Davutoğlu'ndan Avrupa Konseyi'nde HDP'li Kürkçü'ye tokat gibi yanıt

Davutoğlu'ndan Avrupa Konseyi'nde HDP'li Kürkçü'ye tokat gibi yanıt
19 Nisan 2016, 14:54

Fransa'nın Strazburg kentinde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Genel Kurulu'na hitap eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü'nün söz alarak Güneydoğu'daki operasyonlara ilişkin olarak İngilizce sorduğu soruya tepki gösterdi. Davutoğlu, "İsterdim ki bir Türk başbakana Türkçe soru sorsun" ifadesini kullandı.

Başbakan Davutoğlu, Avrupa Konseyi'ne hitaben yaptığı konuşmada mültecilere yönelik açık kapı politikasının devam edeceğini söyledi. Davutoğlu soru-cevap kısmında kendisine İngilizce soru soran HDP'li Kürkçü'ye ise tepki gösterdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Strasbourg'da resmi temaslarda bulunuyor.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Pedro Agramunt ile görüşen Davutoğlu, şu sıralar AKPM Genel Kurulu'na hitap etti.

Davutoğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Kültürleri ve coğrafyaları üzerinden bi insanları ayrı tutamayız. Terör karşısında yek vücut olmalıyız. Bugün Avrupa tarihinin en büyük göç dalgasıyla karşı karşıya. Bu göç üzerinden bütün Avrupa'yı yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor.

Türkiye dünyada en fazla mülteci ağırlayan ülkedir. Tek bir mülteci karşıtı gösteri toplumda egemen olmadı. Savaştan, baskıdan kaçanlara el uzatmak tüm insanlığın ortak sorunudur.

Bizim, mazlumlara, masumlara kapımız açıktır, ülkemiz açıktır ama en önemlisi yüreğimiz ardına kadar açıktır ve açık kalacaktır. Önümüzdeki dönemde de bu insani tutumu sürdüreceğiz.

Göçmenlere ev sahipliği yaptığımız süre boyunca en ufak bir yabancı düşmanlığı yaşanmamıştır. Avrupa'daki kötü uygulamaları yadırgadığımı da buradan ifade etmek isterim.

Hepimiz kayıp nesillerin farkına varmalıyız. Sığınmacı çocuklar için acil dersliklere ihtiyaç var. Aldığımız uluslararası katkı yarım milyar doları bile bulmamaktadır.

Dostlarımız maalesef külfet paylaşımında gereken sorumluluğu üstlenmemiş, bölge ülkeleri yalnız bırakılmıştır. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum, Suriyeli kardeşlerimiz için yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan, takdir edilmek için bahsetmedim ve buraya da takdir edilmek için gelmedim.

Biz sadece sorunun ciddiyeti, boyutları ve külfet paylaşımının önemine dikkat çekmek için bunları uluslararası kamuoyuyla paylaşıyoruz.

AB ile vardığımız mutabakat uygulanabilirse göç ile ilgili önemli bir aşama kaydedilecektir. Ama kalıcı çözüm için sorunun ortadan kaldırılması gerekir. Kitlesel göç dalgalarını önleyebilmek için bu insanların ülkelerinde kalmalarını sağlamak gereklidir.

Terörü herhangi bir din veya etnik grupla ilişkilendirmek tamamen yanlıştır ve bu tam aksine teröristlerin amaçlarına hizmet etmektedir. Özellikle de terörün İslam ile yan yana zikredilmesini şiddetle kınıyoruz.
DAEŞ ile etkili mücadele için Suriye'de ihtilafın bir an önce sona erdirilmesi gerekmektedir. İhtilafı sona erdirmek için Suriyelilerin kendilerini tam anlamıyla özgürce ifade edebileceği yeni bir anayasa, adil ve hür seçimleri sağlayacak gerçek bir siyasi geçiş olmalıdır. Bunun Esad rejimi Şam'da oturmaya devam ettiği müddetçe mümkün olmayacağı da çok açıktır.

Kızılay'da, Ankara'nın göbeğinde otobüs beklemekte olan ve akşam barış içinde ailesine kavuşmak isteyen gençleri, çocukları, torunlarına kavuşmak isteyen yaşlıları canlı bomba ihtiva eden bir arabayla kendisini patlatarak katledenleri, DEAŞ'ın teröründen ayırt edip, onları insancıl bir örgüt gibi gösterme çabalarına karşı insanlık adına buradan haykırıyorum, terör terördür ve kim yaparsa yapsın, hepimiz omuz omuza durmadıkça terörle başa çıkamayız.

Bu saldırıları yapanlar belliyken ve o belgeler bütün dünyaya ifşa edilmişken, PKK ya da PYD'yi meşrulaştırma çabaları DEAŞ'ı meşrulaştırma çabalarından farklı değildir. PKK veya YPG, PYD için Avrupa'nın ortasındapara toplama kampanyaları ve propaganda toplantıları düzenlenirken ve bunlar silahla takviye edilirken, terörle mücadele konusundaki dayanışma mesajlarının anlamı kalmamaktadır. DEAŞ'ın Avrupa'daki faaliyetleri bizi ne kadar endişelendiriyorsa PKK'nın Avrupa'daki faaliyetleri de bizi ve sizleri o kadar endişelendirmelidir.
Terörle mücadelede istisnalar, derecelendirmeler ve nitelendirmelere yer yoktur. Bir terör örgütünün başka bir terör örgütüne karşı mücadele veriyor olması o terör örgütünü meşru kılmaz. Terörü haklı göstermek hiçbir suretle kabul edilemez. Böyle bir anlayış, Avrupa'nın ve AB'nin üzerine inşa edildiği insan hakları, demokrasi ve hukuk üstünlüğü ilkelerine de aykırıdır. Bu çerçevede Avrupa Konseyi bünyesinde ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadeleye yönelik bir platform kurulması fikrinin de tüm paydaşlarla birlikte özenle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

AB ile Türkiye arasındaki anlaşmada aksayan bir yön yoktur. Varsa da muhataplarımız bellidir. Aksine biz aksayan yönlerden bahsedebiliriz Türkiye olarak, özellikle 3 milyar Euro'nun Suriyelilerin hizmetinde kullanılması bağlamında ki sadece Suriyeliler için ayrılmıştır. Ama biz bunları dahi gündeme getirmiyoruz. Çünkü önemli olan burada insani konudur. Tekrar bebeklerin cesetlerinin ne Türk kıyılarına ne de Ege adalarına vurmasını istemiyoruz."

HDP'Lİ VEKİLE TÜRKÇE TEPKİSİ

Programın soru cevap kısmında ise ilginç bir diyalog yaşandı. HDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Davutoğlu'na terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlarla ilgili İngilizce sordu.

Kürkçü'nün sorusunu İngilizce sormasına tepki gösteren Davutoğlu, "Sayın Kürkçü'nün her şeyden önce oy aldığı Türk ve Kürt vatandaşlarına saygı gereği ilk defa çalışma dilinin Türkçe olarak belirlendiği bugünde Türk Başbakanı'na Türkçe ifade etmesini tercih ederdim. Eminim kendisine oy verenler de bundan daha memnun olurlardı" dedi.