Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bilgiç: Almanya bu kararı alırsa...

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bilgiç: Almanya bu kararı alırsa...
09 Mayıs 2016, 15:35

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç: (Almanya Federal Meclisinde 1915 olaylarıyla ilgili karar hazırlığı) Bu şekilde bir karar alınması halinde ikili ilişkilerimiz ve iki ülkenin önem atfettiği entegrasyon sürecine menfi yansımaları olacağını düşünüyoruz. Karar kabul edilirse Almanya’da yaşayan Türkler ve Türkiye’nin de ciddi bir tepki göstereceğini belirtmek mümkündür. Bu çerçevede Alman Parlamentosunun sağduyu ve mantık çerçevesinde hareket etmesini bekliyoruz.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç, Avrupa Birliği (AB) ile yapılan 1'i 1 değişim mutabakatı çerçevesinde bugüne kadar 5 adadan 396 düzensiz göçmenin Türkiye'ye alındığını belirterek, "Bunlardan 14'ü Suriyeli, büyük bir kısmı ise diğer ülke vatandaşları. Bunların alınmasına eş zamanlı olarak 125 Suriyeli, Almanya, Hollanda, İsveç, Finlandiya ve Litvanya'ya gönderildi." dedi.

Bilgiç, olağan basın toplantısında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Dünya İnsani Zirvesi'nin 23-24 Mayıs'ta İstanbul'da ilk kez yapılacağını hatırlatan Bilgiç, Türkiye'nin, bu insani krizlere çok duyarlı olması nedeniyle zirveye evsahipliği konusunda talepkar olduğunu anlattı. Türkiye'nin dünyada en cömert donör ülke konumunda olduğunu söyleyen Bilgiç, "Zirvenin burada yapılmasının bir sebebi Türkiye'nin göçmenler konusundaki atmış olduğu olumlu adımlar. Dünya liderleri ilk kez krizden etkilenmiş ülkelerle de bir araya gelecek." diye konuştu.

Türkiye'nin zirve vesilesiyle başarılı çalışmalarını uluslararası topluma aktarma imkanı bulacağının altını çizen Bilgiç, zirvede 14 özel oturum düzenleneceğini, kültürel performanslar ve 7 konuda yuvarlak masa toplantıları yapılacağını ifade etti. Zirve sonunda katılımcı paydaşların dile getireceği taahhütleri içerecek bir belge de ilan edileceğini dile getiren Bilgiç, 2 gün boyunca 127 yan etkinliğin de gerçekleştirileceğini vurguladı.

Bilgiç, konunun uluslararası alanda daha fazla yer bulması için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun uluslararası bir makale yayımladığını da belirtti.

Sözcü Bilgiç, 27-29 Mayıs'ta da Antalya'da En Az Gelişmiş Ülkeler Toplantısı yapılacağı bilgisini verdi. Ekonomi, insan kaynakları ve kurumsallaşma açısından dünyanın en yoksul 48 ülkesinin bu tanıma girdiğini söyleyen Bilgiç, bu ülkelerin tahmini nüfuslarının 9 milyon olduğunu belirtti. Bu ülkelerin Birleşmiş Milletler'in oluşturduğu listeden çıkmasının çok mümkün olmadığını ve şimdiye kadar sadece 4 ülkenin ayrılabildiğini söyleyen Bilgiç, "Bu toplantılarda kabul edilen eylem programının amacı bu ülkelerde yoksulluğun ortadan kaldırılması. Türkiye 2012 yılından bu yana bu ülkelere yıllık 200 milyon dolar yardım yapıyor." ifadelerini kullandı.

-Sorular

Bilgiç, Almanya federal meclisinde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni tezlerini destekleyen bir karara yönelik hazırlıkların sorulması üzerine şunları söyledi:

"Bu hazırlıkları uzun süreden beri takip ediyoruz. Bizim için üçüncü ülke parlamentolarının tarihi siyasileştirme çabaları hiçbir anlam taşımıyor. Bunlar meseleyi daha da güçleştiriyor. Soykırım siyasi amaçlarla istismar edilecek bir konu değildir. Türkiye zaten bu konunun etraflıca incelenmesi için bir ortak tarih komisyonu kurulmasını önermişti. Bu öneri halen masadadır. Biz bu konudaki düşüncelerimizi Alman makamları ve muhataplarımıza ilettik. Almanya'nın son yıllarda bu konuda tarafsız bir tutum izlemediğini ve Türk asıllı Alman vatandaşların ve genelde Türk milletinin rencide edildiğini esefle görüyoruz. Federal meclisin aslında 15 Ekim 2015'de AİHM'in verdiği Perinçek kararını izlemesi gerektiğini düşünüyor ve bu karar doğrultusunda hareket etmesini bekliyoruz. Bu şekilde bir karar alınması halinde ikili ilişkilerimiz ve iki ülkenin önem atfettiği entegrasyon sürecine menfi yansımaları olacağını düşünüyoruz. Karar kabul edilirse Almanya'da yaşayan Türkler ve Türkiye'nin de ciddi bir tepki göstereceğini belirtmek mümkündür. Bu çerçevede Alman parlamentosunun sağduyu ve mantık çerçevesinde hareket etmesini bekliyoruz."

Bilgiç, Berlin'de PYD ofisinin açılmasına ilişkin olarak da PYD, PKK ve YPG'nin kendileri için aynı örgütler olduğuna işaret etti. PYD'nin Suriye'nin kuzeyindeki diğer grupları tasfiye etmeye ve etnik temizlik uygulamaya çalıştığını belirten Bilgiç, "PYD'nin bölgede istikrarsızlaştırma faktörü olduğu çok açıktır. Hal böyleyken bir terör örgütüyle bağlantılı unsurların hayır kuruluşu gibi maskelerle faaliyet göstermesine izin verilmesi terörle mücadelede uluslararası iş birliğine sekte vuran ve ilkesellikten uzak bir tutumun tezahürüdür. PKK terör örgütünün çeşitli ülkelerdeki paravan destek kuruluşlarına şimdi de PYD'nin eklenmesine izin verilmemesini teminen girişimlerimizi tüm ülkeler nezdinde de sürdürüyoruz. Ülkelerden beklentimiz terörle mücadelede Türkiye'ye destek vermeleri ve ilkeli ve samimi davranmalarıdır." diye konuştu.

- Vize muafiyeti süreci

AB ile vize serbestisi bağlamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın terör ile ilgili yasaların düzenlenmesine ilişkin açıklamalarının hatırlatılması üzerine Bilgiç, "Devletimizin başı olarak Cumhurbaşkanımızın ifadeleri çerçevesinde gerekli politikalar üretilir ve uygulamaya konulur." dedi.

AB ile 1'e 1 değişim formülü konusunda da bilgiler veren Tanju Bilgiç, "Mutabakat çerçevesinde bugüne kadar 5 adadan 396 düzensiz göçmen Türkiye'ye alındı. Bunlardan 14'ü Suriyeli, büyük bir kısmı ise diğer ülke vatandaşları. Bunların alınmasına eş zamanlı olarak 125 Suriyeli, Almanya, Hollanda, İsveç, Finlandiya ve Litvanya'ya gönderildi." dedi.

-Suriye'deki durum

Suriye'de insani krizin son bulması için Cenevre'deki görüşmelerin üçüncü turunun ertelenmesine yönelik değerlendirmesi sorulan Bilgiç, Rusya ve ABD tarafından Lazkiye, Doğu Guta ve Halep'te çatışmaların durdurulmasına ilişkin mutabakatın yenilendiğine ilişkin bir duyuru yapıldığını hatırlattı.

Suriye'de can kaybının inanılmaz boyutlara ulaştığını vurgulayan Bilgiç, "Maalesef bu mutabakatlar kağıt üzerinde kalıyor. Rusya ve rejim, saldırılarına ve sivilleri katletmeye devam ediyor. Bu tarz saldırıların insanlıkta yeri olamaz. Temel hedefimiz göstermelik mutabakatlarla kamuoyunu aldatmaya yönelik hareketlerde bulunmak yerine gerçek anlamda tam bir ateşkesin oluşması. Bunun için rejim ve Rusya her türlü saldırısına son vermeli. Özellikle Müzakere Yüksek Komitesi ile bu konuya ilişkin olarak da temaslarımız devam ediyor. Onların müzakere masasında kalmaları konusunda teşvikte bulunuyoruz. Temel yaklaşımımız müzakerelerin devam etmesi fakat aynı zamanda şiddetin kesilmesi ve siyasi geçiş sürecinin bir an evvel başlaması yönünde. Bunlar gerçekleştiği takdirde içerikli bir müzakere olabilir." şeklinde konuştu.

Bilgiç, Suriye rejiminin siyasi geçişi tartışmaya dahi açmaya yanaşmadığını, Rusya'nın da rejimi bu konuda var gücüyle desteklediğini ve bu nedenle de çatışmaların durdurulması şartının ihlali, sivillere yönelik saldırıların oldukça arttığını anlattı.

Tanju Bilgiç, Rusya'nın Cenevre'deki görüşmelere PYD'nin katılmasını savunmasına yönelik olarak ise "Rusya'nın Suriye'deki gündemi belli. Açık bir şekilde PYD'nin de müzakerelere dahil edilmesi gerektiğini söylüyor. Kürtleri PYD-PKK'nın temsil etmediğini herkes biliyor. Böyle bir düşünceyi savunmak bile Kürtlerin temsiliyetini orada azaltmak demek. Türkiye olarak PYD'nin bu masada yer almaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz. Rusya'nın bu yaklaşımı terörü desteklemekten başka bir şey değil." dedi.

-Suriye'deki DAEŞ tehdidi

Bilgiç, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, Suriye'deki terör tehdidine ilişkin "Kara güçleri elzem duruma gelirse göndeririz." şeklindeki açıklaması doğrultusunda Türkiye'nin böyle bir hazırlığının söz konusu olup olmadığı yönündeki soruya şöyle yanıt verdi:

"Türkiye terörün her türlüsüyle mücadele ediyor bundan sonra da mücadele etmeye devam edecek. Türkiye'nin, sınırının 98 kilometrelik bölümünde terör örgütü DAEŞ'in varlığının ortadan kaldırılmasına yönelik de kararlı bir tutumu var. Türkiye, bu çerçevede uluslararası koalisyonla ve müttefikleriyle yakın bir iş birliği içinde."

DAEŞ'in Suriye'deki varlığına ilişkin gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten Bilgiç, "Türkiye bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kendi güvenliğini tehdit edecek her durumda kararlılıkla tedbir alacaktır ve bundan sonra da bu konuda böyle hareket edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın." dedi.

Türkiye'nin, özellikle Suriye'deki terör örgütlerinin temizlenmesinden yana politikasını açık bir şekilde uluslararası kamuoyuna da duyurduğunu vurgulayan Bilgiç, "Bunda herhangi bir değişiklik yok. Bu çerçevede, burada uçuşa yasak bölgenin dahi oluşturulması Türkiye'ye yönelik mülteci akınının önüne geçebilecek bir unsur da olabilir. Ama Türkiye, herhangi bir tehdit olduğunda her türlü tedbiri alabilir ve angajman kurallarını da işletebilir." değerlendirmesinde bulundu.

-Türkiye- İsrail ilişkileri

Bilgiç, Türkiye – İsrail ilişkilerinin normalleşmesine yönelik yeni bir görüşme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir soru üzerine, iki ülke arasında gerçekleşen son görüşmenin ardından yeni bir gelişme olmadığını söyledi.

STAR