değiştiği belirtildi.

Raporla ilgili açıklamalarda bulunan DİAM Müdürü Doç. Dr. Bünyamin Bezci, Almanya'da söz konusu yabancılar olduğunda, demokratik toplumsal ilişkilerin sorunlu bir hal aldığını belirterek, bu nedenle gelişmiş bir demokratik ülkede de insan hakları ihlallerini araştırmanın anlamsız olmadığını ifade etti. Bezci açıklamasında, "Özellikle gözaltına alınan yabancılara şiddet uygulamalarına rastlanmıştır" dedi.

Bezci'nin bu ifadeleri akıllara 2014 yılında Almanya'daki bir göçmen merkezinde çekildiği iddia edilen bir fotoğrafı getirdi. Sosyal medyada büyük tepki çeken fotoğrafta iki güvenlik görevlisinin Cezayirli bir sığınmacıya şiddet uyguladığı görülüyordu.

Araştırma sonuçlarında, Almanya'da yaşanan ayrımcılık türlerinde ilk sırayı etnik kökenin aldığını ve dini ayrımcılığın halen önemli oranda hissedildiğini belirten Bezci, "Aslında genel olarak araştırma merkezine baktığımızda, temelde 4 ayağı olacağını tasarlıyoruz. Bunları olgunlaştırmaya ve kurmaya çalışıyoruz. Bunlar, hak ve özgürlükler, ayrımcılık, özellikle Avrupa'da Türkiye kökenlilerin sıkça karşılaştığı İslam düşmanlığı meselesi ve göçle ilgili sorunlar. Bu bağlamda aslında araştırma merkezimizin özellikle ilk ayağını güçlendirmek için böyle bir insan hakları raporu hazırlamayı düşündük." dedi.

Bezci, araştırmalarında 2014'ü baz aldıklarını ifade ederek, "2014 yılında bir anlamda Almanya'daki hak ihlallerinin bir fotoğrafını çekmek istedik. Aslında bunun sadece bir fotoğraf olduğunu kabul etmek lazım. Bu bir röntgen, derinlemesine inceleme değil. Bu incelemeyi de 2016 yılı için tasarlıyoruz" dedi.

Almanya gibi gelişmiş Batı ülkeleri ve gelişmiş demokrasilerde insan hakları ihlallerini incelemenin her zaman anlamlı olmadığını belirten Bezci, şunları kaydetti:

"2014 yılında aslında bir sorun yumağını nedir? Ne değildir? Bunun genel bir yapısını ortaya çıkarmaya çalıştık. Gördüğümüz şeyler de aslında bizim bir şekilde bu işe girişmemizin ne kadar anlamlı olduğunu gösterdi. Zira Almanya gibi aslında gelişmiş Batı ülkelerinde gelişmiş demokrasilerde insan hakları ihlallerini incelemek her zaman çok anlamlı olmayabiliyor.

SÖZ KONUSU YABANCILARSA DEMOKRASİ RAFA KALKIYOR

Gelişmiş bir Batı ülkesi, gelişmiş demokrasi olarak Almanya'ya hukuksal açıdan baktığımızda oldukça gelişmiş insan hakları standartlarına sahip. Ancak bizim buradaki temel sıkıntımız yabancılar söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor. Bizim öngörümüz buydu. Gerçekten de bulgularımız bu yönde oldu. Yani her ne kadar hukuki metinlerde oldukça iyi dizayn edilmiş, oldukça demokratik bir haklar düzeni söz konusu olsa da Almanya'da yabancılar söz konusu olduğunda bu uygulamaya her zaman yansımayabiliyor.

Mesela bu bağlamda baktığımızda NSU cinayetleri 2014'den beri Almanya gündemini işgal ediyor. Bu cinayetlerde ortaya çıkan şey özellikle Alman hukuk sisteminin yavaş işlemesinden ziyade, bizatihi hak ihlali boyutunu almış olması. Çünkü şahitler bir anda ortadan kayboluyor, failler bir şekilde intihar ediyorlar. Yani bu dava sürecinin kendisi bile başlı başına aslında var olan hukuksal durumun uygulamada çok da yürümediğini bize gösteriyor."

Bezci, raporu, kişi hakları, vatandaşlık hakları, dini haklar, siyasi haklar, eğitim kültür ve aile hakları ile çalışma ve sosyal güvenlik hakları başlıklarında hazırladıklarını bildirdi.

SALDIRILAR SİSTEMATİKLEŞTİ

Raporda, Türkiye kökenli vatandaşların birçok sorununa değinildiğini dile getiren Doç. Dr. Bezci, açıklamasını şu şekilde tamamladı:

Tekrar oranlarına bakıldığında Federal Almanya'da yaşanan hak ihlallerinin yabancılar konusunda giderek sistematikleştiği gözlenmektedir. Otuz yıl önce münferit olaylar olarak değerlendirilen cami, yabancıların evleri, mülteci kamplarının yakılması olayları sistematikleşmenin en önemli işaretini taşımaktadır. Yaygın ayrımcılık iddiaları bürokrasi, eğitim sistemi ve iş hayatında artarak devam etmekte. Hukuksal önlemlerin yanında hükümetlerin toplumsal zihniyet dönüşümü için de algı oluşturmaya çalışması gerekmektedir."

"Raporumuzda, yabancılara dönük ırkçı fişleme, çifte vatandaşlık hakkı, halen başörtülü çalışmak isteyen Müslüman kadınların iş yerlerinde yeteneklerine göre değerlendirilmemesi ve ayrımcı muameleye tabi tutulması, sünnet meselesi, helal gıda, cami inşaatlarında yaşanan zorluklar ve islamofobi gibi birçok başlık var. Eğitim hayatı, dini özgürlükler yerel seçimlere katılabilme hakkı ve tüm ayrımcı uygulamalara karşı hazırladığımız raporumuzu İngilizce ve Almanca olarak da yayımlayacağız."

Öte yandan Bezci, çalışmalarını ileriki yıllarda Hollanda, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler için de gerçekleştireceklerini kaydetti.