Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB'ye sert tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AB'ye sert tepki
13 Mart 2016, 17:51

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Diyanet Vakfı'nın Uluslararası İyilik Ödülleri'nde bir konuşma yaptı. Gündeme yönelik olarak sıcak mesajlar veren Erdoğan, Suriyel ve Irak'tan gelen, gelecek olan mazlum insanlara kapıların açık olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: Bu medeniyetin evlatları olarak bunu yapmaya mahkumuz, mecburuz...

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

Ülkemizin en önemli vakıflarından olan Diyanet Vakfımız bugün 41. yılını idrak ediyor. 41. yılın hayırlara vesile olmasını Rabbimden temenni ediyor, 41 kere maşallah diyorum. Vakıf mensuplarından, hayırseverlerden bugüne kadar emeği geçenlere, bundan sonraki süreçte de emeği geçecek olanlara şahsım, milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum. Dünyayı iyiliğin değiştireceğine inanan, eylemleri, projeleriyle bunu teyid eden bu güzide topluluk karşısında bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İnsan insanıdır şifasıdır sözü bu iyilik hikayelerinden ete kemiğe bürünüyor.

DİYANET VAKFIMIZ MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE BU GÜNLERE GELDİ

Türkiye Diyanet Vakfı her ne kadar Diyanet İşleri Başkanlığımızla özdeşleştirimiz olsa da aslında milletin desteğiyle bugünlere gelmiş bir kuruluşumuzdur. Diyanet Vakfı, inanç, köken, menşe ve bölge ayrımı yapmadan ihtiyaç sahiplerinin yanında olmuştur. Vakfımızın iyilik misyonuyla dünyanın her yanında yürüttüğü faaliyetleri takdirle izliyorum. İslam Ansiklopedisi gibi muhteşem bir eseri ülkemizi ve tüm insanlığa kazandırmasıyla da takdiri hak ediyor. Yurt içinden ve yurt dışından 24 bin öğrenciye burs sağlayan vakfımız 6 bin öğrencimizi yurtlarında barındırıyor. Özellikle yurtdışında vakfımız yardımıyla ülkemize getirtilip, ilahiyat ve imam hatip eğitimi için gelen evlatlarımıza, yavrularımıza bu verilen hizmeti çok ama çok önemli görüyorum.

VAKIF TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINDAN BİRİDİR

Suriye'den ülkemize gelen muhacir kardeşlerimizin çocukları için hayata geçirilen 'Farkındayız yanındayız' kampanyası ile ayrıca teşekkür ediyorum. Vakfımızın desteklediği hafızlığa yönelik Kuran kursları da çok hayırlı hizmetler olarak devam ediyor. Türkiye Diyanet Vakfı yurtiçi ve yurt dışında yaptığı yardımla ülkemizin önde gelen sivil toplum kuruluşları arasında yer alıyor. 1975 yılında Kocatepe Camii'nin inşaasının temeline atılan ilk harçla atılan dini hizmete yönelik inşaasını adeta vakfımızın alameti farikası olarak görüyorum. Bugüne kadar 3 bin 500 ve dışarıda 100'ün üzerine çıkan öğretim ve eğitim hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesini bekliyorum.

PARALEL YAPININ NESLİMİZİ KİRLİ EMELLERİNE ALET ETMESİNE İZİN VERMEYİZ

Paralel yapıların Hizmet ve adanma kılıfları adı altında nesillerimizi kirli emellerine alet etmesine seyirci kalamayız. Ümmeti parçalayan, ümmeti birbirine düşürenlerin bu gayretlerine seyirci kalamayız. Anneyi evladına, evladı annesine babasına düşman kılan bu anlayışa seyirci kalamayız. Yeni nesillerin maddi ve manevi olarak beslerken bu şer odaklarına karşı azami derecede dikkatli olmalıyız. Diyanet Vakfımızdan bu anlayışla Milli Eğitim Bakanlığmızı ve Diyanet İşleri Başkanlığıyla hareket ederek çalışmaları daha da yaygınlaştırmalarını bekliyoruz. Bu hizmetlerin ilelebet devam etmesini temenni ediyorum.

KAMERUNLU MÜSLÜMANIN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI'NDAN TEK RİCASI

Bir toplantı vesilesiyle Kamerun'dan gelen Müslüman heyet Diyanet İşleri Başkanımıza 16 maddelik bir liste veriyor. Başkanımız 'bunların hepsini yapamam, bir tanesini söyleyin onu gerçekleştirmeye çalışayım' diyor. Muhatabı listenin en son sırasındaki talebi işaretliyor. Bu talep Diyanet İşleri Başkanımızın cübbesi ve sarığıyla ülkelerini ziyaret etmesi, oradaki müslümanlarla kucaklaşması isteğidir. Biz yıllarca kendi ülkemizde cübbesiyle, sarığıyla dolaşan Cumhurbaşkanı göremedik yahu! Başkanımız onca meseleniz varken, ziyaret konusu niye sizin için bu kadar önemli diye soruyor. Cevap, siz muhatabı Müslüman olarak azınlıkta yaşamanın ne zor şey olduğunu bilemezsiniz. Siz bu şekilde ülkemize geldiğinizde bizim sahipsiz olmadığınız görülecek. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanımız ilk fırsatta oraya gider. Namazı kıldırmak üzere camiye giderken, 'gittiğimiz ülkede kaç yüz kişi var' diye soruyor, yanındakiler 'hocam 30 bin kişi sizi bekliyor' diye cevap veriyor.

ELHAMDÜLİLLAH KUSSERİ SEFERİ TAMAMLANDI

Namazdan sonra birisi gelip başkana geliyor 'Elhamdülillah Kusseri seferi tamamlandı' diyor. Başkan soruyor; Kusseri nedir? Muhatabı soruyor, 'bizimle çadır arasında Kusseri diye bir yer var, sizin atalarınız orayı geçemedi. Bugün o sefer tamamlandı diyor. Bugün gönlünü kazandırdığımız duasını aldığımız her toplum, her insan işte böyle hayırla yadediyor.b Bundan daha büyük bir ödül, mutluluk düşünülebilir mi? Bizim medeniyetimiz bir yönüyle de iyiliğin kurumsallaşmış hali olarak ifade edebileceğimiz bir vakıf medeniyetidir.

BİZİM MEDENİYETİMİZDE KALEM HER ZAMAN KILICIN ÖNÜNDE OLMUŞTUR

Bu muhteşem medeniyet ecdadımızın bize bıraktığı en büyük miraslardan biridir. Bizim medeniyetimizde kalem kılıcın önündedir. Biz kılıcın geçiciliğine, kalemin, yazının, irfanın kalıcılığına inanırız. Fatih'in Akşemseddin'e, Yavuz'un İbn-i Kemal'e hürmeti, bir devlet adamına hocasına saygısının ötesinde sahip olduğumuz medeniyet tasavvurunun yansımasıdır aslında.

Dönüşüm sancısı çeken kardeş toplumlar gözünü ülkemize dikmiş rehberlik bekliyorlar. Biz Irak'taki, Suriyeli mazlumlara kapıları açtıysak iyilik medeniyetin mensupları olduğumuz için açtık. Kaç kişi gelecek diye sormadık, Batı ne yapıyor. Biz 500 kişi alırız diyor. Sonra ne yaptılar, dikenli telleri koydular. Sonra 'hayır almayız, Türkiye bize rakam versin' dediler. Ne rakamı yahu! Şu anda burada 3 milyon insan var. Bundan sonra da biz açık kapı politikasıyla, o bombalardan kaçan insanları almaya mecburuz, mahkumuz. Çünkü bu medeniyetin evlatları bunu yapmaya mahkumdur.

BİZİM MEDENİYETİMİZDE DAEŞ, BOKO HARAM, PYD, PKK, YPG'NİN YERİ OLAMAZ

Eskiler kem aletle kemalat olmaz derler. Kötü vasıtalarla, yanlış araçlarla doğru sonuçlar elde edemeyiz. Müslümanı terörist, İslam dünyasını terörün kaynağı olarak göstermeye çalışanlara karşı kendi değerlerimizle mücadele etmeye devam edeceğiz. Asla adaletten ayrılmayacağız. Onlar çıkarları için tüm dünyayı ateşe atmayı göze alabilir, biz hakkın, merhametin, şefkatin, iyiliğin yanında yer alacağız. Bizim medeniyetimiz, kültürümüz, tarihimiz bize bunu emrediyor. Ne diyor sevgili peygamberimiz; Müslüman elinden ve dilinden insanların selamette olduğu kişidir... Mümin ise insanların canları ve malları konusunda emin olduğu kişidir. Çerçeve burada çizilmiştir. Bu emiri alan hiçbir müslüman, mümin masumlara el kaldıramaz, gırtlağını kesemez, kurşun sıkamaz, bomba atamaz. Bizim medeniyetimizin olduğu hiçbir yerde DAEŞ olamaz, Boko Haram olamaz. PKK olamaz, PYD olamaz, YPG olamaz.

VAKIFLARIN MEDENİYETİMİZİN AYAĞA KALKMASINDA ÖNEMLİ ROLÜ OLACAKTIR

Bizim medeniyetimiz olduğu hiçbir yerde Klux Klan da olamaz holokost da olamaz. Bugün Müslüman dünyası sosyal çalkantıların içinde kıvranıyorsa dönüp önce kendimizi sorgulayacağız. Demek ki, yeteri kadar sesimizi duyuramıyoruz. Yeteri kadar hakkın, adaletin mücadelesini veremiyoruz. Hep birlikte bu muhasebeyi yapmanın medeniyetimizin yüklediği sorumluluğa sarılmak lazım. Tabiat boşluk kabul etmez. Bizim medeniyetimizin, değerlerimizin boş bıraktığı her yer başkalarının hoyrat, zalim, kan dökücü elleriyle dolduruluyor. Buna karşı medeniyetimizi yeniden ayağa kaldıracağız. Vakıflarımızı, vakıf geleneğimizi güçlendirerek bunu yapacağız.