Gülen'in ilk öğrencisi: Yalancı zorba

Gülen'in ilk öğrencisi: Yalancı zorba
12 Ağustos 2016, 12:09

Fethullah Gülen’in 1977’deki ilk öğrencilerinden Yalçın Dağ, Gülen’in daha o günlerde darbe hayalleri kurduğunu belirterek şunları söyledi: “İstediklerini yapmayınca falakaya yatırılıyorduk. En ufak itirazın cezası falakaydı. Dayakları Fethullah Gülen bizzat kendisi atardı.” “Söylendiği gibi hasır üzerinde yatmıyordu. Lükse çok düşkündü, o dönemin en ileri teknolojik ürünlerinden faydalanıyordu.”

FETÖ'nün Türkiye'de 1977'de açtığı yurdun ilk öğrencilerinden Yalçın Dağ, "Fethullah Gülen o yıllarda "Öyle hazırlanacağız ki devleti tam olarak ele geçirdiğimiz zaman meydana çıkacağız' diyordu. Ama bunu her zaman söylemiyordu.

Cümlelerinin aralarına sıkıştırarak söylerdi" dedi. Gülen'in Bozyaka'da 1977'de açtığı Akyazılı Orta-Yüksek Eğitim Vakfı'nın ilk öğrenci grubu arasında yer alan Dağ, yurtta yaşadıklarını Yeni Asır'a anlattı.

Kendisinin daha o zaman Gülen'in gerçek yüzünü görerek 1979'da yurttan ayrıldığını söyleyen Dağ, "Fethullah Gülen insanları din ile aldatıyordu" diye konuştu.

Yurda girmek için mülakatta başarı şartı olduğunu kaydeden Dağ, "Güzelyalı'da 3 katlı ahşap bir binaya götürdüler bizi.

Camları tamamen kapalıydı.

Benimle beraber 45 öğrenciye mülakat yaptılar. En dikkat çeken soru, 'Hocanızla kavga etseniz, ailenizi mi tercih edersiniz, yoksa yurdu mu tercih edersiniz' sorusuydu" dedi.

Dağ, şunları anlattı:

"ATATÜRK DÜŞMANIYDI"

Mustafa Kemal Atatürk'e düşmandı. Yurdun bahçesine Atatürk büstü koydurmuştu.
Bize büstü göstererek, 'Bu bizim düşmanımızdır. Gelip geçerken fark edilmeden büste tüküreceksiniz' dedi. En ufak karşı çıkmada falakaya yatırılıyorduk.

Dayakları Fethullah Gülen bizzat kendisi atardı.

HİMMET TOPLANTILARI

Yurtta 3 ayda bir himmet toplantısı yapılırdı. 25 çocuk yan yana dizilirdik. Gülen, Hz.
Ebubekir'in hayatından örnekler vererek himmet verilmesi gerektiğini söylerdi. Biz de zorla ağlardık. Böylece duygulanan işadamları himmet verirdi.

77'DE GÖRÜNTÜLÜ SİSTEM

Gülen, söylendiği gibi hasır üzerinde yatmazdı. Lükse çok düşkündü. O zaman Türkiye'de telefonlar çevirmeliyken, odasında çoklu numara arayabilen telefon vardı. Birçok kapıda da görüntülü diafon bulunuyordu.
Bu bahsettiğim 1977 yılıydı.

AÇ BIRAKMA CEZASI

Ailemi 15 günde bir görebiliyordum.

Eğer aynı gün akşam 6'dan sonra gelirsem, o gün yemek vermezlerdi. Gece de Gülen bizzat kendisi falaka dayağı çekerdi. Ben bunların en başta hain olduğunu anladım.

KÖYLÜYÜ DE SÖMÜRMÜŞ

Yazın köylere Risale-i Nur'dan ve Fethullah Gülen'den bahsetmek için gönderilirdik.
Köyde 2 ay boyunca müezzinlik yapardık. Boş vakitlerde köylülerle Fethullah Gülen hakkında sohbet ederdik.
Yaz sonunda da köylülerden himmet adı altında para ve erzak toplardık. Yurt o zaman ailemizden para alıyordu. Ama bu himmet paraları Gülen'e gidiyordu.

Ben bu paraları toplamadığım için sürekli dayak yiyordum.
Sonunda beni yurttan attılar.

SİVİL GİYİMLİ ASKERLER

Fethullah Gülen daha o yıllarda ordunun içine sızmıştı.
Denizli'de yazın kampa giderdik.
O kampta Risale-i Nur okurduk. Akşam olduğunda kitapları kasa içine koyup toprağa gömerdik. Bizi teftiş etmeye sivil giyimli bir astsubay, yüzbaşı ve üsteğmen gelirdi.
Daha o dönemden askere sızmışlardı. Bu askerler Ege Bölgesi'nden sorumluydu.
Bunları birkaç kez yurtta da görmüştüm. FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan Tekirdağ Vali Yardımcısı Mümin Heybet de yurdun ilk öğrencileri arasında yer alıyordu.
Mümin Heybet Ensariler grubundandı. O grup ensar gibi yetişecek, üstün bakılan gruptu. Nitekim devletin en önemli kurumuna kadar sızmayı başardı. Ancak şu an cezaevinde.

Kaynak: Yeni Asır