Yiğit Bulut'tan çarpıcı sözler... Gülen'in yurt dışına çıkma amacı neydi?

Yiğit Bulut'tan çarpıcı sözler... Gülen'in yurt dışına çıkma amacı neydi?
13 Nisan 2016, 10:05

Derin Analiz programında konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut Paralel Yapı tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik yıpratma amaçla saldırılar hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber TV'de Hasan Kurtulmuş'un sunduğu Derin Analiz programında 1997 yılından itibaren planlanan Paralel Yapı tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan büyük saldırıların amaçlarını yeni dünya düzeni bağlamında açıkladı.

Yiğit Bulut, Fethullah Gülen'in yurt dışına çıkmasının ardında TSK'ya yönelik yapılan operasyon olduğunu belirterek "1997-98 döneminde Paralel Yapı liderinin Türkiye'den sanki kaçıyormuş gibi yurt dışına gitmesi aslında operasyonun yurt dışından yürütülmesi için yapıldı. 2001 krizi ise Paralel Yapının Türk Silahlı Kuvvetleri'ni itibarsızlaştırma operasyonunun dışa vurumuydu. "dedi

Türkiye'nin 2001 krizinde finansal olarak diz çökertildiğini belirten Yiğit Bulut 2008 yılında Türkiye'nin tam olarak finansal bağımsızlığını eline aldığını ve bu durumun küresel güçleri rahatsız ettiğini söyledi.

Yiğit Bulut'un konuya ilişkin değerlendirmesi şu şekilde:

2001'DE AĞIR ACILAR YAŞANDI

2001 krizi döneminde 15 günde 15 yasa, bir çok düzenleme yapıldı geçildi. 2001 yılı Türkiye'de çok acıların yaşandığı dönemdir. Birilerinin cebi inanılmaz doldu. On beş aile yıllarca soydukları bankaları devlete bırakıp kaçtılar. Devletin sırtına faizi hariç 50 milyar dolarlık yük kaldı. O yük faiziyle birlikte yine Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri tarafından ödendi. 2001 krizi anlayamayan, Türkiye ayağa kakma tarihini anlayamaz. 2001 krizi Türkiye'nin tarihinde gördüğü en büyük finansal diz çökertilme operasyonudur.

2001 KRİZİ PARALEL YAPININ TSK'YI İTİBARSIZLAŞTIRMA OPERASYONUNUN DIŞA VURUMUYDU

2001'de Türkiye'yi finansal olarak çökerttiler. 2003 yılında diz çökmüş Türkiye'nin başına çuval geçirdiler. 2003 yılında Türkiye'nin başına geçen çuval aslında o dönemlerde başlayan hareket,1997 sonrasında Paralel Yapının Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı yürüttüğü itibarsızlaştırma operasyonunu bir dışa vurumuydu. Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki milli zihin kodu olan subaylar Paralel Yapı'nın ağır saldırısı altında kaldı. Bu gidişat sırasında içerdeki malum medya Paralel Yapı'yı destekledi. Karşı çıkar gibi görünüp ona destek oldu. O günleri kimse unutmasın. 1997-98 döneminde Paralel Yapı liderinin Türkiye'den sanki kaçıyormuş gibi yurt dışına gitmesi aslında operasyonun dışarıdan yürütülmesi için yapıldı. Paralel Yapı lideri bilinçli bir şekilde Türkiye'den götürüldü. Sahipleri operasyonun merkezini yurt dışına taşıdılar. Çünkü Neocon'ların yayınladığı belgede Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yapılacak operasyon açık seçik tarif edilmişti. 'Ortadoğu'daki haritanın şekillenmesi için karşımızda tek bir engel vardır o da Türk Silahlı Kuvvetleri. Türk Silahlı Kuvvetleri için gereken yapılmalıdır.' Bu milli zihin kodlu subay, astsubayların ve personelin tasfiye edilme sürecinde yine Cumhurbaşkanımız başbakanlığı dönemde çıkıp 'Bu dalgalar Türkiye'yi boğar' diyerek aslında karşı operasyonun ilk havai fişeğini attı. Yani bu Paralel Yapı'nın durdurulması gerektiğinin ifade edildiği en net cümleydi. Bugün baktığınızda 2001 kriziyle finansal olarak diz çökertilen, 2003 de Süleymaniye'de başına çuval geçirilen, bu tarihten sonra ayağa kalkmasıyla birlikte 2008 yılında tam olarak finansal bağımsızlığını eline alan ve 2016'da artık daha milli kurumlardan bahseden bir Türkiye haline geldik.

1996'DAN İTİBAREN DİKKATLİ BAKMAK LAZIM

Beş milyar dolar için süper yetkili bakan atamak zorunda kalan bir Türkiye'den, 1 trilyon dolar Gayri Safi Milli Hasıla sınıra gelen bir Türkiye'ye geldik. Bütün bunların süreci 1996 ile 2016 arası. Aslında bu sürece çok dikkatli bakmak istiyorsanız dönüp 1993 yılından bakmaya başlayacaksınız. Ben Turgut Özal'ın ortadan kaldırılması diyorum isteyenler vefat etmesi diyebilir, Uğur Mumcu'nun Eşref Bitlis'in, Adnan kahvecinin ortadan kaldırılması. Arkasından gelen olaylar ve bu olaylar sonucunda Türkiye'de cumhurbaşkanı ve başbakanın değişmesi. Bunların sonucunda Türkiye'de cumhuriyet ve Osmanlı tarihinde görülmemiş en yüksek hazine bonosu. Faizinin yüzde 50 net faizli 90 günlük hazine bonosunun devlet tarafından satışa çıkarılması. Bütün bu olaylar sonucunda Hürriyet gazetesinin el değiştirmesi, sivil tolum liderlerinin yer değiştirmesi, basında taşların yerinde oynaması, 28 Şubat süreci arkasından Paralel Yapı örgüt liderinin Türkiye'den yurt dışına transfer edilmesi ve operasyonların yurt dışından yönetilmesi. Bu ülkenin vatandaşlarının bu detayları bilinçli bir şekilde bilmek zorundadır bu detayları bilmezseniz bugün recep Tayyip Erdoğan'ın gerektiğinde tek başına kaldığı Paralel Yapı'y la savaşın, devletin içine sızmış FETÖ'ye karşı verdiği savaşın ne kadar önemli olduğunu anlayamazsınız.

PANAMA BELGELERİ

Panama belgeleri küçük bir havai fişek. Yeni bir dünya düzeni geliyor ve bu yeni dünya düzeni yeni ortaya çıkmadı. Yeni süreç 20008'de Amerika'nın finansal yalanlarını patlamasıyla yeni bir krize girmesiyle başladı. 2008 yılına kadar dünya vahşi kapitalist düzenin öncülüğünde, vahşi bir kapitalizmin ayak seslerinde 2008'e gelindi. Piyasa ne derse o olur. Piyasa efendidir, piyasa ülkeleri idare eder. Bu ülkede bile önemeli açıklamalar piyasalar kandıktan sonra yapıldı. Niye? Aman piyasalar etkilenmesin.

star.com.tr