Çukurca'daki operasyonda neler yaşandı?

Çukurca'daki operasyonda neler yaşandı?
23 Eylül 2016, 10:57

Abdullah Ağar, TSK'nın 30 Ağustos'ta Çukurca kırsalında Seni Tepe, Kale Tepe ve Dağbaşı Tepe’de başlattığı operasyonun detaylarını yazdı.

Çukurca-Çağlayan Operasyonu" çok anlamlı bir günde başladı: 30 Ağustos 2016... Operasyona katılacak 1'inci Komando Tugayı'nın, Kayseri Komando'nun ilgili birlikleri ve emre verilenler 30 Ağustos'u planlama, kontrol, koordine ve hazırlıkla geçirdi. Neye hazırlandıklarını çok iyi biliyorlardı: "Büyük maç çıkacak komutanım."

Bunu diyen Kayseri Hava İndirme Tugayı'nın Komutanı Albay Kemal'di. Konuştuğu kişi ise Yüksekova'daki 3'üncü Tümen Komutanı Tuğgeneral Metin'di (Tokel). Ne ilginçti. Tugay Komutanı Albay Kemal, şimdi komutanlığını yaptığı tugayın çok değil 2 ay öncesine kadar tugay komutan yardımcısıydı. Tam 12 yıl sonra tekrar, canı gibi sevdiği Özel Kuvvetler'e tayini çıkmıştı. Nasipti ama Özel Kuvvetler'de yine görev alamayacaktı. FETÖ'cü darbe girişiminden sonra, gerisin geriye tekrar Kayseri Hava İndirmeye atanmıştı; albay rütbesinde bir tugay komutanı olarak. Ve Kayseri yerine çok daha ağır ve zor bir tugayın komutanı olarak Hakkâri Çukurca'daydı.

'ATIM DA HAZIR, SİLAHIM DA!'

Metin Paşa'nın durumu da pek farklı değildi. İki yıl önce Şemdinli'deki 34'üncü Sınır Tugayı'nın komutanıydı ve burayı devretmişti. FETÖ'cü darbe girişiminden sonra Şemdinli Tugayı'nın da bağlı olduğu Yüksekova'daki 3'üncü Tümen'in komutanlığına atanmıştı. Hem de tuğgeneral olarak. Tuğgeneral rütbesindeki tümen komutanıyla, albay rütbesindeki tugay komutanı konuşurken telefon çaldı. Arayan Korgeneral rütbesindeki Ordu Komutanı Metin Temel Paşa'ydı. Büyük Metin (Temel) küçük Metin'e (Tokel) sordu:

- "Nasıl gidiyor Metin?"

- "Sağ olun komutanım. Hazırız." -

"Ben de hazırım" dedi

Metin Temel Paşa, "Atım da hazır, silahım da!" Söz meclisten dışarı, bir de 30 küsur yıldır yanında duramadığı eşi vardı. Gidemezdi ki! Eşi de gidemediği evinde, onu bekler dururdu. "Atım" dediği ise, "Her an hazır bekleyen helikopteriydi." Hazır olan atına atlayıp bitivereceği adı bilinmez bir dağın başına gideceği zaman "Atımı hazırlayın" der, gideceği yeri havadayken söylerdi.

Teğmenliği hariç bütün rütbelerinde Güneydoğu'daydı. Subayken, üstsubayken, generalken. O, TSK'nın dağ kadrosundaydı. Söz meclisten dışarı, Metin Temel Paşa Güneydoğu'daki dağ ve tepelerini değil adım adım, hangi patikadan hangi çakal geçer, hangi ağacın içinde hangi kurt yaşar, bunu bile bilirdi. Ama bilmek yetmezdi. Dürtmek gerekirdi. Şimdi de dürteceklerdi.

- "Allah kılıcınızı keskin etsin arkadaşlar. Allah Mehmetleri korusun."

- "Amin komutanım" diye görüşme sonlandı.

Abdullah Ağar Çukurca kırsalında operasyonla ilgili bilgi alırken.

MERMİLER HAVADA UÇUŞUYOR

Mermiler namlulara sürülmüş, emniyetler çatışmaya daldığında açılmak üzere 'helikopteri delmeyelim diye' kapatılmış bir şekilde pist başında bekliyorlar. Gece yarısından sonraki 1'ler 2'ler yavaş yavaş geçiyor. İnsanlar uykularına gömüldükçe Mehmetçikler uyanıyor. Gecenin artık 2'lerine ulaşıldığında ise Hakkâri Çukurca'daki helikopter pistinin sessiz uğultusu, yerini motor gürültülerinin ve pal rüzgârlarının egemen olduğu bir hengameye bırakıyor.

31 Ağustos 03.00-05.30 saatleri arasında Kayseri'nin 2'nci Taburu'na bağlı 1'inci ve 3'üncü bölükler Seni Tepe'ye atılmak üzere Sikorsky'lerle havalanıyor. Kaybolup gidiyorlar gecenin karanlığında. "Seni Tepe'ye atılır atılmaz da büyük bir maç başlayacak" derdim ya! Bu maç, bundan bir adım önce başlıyor. Hem de nasıl? Gürüldüyor, gümbürdüyor gecenin karanlığında mermiler. Gecenin karanlığındaki helikopterleri vurmaya çalışan Doçkaların, Biksilerin, Zagrosların izli mermileri havada uçuşuyor. Şenlik bu!

KIZILCA KIYAMET KOPUYOR

Ölüm mesajları ve etkisi taşıyan, 3 mermide 5 mermide bir, fosforlu mermilerin geceyi havai fişek gösterisine dönüştürdüğü binlerce mermilik ölümüne bir şenlik. Kimi havada kimi yere teker koyar koymaz dağa saplanmaya başlıyor. Kimi ayağını burkuyor, kimi düşüyor, kimi savruluyor. Ama hiçbiri bu acılara oralı bile olmuyor. Can bu! Artık ölmeden öldürmeye bakıyorlar. Ağır ateşlerin altında tutunmaya, mevzi tutmaya, ateş etmeye başlıyorlar. Bir kızılca kıyamet kopuyor tepenin üstünde. Önce bilinçsizce saçılıyor, sonra dağılıyor, sonra da bilinçle açılmaya başlıyorlar. En hassas an bu...

Artık gıdım gıdım, adım adım tepenin zirvesine tutunmaya başlıyorlar. Haykırışlar, bağırışlar, küfürler. Hırslar, hınçlar ve nefretler. Ve inanış. Ve delicesine bir öfke! Patlayan bombaların ve roketlerin kızıl yakamozlarında birbirine dolanan mermiler. Saplayıcı ateşler, paralanıp duran el bombaları.

BAĞIRIYOR BÖLÜK KOMUTANI: YÜKLENİN ASLANLARIM

O ses yırtıyor geceyi; bağırıyor bölük komutanı: "Allah için yüklenin aslanlarım." Uğuldayıp başlarının hemen üstünden geçen bir roket. Ürperip bilinçsizce başlarını omuzlarının arasına gömmeye kalktıkları o anda, 'Zarank' diye, roketin arkalarındaki kayalara çarpması... Bu sefer ruhlarındaki sallantı. "Devam arkadaşlar, devam. Gömün alçakları." Roketin geldiği yere, mermiden uğuldayan bir karşılık. Uğuldayarak açılmaya, yayılmaya, tepenin başını ele geçirmeye çalıştılar. Ve artık sonunda baskın tarzında gerçekleştirdikleri bu indirmeyle Seni Tepe'yi zirvesinden yamaçlarına doğru temizlemeyi başardılar. Hiç bitmeyeceklerini sandıkları gecenin serin aydınlığına kavuştular. Ama bitmeyecekti. Hatta yeni başlayacaktı.

Tuttukları tepenin başında başlarını bile kaldıramadılar. Çomaklarını soktukları tepenin dört bir yanından, yakından, uzaktan, eteklerden, sırtlardan, yamaçlardan, Doçkaların, roketlerin, Zagrosların, Kanasların, Biksilerin mermileri yağıyordu. Kanlarıyla Seni Tepe'yi sulamaya başladılar.

Habertürk