Şamil Tayyar'dan canlı bomba uyarısı!

Şamil Tayyar'dan canlı bomba uyarısı!
25 Şubat 2016, 12:20

Şamil Tayyar, canlı bombanın 'taziye'sine giden HDP'li vekilin bu tutumunu yorumlarken, 'TBMM çatısı altında da canlı bomba gibi hareket ederlerse bunu kim önleyebilir' dedi ve Meclis'te güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, 24 TV'ye yaptığı açıklamada oldukça çarpıcı bir çağrıda bulundu. Tayyar, canlı bombaların taziyesine giden HDP'li vekillerin olduğu TBMM'de çok ciddi şekilde güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini, vekillerin x-ray cihazlarından geçmesi gerektiğini ve vekillerin silahları konusunda önlemlerin alınmasının zaruriyet arz ettiğini vurguladı.

Ankara'da 29 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan canlı bombanın "taziye"sine giden Van Milletvekili Tuğba Hezer'le ilgili soruyu yanıtlayan Şamil Tayyar, " Bütün Türkiye ayağa kalkmışken HDP Van Milletvekili'nin o "taziye" ziyaretinden sonra HDP adına bir açıklama yapıldı. O daha da bir faciaydı. İnanılır gibi değil. O açıklamayı da görünce, milletvekili olarak hayıflanıyorum. Biz bu HDP'li vekillere ne kadar güvenebiliriz, Onlar Meclis'in yüce çatısı altında görev yaparken ben de, sizler de güven altında mıyız? Bu bir risk, tehlike oluşturur mu diye düşünmüyor değilim. Yani bu kafadaki bir insanın, o 29 kişinin hayatını kaybettiği olaydaki canlı bombadan ne farkı var? Yarın bunlar parlamentoda canlı bomba gibi hareket ederlerse bunu kim önleyebilir? Meclis'te de çok sıkı tedbirler alınması gerektiği kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.

İşte Şamil Tayyar'ın o açıklamaları:

VAN MİLLETVEKİLİ TUĞBA HEZER'İN TAZİYEYE GİTMESİ


HDP Van Milletvekili'nin, 29 kişinin hayatını kaybettiği olaydaki canlı bombanın taziyesine gitmesi kabul edilebilir bir şey değil. Gayri insani bir tutum. Siyaset ahlakına da yakışmayan, bizim de toplumun da sinir uçlarına dokunan, infial oluşturan bir reaksiyon. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Bunun bir yaptırıma bağlanması gerektiğini düşünüyorum. HDP Van Milletvekili'nin mutlaka ama mutlaka dokunulmazlığının kaldırılması ve yargı önüne çıkarılması gerektiği kanaatindeyim.

SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?


Hepimizin bildiği gibi Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu'nda ele alınıyor, dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar verilen vekillerin dosyaları Genel Kurul'a gönderiliyor. Ve Genel Kurul son sözü söylüyor.

Elbette, Sayın Cumhurbaşkanımız'ın bu önerisi değerlendirilecektir. Değerlendirilmelidir de ayrıca. Bunu sadece Sayın Cumhurbaşkanımız önerdiği için değil, toplumda da bu konuda çok yüksek bir beklenti var.

Çünkü Doğu'da "öz yönetim, özerklik" ilan edenlere karşı, o Al Bayrağı gönderde tutmaya çalışan, vatanı için mücadele eden ve bu uğurda şehit düşen kardeşlerimiz orada o mücadeleyi sürdürürken HDP'lilerin terör örgütü PKK'nın siyasi tetikçisi gibi hareket etmesi PKK'ların cenazelerinde boy göstermesi asla kabul edilebilir bir durum değil.

Bununla ilgili mutlaka mevzuatın işletilmesi gerekir. Tamamı için olmasa da, dokunulmazlıklarının kaldırılması gereken çok somut fiilleri olan vekillerle ilgili böyle bir işlem yapılabilir.

"90'LI YILLARLA BAĞDAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORLAR"


"Türkiye 90'lı yıllara mı dönüyor, ne yapacaksınız, Meclis'e kadar arabalar gelecek, vekilleri kulağından tutup götürecek misiniz?" diye konuşanlar da var. 90'lı yılların konjonktürü ile bugün arasında dağlar kadar fark var. O gün kendi yurttaşına zulmeden nobran bir yönetim anlayışı vardı. Bugün ise Kürt meselesini kabul eden ve bu meselenin çözümüne ilişkin çok ciddi reformları hayata geçiren bir hükümet var.

"AKILLANMALARINI TAVSİYE EDİYORUM AMA BUNA UYACAK GİBİ GÖRÜNMÜYORLAR"

Ayrıca bugün HDP'li milletvekilleri, o yıllarla bile mukayese edilemeyecek şekilde bütün hukuk yollarını inanılmaz kötü bir şekilde istismar ediyorlar. Dokunulmazlıkları kaldırılırsa, illa tutuklanmaları gerekmiyor. Tutuksuz yargılanmaları yönünde de karar verebilir mahkeme. Yurtdışı çıkış yasağı konulur. Haklarında mahkeme kararı kesinleşinceye kadar faaliyetlerini sürdürürler, tutuksuz yargılanırlar, milletvekili oldukları için böyle bir ayrıcalık belki olabilir. Sonuçta mahkeme karar verecek ama ben kişisel kanaatlerimi paylaşıyorum.

Bu dahi, çok önemli bir mesaj olur. HDP'li vekiller kendilerine çeki düzen verirler. Çözüm sürecinde onlara biçilen rolü, üzgünüm, malesef yerine getiremediler. Terör örgütünün payandası gibi hareket ettiler. Akıllanmalarını tavsiye ediyorum ama çok da buna uyacakmış gibi görünmüyorlar.

"YA HDP'Lİ VEKİLLER MECLİS'TE CANLI BOMBA GİBİ HAREKET EDERLERSE?"


Bütün Türkiye ayağa kalkmışken HDP Van Milletvekili'nin o "taziye" ziyaretinden sonra HDP adına bir açıklama yapıldı. O daha da bir faciaydı. İnanılır gibi değil. O açıklamayı da görünce, milletvekili olarak hayıflanıyorum. Biz bu HDP'li vekillere ne kadar güvenebiliriz, Onlar Meclis'in yüce çatısı altında görev yaparken ben de, sizler de güven altında mıyız? Bu bir risk, tehlike oluşturur mu diye düşünmüyor değilim. Yani bu kafadaki bir insanın, o 29 kişinin hayatını kaybettiği olaydaki canlı bombadan ne farkı var? Yarın bunlar parlamentoda canlı bomba gibi hareket ederlerse bunu kim önleyebilir? Meclis'te de çok sıkı tedbirler alınması gerektiği kanaatindeyim.

"MECLİS'TE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ARTIRILMALI, VEKİLLER X-RAY CİHAZINDAN GEÇMELİ"


Meclis'te güvenlik önlemleri kesinlikle artırılmalı. Buna milletvekilleri de dahil edilmeli. Nasıl herhangi bir milletvekili bir AVM'ye gittiğinde her vatandaş gibi o x-ray cihazından geçiyorsa, Meclis'e girerken de x-ray cihazlarından geçebilirler. Bu, milletvekillerinin haklarına ve hukukuna halel getirmez. "Ben milletvekiliyim, üstümü aratmam" demek doğru değil. X-ray cihazından geçersiniz, bu zor bir şey değil ki.

"GENEL KURUL'A SARHOŞ VE SİLAHLA GELEN VEKİLLER VAR"


Ben bu manada çok ciddi bir şekilde tedbir alınması gerektiği kanaatindeyim. Çok sayıda milletvekilinin tabancası var. Onlar Genel Kurul'a tabancayla giriyorlar. Girenler var. Biz bunları zaman zaman görüyoruz. Hatta bazen gece oturumlarında meyhaneden kopup, Genel Kurul çalışmalarına katılan, sarhoş gelen milletvekilleri var.

Düşünün, hem sarhoş, hem kafası bozuk, hem de silahlı... Bunun yarın ne yapacağını kim nasıl kestirebilir? Dolayısıyla milletvekillerini de kapsayan ciddi bir güvenlik tedbirine ihtiyaç var diye düşünüyorum.

HDP'NİN KAPATILMASI KONUSU

Mevcut mevzuatımıza göre, HDP'nin çoktan kapatılması gerekirdi. Artık HDP bir terör örgütünün siyasi uzantısı gibi. Yani bağımsız bir hareket gibi görünmüyor. Dolayısıyla terörün odağı haline gelmiş bir siyasi hareket meşruiyetini kaybetmiştir ve onun mutlaka hukuken kapatılması gerekir. Hukuki yaptırım bunu öngörüyor.

Şu ana kadar buna yönelik herhangi bir işlem başlatılmadı. Bunu yapacak olan siyasi irade değil. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın HDP'yle ilgili inceleme başlatması, soruşturma açması söz konusu olabilir. Ve dosyayı Anayasa Mahkemesi'ne gönderdiğinde Anayasa Mahkemesi bu davayı görebilir.

"BİZ PARTİ KAPATMALARA PRENSİP OLARAK KARŞIYIZ"

Biz prensip olarak parti kapatmalara karşıyız. Eğer bir partiye mensup milletvekilleri eylemleriyle suç işler hale gelmişse, kişisel olarak cezalandırılmalı, partileri zarar görmemeli. Bizim genel yaklaşımımız bu.

Çünkü partiyi kapattığınız zaman, o partiye gönül vermiş, üyelik kaydı yapan herkesi o suçun kapsamı içine dahil etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla partiyi kapatmak yerine eylemleriyle suç oluşturan milletvekillerini cezalandırmak sanki daha doğru olur gibi geliyor.

CHP'NİN TERÖRLE İMTİHANI

Siyaseten CHP eleştiri hakkını kullanabilir. Bizim onlara kızmaya hakkımız yok. Ülkenin iyi yönetilmediğini ifade edebilirler. Bunlar bizim canımızı acıtmaz. Ama CHP Genel Başkanı'nın PYD için, YPG için "terör örgütü değildir" demesi, Sur'da, Lice'de, Silopi'de askerle-polisle çatışan bölücü unsurlara "arkadaşlar" diye hitap etmesi bizim canımızı yakar.

Üzülerek görüyoruz ki, Kemal Kılıçdaroğlu döneminde Cumhuriyet Halk Partisi PKK, PYD ve YPG'yle aynı çizgiye gelip, oturmuştur. Mustafa Kemal'in kurduğu ve Cumhuriyet'i kurmakla övünen bir siyasi partinin bugün PKK'yla aynı çizgiye gelmiş olması gerçekten Türk siyaseti açısından da çok üzüntü verici, tartışılan bir konu.

DENİZ BAYKAL'IN ELEŞTİRİLERİ


Sayın Baykal tarzı, üslubu, ilkeleri vs... birçok kişi açısından tartışılabilir ama, Deniz Bey'le, Kemal Bey'in devlet adamlığını mukayese ettiğinizde ikisini aynı kefeye koyup tartmanız asla mümkün değil. Ben Deniz Bey'in her şeye rağmen "devlet adamlığı" kimliğinin ön plana çıktığını görüyorum.

Burada milli bir tavır koyarak, ülkenin birlik ve beraberliği için, milli menfaatleri için bir duruş sergiledi, kanaatlerini paylaştı. İnşallah bundan hem Cumhuriyet Halk Partisi, hem CHP'ye gönül verenler, hem de Türkiye gerekli payı alır diye düşünüyorum.

MHP'NİN DURUMU


Milliyetçi Hareket Partisi'nde bir kıpırdanma var. Mesela iki gensoruda söz almadılar ve reddettiler. Yani AK Parti'yle beraber hareket ettiler. Bu doğru bir tavırdı. Yani hükümeti eleştirebilirler ama ülkenin bekasıyla ilgili bir meselede iktidar partisiyle beraber ortak tavır koymaları milli bir tutumdur.

Milliyetçi Hareket Partisi zaman zaman bunu yaptı. Geçmişte de yaptı. Bu tür güçlü tavırları sergilediği zamanlarda kamuoyu anketlerine de bu yansıdı ve MHP'nin oylarında da görece bir artış gözlendi.

Mesela 2007'de Sayın Abdullah Gül'ün adaylığı söz konusu olduğunda pozitif bir tavır sergiledi. Yine 2008'in Şubat ayıydı galiba, türbanla ilgili bir anayasa değişikliğinde olumlu bir tavır koymuştu. Daha sonra anketlerde bu çıkışın MHP'nin yelkenlerini şişirmeye başladığını gördük.

Daha sonraki süreçte ne oldu ne bitti anlayamadık, bir anda Milliyetçi Hareket Partisi, CHP ve HDP'yle aynı fotoğraf karesinde birlikte muhalefet yapmaya başladı. Ve toplum da onları cezalandırdı. Eğer MHP bu ülkede umut haline gelmek istiyorsa, HDP'yle, CHP'yle aynı fotoğraf karesine girmekten mutlaka kaçınması gerekir. Çıkarlar, çıkmazlar o onların tercihidir. Takdir kendilerinin.

Ama son dönemde, 1 Kasım'dan çıkarılan bir ders midir bilemiyorum, her şeye "hayır" diyen bir parti algısının kamuoyunda tepkiye yol açtığını görerek şimdi daha pozitif bir tavır sergilediklerini görüyoruz. İnşallah bu kritik ve toplumun tamamını ilgilendiren meselelerde pozitif tavır takınırsa hem MHP kazanır, hem Türkiye kazanır.

Star