‘Muhammed Ali iyi ile kötü savaşını ringlere taşıdı’

‘Muhammed Ali iyi ile kötü savaşını ringlere taşıdı’
11 Haziran 2016, 10:16

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’de katıldığı Ahıska Türkleri’nin iftar davetinde Muhammed Ali’yi anlattı: Onun kavgası kötü olan, insanlara zulmeden, eziyet eden, canlarını yakan herşeye karşıydı

BD'nin Louisville kentine Muhammed Ali'nin cenaze töreni için giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindeki heyet Ahıska Türkleri tarafından düzenlenen iftar yemeğine de katıldı. Louisville Ahıska Türkleri Kültür Merkezi'nde gerçekleşen programda Müslüman toplum temsilcileriyle de bir araya gelen Erdoğan iftar yemeğinden sonra bir konuşma yaptı. İşte Erdoğan'ın konuşmasının satır başları;
Mücadeleci kişiliğiyle kendi ülkesine ve tüm dünyaya damga vuran, tarihe adını altın harflerle yazdıran Muhammed Ali'ye bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Muhammed Ali, mazlumların ve mağdurların sesi oldu. Kendi kuşağı için Muhammed Ali'nin sporculuğunun ötesinde farklı bir kişiliğe sahip olduğunu ve onun ringlerdeki başarısı kadar, hayat karşısındaki duruşu da kendi kuşağını etkiledi. Ülkemde, Muhammed Ali'nin gece yarısından sonraki saatlere denk gelen müsabakalarını seyretmek için televizyon başına toplananlar kendisinin işte bu duruşuna meftundu.
Muhammed Ali'nin attığı her yumruk rakibini sarsarken, mazlumların ve mağdurların da yüreğine ferahlık veriyordu. Çünkü mazlumlar ve mağdurlar biliyorlardı ki, Muhammed Ali, aynı zamanda kendileri için bu mücadeleyi veriyordu.
Muhammed Ali'nin kavgası, iyiyle kötünün dünyadaki kadim mücadelesinin adeta ringlere taşınmış bir hâliydi. Elbette burada kötü olan Muhammed Ali'nin rakipleri değildi; onlar sadece birer sporcuydu. Kötü olan, insanlara zulmeden, eziyet eden, haksızlık eden, yüreklerini ve canlarını yakan herkes ve her şeydi. Muhammed Ali, rakibinden çok işte onlarla dövüşüyordu. Bizim kendisine ve onun mücadelesine bakışımız buydu.
Muhabbetten Muhammed oldu hasıl, Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl? Amerika gibi Müslümanların azınlıkta olduğu bir ülkede böyle bir sofrada bir araya gelmek hakikaten mutlulukların en yücesi. Burada, bu sofra etrafında, farklı kökenlerden, farklı gruplardan, farklı statülerden, farklı şehirlerden insanlar, aynı gayeyle bir araya gelmiş bulunuyor. İşte İslam budur, Müslümanlık budur. Bu birliği, bu beraberliği, bu ruhu güçlendirip yaygınlaştırdığımız ölçüde, hem Müslümanlar, hem de tüm insanlık barışa, huzura ve saadete erişecek.
İslam coğrafyası, birlik ve beraberlikten çok uzak bir görüntü sergiliyor. Karşımızda şöyle çarpık bir manzara var; yani ölen Müslüman, öldüren de 'ben de Müslümanım' diyor. Ölen "Allahu Ekber' diyerek ölüyor, öldüren de 'Allahu Ekber' diyerek öldürüyor. Bugün birileri, teröristle Müslüman kavramlarını rahatça bir arada kullanabiliyorsa bu manzaraların etkisi var.

'KAPIMIZI AÇMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
Suriyeli mültecilere kapımızı açmaya devam edeceğiz. Suriye'de devlet terörü estiriliyor. Bir katil iş başında ve 600 bin insanı öldürdü; 12 milyon insanı da evlerinden ve yurtlarından uzaklaştırdı. 3 milyon kişi Türkiye'nin misafiri. Biz Avrupa Birliği ülkeleri gibi, Batı ülkeleri gibi 'Bize şu kadar gelsin, şu kadar gelmesin' gibi bir pazarlığın içerisinde değiliz. Varil bombalarından, kimyasal bombalardan kaçan kim olursa olsun, biz hepsine kapımızı açtık, bundan sonra da açmaya devam edeceğiz. Ahıskalı kardeşlerimize her türlü desteği veriyoruz. Şu anda Ukrayna'da pek çok Ahıskalı ölüm tehditleriyle karşı karşıya. Ukrayna'daki Ahıskalıların bir kısmını Erzincan'ın Üzümlü ve Bitlis'in Ahlat ilçelerine yerleştirdik. 330 civarındaki Ahıskalı aile Türkiye'ye geldi. Bundan sonra da gelecek, olanlarıdaTürkiye'nin değişik yerlerine yerleştireceğiz. Çünkü biz onları o bombaların altında bırakamazdık. Aynı şekilde Suriye'deki Irak'taki kardeşlerimizi de bırakamazdık. Filistin ve Gazze'ye verdiğimiz desteği de devam ettireceğiz. Bizim için başından itibaren Filistin neyse, Gazze neyse, aynı şekilde bugün de devam etmektedir.