Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
21 Mart 2016, 13:48

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, "5 Bin Köye 5 Bin Orman Eylem Planı ve Türkiye Çınar Yılı / 2016 Projesi ile Dünya Ormancılık, Su ve Meteoroloji Günlerini Kutlama Merasimi"nde konuştu. Erdoğan konuşmasında bir de çağrıda bulundu...

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;

- Burada yeni gün anlamına gelen Nevruz'u kutluyorum.

Bugün 21 Mart Dünya Ormancılık, 22 Mart Dünya Su ve 23 Mart Dünya Meteoroloji Günleri'nin ortak kutlaması vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Yine bugün yeni gün anlamına gelen Nevruz yani bahar bayramını da burada kutluyoruz. Nevruz coğrafyamızda tabiata duyulan sevgi ve hoşgörünün ortak simgesi olan bir bayramdır. Nevruz vesilesiyle birlik ve beraberlik gününde hepinizin Nevruz Bayramını da tebrik ediyorum. Nevruz'u bayram olarak değil, kan dökmek olarak telakki edenleri de huzurlarınızda ayrıca lanetliyorum. Biz bugün burada bir bayram kutluyoruz. Bu programda 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman kurulması, 200 bin çınar ağacı dikim eylem projesini Nevruz bayramında başlatıyoruz.

- Terör örgütlerinin milletimizi yılgınlığa sürüklemek amacıyla bu eylemleri gerçekleştirdiğini çok iyi biliyoruz.

- Bize korkmak yakışmaz, biz korkuyu korkutanlardan olacağız.

- Terör doğrudan sivil halkımızı hedef almaya başladı.

BİZ KORKUYU KORKUTANLARDAN OLACAĞIZ

Bir yandan orman müjdesini veriyoruz bir yandan yüreğimiz yanıyor. PKK ve onunla birlikte hareket etme kararı alan çok sayıda terör örgütü DAEŞ gibi insani ve ahlaki hiçbir öncü tanımayan saldırılarıyla ülkemizi ve milletimizi hedef almaktadır. Verdiğimiz şehitleri, canlı bomba saldırılarında kaybettiğimiz insanların acısını her zerremizde hissediyoruz. Bir yandan acımızı yaşar, terörle mücadelemizi kesintisiz bir şekilde sürdürürken aynı zamanda hedeflerimizden kopmuyor, projelerimizi gerçekleştirmekten asla geri durmuyoruz. Devlet ve millet olarak bu terör musibetinin üstesinden mutlaka geleceğiz. Bize korkmak yaraşmaz, yakışmaz. Biz korkuyu korkutanlardan olacağız. Milletimiz bin yıldır bu topraklarda bölücü terör örgütü gibi nice tehdit, saldırı, fitnenin üstesinden geldi. Allah'ın izniyle bu tehdidin de üstesinden geleceğiz.

YENİ BİR SEFERBERLİK ÇAĞRISI YAPIYORUM

Devletimiz askeriyle, polisiyle, korucularıyla, istihbaratıyla tüm imkanlarıyla terör örgütleriyle ve arkalarındaki güçlerle mücadele ediyor. Terörün yeni yöntemlerine karşı biz de yeni mücadele yöntemleri geliştirerek kısa sürede netice alacağımıza inanıyorum. Yeter ki millet olarak birlik ve beraberliğinizi sıkı tutun, bundan taviz vermeyin. Terörün en büyük panzehiri işte budur. Bölgede istediğini elde edemeyen terör örgütleri büyükşehirlerdeki rastgele eylemleriyle doğrudan sivil halkımızı hedef almaya başladı. Bugüne kadar milletle savaşıp da netice alan bir terör örgütü yoktur, olmaz, olamayacaktır. Milletime çağrıda bulunuyorum, teröre, örgütlere karşı, ülkemizi terbiye etmeye çalışanlara karşı Malazgirt'teki ruhla, Sögüt'te dikilip 24 milyon kilometre kareyi kaplayan o ulu Osmanlı çınarının azametiyle, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nın azmiyle yeni bir seferberlik çağrısı yapıyorum.

ŞEHİT VE GAZİLERİMİZ BU VATANIN TEMİNATIDIR

Terör örgütünü darmadağın etmek Türkiye için kolaydır. Önemli olan tarihimize, hedeflerimize güçlü bir şekilde sahip çıkarak terörün karşısında dimdik ayakta durmalıyız. Bunu başardığımızda ne terör örgütleri ne de onların arkalarındakiler bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Onlar ne kadar çok kan dökerlerse, milletimizi birarada tutan bağları o kadar gevşetebileceklerini zannediyorlar. Bizim şehitlerimiz, gazilerimiz varlığımızın ve birliğimizin en büyük teminatıdır. Terör örgütlerinin üzerine en şiddetli şekilde gitmeye devam edeeceğiz. Rabbim herkesin yardımcısı olsun. Bu vesile ile şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarımıza başsağlığı diliyorum. Türkiye'nin mücadelesi sadece terörle ve teröristle değil. Biz aynı zamanda yanlış ve yalan gerekçelerle onları destekleyen güçlerle de mücadele ediyoruz.

SEN NASIL OLUYOR DA O PAÇAVRALARI SALLANDIRIYORSUN?

Türkiye'de demokrasi ve insan hakları konusunda sıkıntı varmış. Biz demokrasiyi, özgürlükleri batı bize dayattığı için değil milletimiz layık olduğu için savunuyor, hayata geçiriyoruz. Biz sadece Allah'ın huzurunda sadece rukuda eğiliriz. Başta türlü eğilmek bize yakışmaz. 79 milyonun tamamının birinci sınıf demokrasiye layık olduğuna inanıyor ve bunun için çalışıyoruz. Böyle olduğu için de demokrasi, insan hakları, özgürlükler konusundaki güçlü duruşumuzu teröre rağmen elbette devam ettireceğiz. Biz demokrasiyle değil, terörle, özgürlüklerle değil teröristler, insan haklarıyla değil terör eylemleriyle mücadele ediyoruz. Batı devletlerinin mülteciler konusunda nasıl sınıfta kaldığını gayet iyi biliyoruz. AB, Türkiye ile görüşme yapacak. Sayın Başbakanımız oraya gidecek. Toplantının hemen arka tarafındaki bölücü terör örgütü çadırını oraya koyuyor ve paçavralarını oraya asıyor. Bu AB PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmiş vaziyette. Nasıl oluyor da böyle bir terör örgütüne o çadırları kurduruyor, onların paçavralarını orada sallandırıyorsun. Bu samimiyet mi, bu dürüstlük mü?

SİZ SAMİMİ OLMADIĞINIZ SÜRECE BEN BÖYLE KONUŞURUM

1963 yılından bu yana Türkiye'yi kapısında bekleten AB ikiyüzlülüğünü hala devam ettiriyor. Diyorlar ki, sayın Cumhurbaşkanı niye böyle konuşuyor? Ne olacaktı? Siz samimi olmadığınız sürece ben böyle konuşmaya devam edeceğim. Bizim için aslolan Türk Milleti'nin ta kendisidir. 79 milyonuyla ta kendisidir. Ama siz biz burada terörle mücadele ederken kalkıp da orada konsey toplantısının yapılacağı yerin hemen yanıbaşına bu çadırları kurdurur, onların paçavralarını orada sallandırırsanız kusura bakmayın, bu sözleri daha çok duyarsınız. Avrupa ülkelerini örnek alacak olursak sınırlarımızı mültecilerine kapatmamız, eli kanlı teröristlerin topraklarımızda cirit atmasına izin vermemiz gerekir. Avrupa'da masum siviller katledilirken medyamızda onların destekçilerine kol kanat germemiz gerekmektedir. Bugün Batı dünyası eli kanlı teröristleri cici çocuklar olarak göstermek için adeta seferberlik yapmıştır.

GELİN UÇUŞA YASAK BÖLGE İLAN EDELİM DİYORUM

Türkiye AB'nin mültecilerle ilgili tekliflerini para pul için değil, sınır kapılarında daha fazla istiskalini, aşağılanmasını önlemek için kabul etti. Mülteciler arasında bir insan pazarı kurup, oradan nitelikli eleman seçmek gibi gerçekten vicdanla, ahlakla bağdaşmayacak bir niyetle belirlenen kotalar arka plandaki trajediyi ortadan kaldırmıyor. 3 milyon mülteciyi alırken biz böyle düşünmedik. Yarın kimin insan hakları için mücadele ettiği kimin de konforu uğruna bu değerlere sırtını döndüğü anlaşılacak. Bundan sonra Avrupa'dan beklentimiz bu insanlar için kendi ülkelerini yaşanabilir hale getirme hususunda daha fazla destek vermesi gerekir. Daha önce de söyledim, gelin burada uçuşa yasak bölge ilan edelim, terörden arındırılmış bölge ilan edelim. Bu kardeşlerimizi oraya yerleştirelim, Süratle orada konutlar inşa edelim. Bir şehir kuralım. Buranın güvenliğini de uçuşa yasak bölge ilan etmek suretiyle koalisyon güçleri temin etsin.

BU TEKLİFİMİZİ KABUL ETMEYENLER İKİYÜZLÜDÜR

Suriye'de uçuşa yasak ve terörden arındırılmış bölge teklifimizi kabul edemeyen herkes ikiyüzlüdür, riyakardır. Sadece ve sadece Türkiye'ye yönelik terör tehditlerin engellemesi fikrine karşı çıkanların eli daha da kirlenmektedir. Biz mazlumların elinden tutmaya devam edeceğiz. Avrupa varsın kendi özeleştirisini kendisi yapsın. Bizim burada yapacak çok işimiz var.

200 BİN ÇINAR DİKİLECEK 5 BİN KÖYE ORMAN PROJESİ

Çınar ağaçlarının sayısını daha da arttırmak gölgesinde daha çok kardeşlerimizi toplamak için çalışıyoruz. Bakanlığımız çok isabetli bir karar almak suretiyle 2016 yılını 'Çınar Yılı' olarak ilan etti. Bundan dolayı kutluyorum, tebrik ediyorum. Proje kapsamında İstanbul başta olmak üzere asırlarca yaşayacak 200 bin çınar ağacı dikilecek. Gençler o ağaçların 100 bini İstanbul'da kök salacak. Bugün başlatacağımız bir önemli proje 5 bin köye 5 bin gelir getireceği orman projesi. Yani balık vermek değil aslolan balık tutmayı öğretmek. Türkiye dünyadaki orman varlığını arttıran az sayıda ülkeden biridir. Ormancılık alanında yaptığımız başarılı çalışmalar OECD ve BM'nin dahi dikkatini çekti. OECD Genel Sekreteri bizzat ülkemize gelerek bu çalışmalardan dolayı Türkiye'ye takdirlerini ifade etti.

SU DEMEK TEMİZLİK SUSUZLUK DEMEK KİRLİLİKTİR

Bal üretimiyle ilgili ülkemiz dünyada 6. sıradan ikinci sıraya yükseldi. İnşallah bu çalışmaları daha da ileri götüreceğiz. Su insan hayatının ve pekçok faaliyetin ayrılmaz bir parçasıdır. 1992 yılını düşünün, İstanbul susuzdu. Her yıl farklı temayla kutlanan Dünya Su Günü'nün su ve istihdam olarak belirlendi. Hani o kuvetlere su doldurduğumuz günleri hatırlayın, su satan sucuları hatırlayın. Bidonlarla suları alıp, banyolara doldurduğumuz günleri hatırlayın. Biz 180 kilometreden Istranca dağlarından İstanbul'a suyu ulaştırdık. Çünkü biz şuna inanıyoruz, su medeniyettir diyoruz. Suyu olmayan temiz toplum olamaz diyoruz. Onun için su var temizli, su yok kirlilik. Biz bu yola böyle çıktık.

2071 YILINA KADAR ŞEHİRLERİMİZİN İÇME SUYUNU PLANLIYORUZ

Bunların benim Kürt kardeşlerimi sevmek diye bir derdi yok. Bunlar milletin hayat damarlarını kesmek için çalışıyorlar. Ülkemiz sulamaya açılan alanların artmasıyla dünyada tarım alanında yedinci sıraya kadar yükseldi. Sulanabilir arazilerin de 2019 yılına kadar yapılacak yatırımlarla çiçftçilerimize yılda 14 bin lira ilave gelir sağlanacak. Bu kapsamda 1071 adet göleti ülkemize kazandıracağız. Hidroelektrik enerji üretiminde bugün 91 milyar kilovat saate yükselttik. Ülkemizin hidroelektrik enerji potansiyelinde daha kat edecek çok yolumuzun olduğunu görüyoruz. Bir diğer önemli proje şehirlerimize içme suyu sağlama eylem planlarıdır. Şehirlerimizin 2071 yılına kadar içme suyu planlarını hazırlıyoruz.