Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan HDP yorumu: Bu densizler...

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan HDP yorumu: Bu densizler...
06 Kasım 2016, 17:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Fahri Doktora töreninde konuşuyor. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün İstanbul'da Salık Bilimleri Üniversitesi Fahri Doktora töreninde konuştu. Sıcak gündeme ilişkin çarpıcı ifadelerde bulunan Erdoğan Batı dünyasına da sert ve net mesajlar verdi. İşte Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından satırbaşları:

BU DENSİZLERİN AMACI TÜRKİYE'Yİ ZOR DURUMDA BIRAKMAK
AMA KORKUMUZ ENDİŞEMİZ YOK

"TBMM istisnasız tüm vekillerin dokunulmazlığını kaldırdı. HDP dokunulmazlığı tahrik unsuru yaptı. Devlete, millete, hukuka meydan okuyan bu densizlerin amacı Türkiye'yi uluslararası zor durumda bırakmak sıkıştırmaktır. Ancak açık söylüyorum. Benim uluslararası bu saldırılardan en ufak bir korkum, endişem yoktur. Benim için aslolan milletimdir.

"BATI NE DER?" DİYE BAKMAYIZ

Yoksa "batı ne der?" Ya hu batı bizim için hiç hayırlı bir rüya gördü mü? 53 sene batının kapısında bekletilen bir Türkiye batıdan ne bekler? Ne hayrı gelir bize batıdan? Biz kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Şu değerli hocalarım öğrencilerini yetiştirsin. Biz bunları sollarız geçeriz.

TÜRKİYE KENDİ YOLUNU ÇİZMİŞTİR

Türkiye artık kendisine yeni yol çizmiş bir ülkedir. Bundan sonra bizim için şu ne der? Bu ne der? diye bir sorun yoktur. Artık bizim için ülkemizin geleceği için ne gerekiyorsa biz onu yaparız. Gezi'de, 17-25 emniyet yargı darbe g,rişimininde ölçümüz yine buydu. PKK çukur eylemlerini başlattığında devletin milletin bekası halkın can güvenliği için ne gerekiyorsa biz yine onu yaptık.

PKK, PYD, DEAŞ FARKETMEZ, BU MİLLETİN GÜCÜ HEPSİNE YETER

Anayasadan aldığımız yetkilerle yol izledik izliyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi bu sıkıntılı sürecin aslında zirve noktasıdır. Türkiye o gece kendi ordusu içinde yuvalanmış bir grup teröristin saldırısına uğramıştır. Milletimizin dirayetli duruşu, cesareti ve kahramanlığı sayesinde bu girişim başarısız oldu. Mücadelemizi sürdürüyoruz. Hem içeride hem dışarıda... Burada da taviz vermeye niyetimiz yok. Bu PKK, PYD, DHKP C olabilir, DEAŞ olabilir farketmez. hem içeride hem dışarıda. Bu milletin bunlarla mücadeleye gücü, kudreti vardır ve bu işi başarır.

SİZİNKİ HUKUK DA BİZİMKİ GUGUK MU?

Şimdi gelip buralarda bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Sonra burada gelip yargıya müdahale etmeye çalışıyorlar. Ya burası hukuk devleti. Size gelince biz size bir şeyler söyleyince "Burası hukuk devleti. Müdahale edemeyiz" falan filan.. Sizinki hukuk da bizimki guguk mu?

"DEVLETİ TANIMIYORUM" DERSEN YAPILACAK MUAMELEYİ KABUL ETMİŞ OLURSUN

Böyle bir ortamda kendilerini ifade vermek üzere çağıran yargı mensuplarını ve Türk devletini reddederek birilerinin çıkıp biz sizi tanımıyoruz demesi aslında bunun için bize yapılacak her türlü muameleyi de kabul ediyoruz. demesi anlamına gelir.

İFADE VERMEYE GİTMEZSEN GÖTÜRÜLÜRSÜN!

Çünkü hukukun usulü bellidir. İfade vermeye gitmezsen zorla götürülürsün. Yapılan işlemlerin adı işte budur. Kimse yargının tarafsızlığına bağımsızlığına yargı sürecinde baskı yapamaz müdahele edemez. Buna benim de hakkım yoktur. Kimse yargıya seni tanımıyorum diyemez.

BAKIN PINARHİSAR'A GİTTİK YATTIK, BAĞIRIP ÇAĞIRMADIK,
ÜSTELİK TERÖRE DESTEKTEN DEĞİL ŞİİR OKUDUK DİYE...

Bakın koskoca İstanbul'un belediye başkanıydım. Bizim hakkımızda bir karar verdiler. Kuzu kuzu gittik Pınarhisar'da yattık. Ama millet başka bir şey söyledi. Partini kur dedi kurduk ve görmek istediği yere getirdi.

Üstelik bu ceza bize ülkeye millete ihanet ettiğimiz veya terör örgütlerini desteklediğimiz için değil bir şiirden dolayı verildi. Bir kez daha ifade ediyorum. Bizim yaptığımız yargının görevini yapabilmesi için gereken desteği kendilerine vermekten ibarettir. Bizim görevimiz Türkiye'yi kimsenin suç işleme imtiyazının olmadığı, doğrudan veya dolaylı kimsenin terör faaliyeti gösteremediği bir ülke haline getirmektir. Bunun için gerekli adımları atmaktayız.

"RAHATSIZ OLAN, KAYGILI OLAN, DERİNDEN KAYGILI OLANLAR..."

İfade vermek üzere gözaltına alınan ve tutuklanan milletvekilleriyle ilgili batı ülkelerinden gelen tepkileri hep birlikte gördük görüyoruz. Rahatsız olanlar mı, kaygılı olanlar mı, hatta derinden kaygı duyanlar mı ararsınız... Türkiye'nin demokrasiden uzaklaştığını, hoşgörülebilir seviyenin ötesine geçtiğimizi söyleyen mi ararsınız daha neler neler. Siyaseti böyle söyler de medyası geri kalır mı? Onlar da döşenmişler.

Özellikle bir tanesinin tutuklananlardan birisi için Obama benzetmesine çok güldüğümü söylemem lazım.

"EY BATI BUNLARI DUY BAKALIM"

Bir darbe girişimini vatandaşlarıyla bertaraf ederken onlardan ses çıkmadı. Gelip destek vermeyi bırakın, Şöyle laf olsun kabilinden bir telefon bile gelmedi. Madem konu PKK; öyleyse meseleyi o açıdan da ele alalım. Sadece Temmuz 2015'ten bu yana 787 güvenlik 312 sivil vatandaşımızı şehid etti. Bu eylemlerde 4000'den fazla güvenlik görevlisi 2 binden fazla sivil vatandaşımız yaralandı.

Türkiye terör örgütüne karşı pek çok batı ülkesinin 2 Dünya savaşından bu yana görmediği yaşamadığı çapta bir mücadele verdi. Ve bu örgütlerin hepsinin elindeki silahlar batının silahları. Ya siz kimi kandırıyorsunuz? Bunları veriyorsunuz bunlara.

UMRUMUZDA DEĞİL

Bunlarla ilgili kimsenin endişe, kaygı ifadelerinize rastlamadık... Hadise onlara destek verenler olunca birden ortaya dökülüyorsunuz. Hal böyle olunca da ifadeye gelmeyenler ve alınanlar için feveranları da açıkçası umrumuzda değil.

ŞİMDİ DİYECEKLER Kİ

Şimdi diyecekler ki siyasi konular başka, terör konuları başka. Aralarında Milletvekili adayları ilçe başkanları olan bir çok siyasetçi terör örgütü tarafından katledildi. Gözaltına alınma değil bakın direkt öldürülme. Peki bunlar öldürülürken aynı çevrelerin en küçük kaygılarını, derinliğinden vazgeçtik şöyle yüzeysel bir endişesini duydunuz mu? Ötekiler siyasetçi bunlar değil mi? Ötekiler insan bunlar insan değil mi?

14 yaşındaki Yasin Börü'yü binadan aşağı attılar üzerinden geçtiler... Böyle şehid ettiler. Ses var mı? Yok! Bütün bunları söylerken elbette karşımızdakilerin kafasındaki niyetleri bilmiyor değiliz. Belçika mahkemesi PKK'nın eylemlerini terör suçu değil de silahlı mücadele kapsamında gördüğünü ifade etmiş. Bunların ben aklını neyle yediklerini bilemiyorum. Üst düzey tüm yöneticilerinin Avrupa'da cirit attığı PKK'nın nasıl bu kadar rahat ettiğini biz de böylece anlamış olduk.

BATI KENDİ SONUNU HAZIRLIYOR...

Açıkçası batı dünyası bir süredir kendi eliyle kendi sonunu hazırlayacak uygulamalar içerisindedir. Bumerang gibi dönecek bir gün onları da vuracak. Terör karşısındaki ilkesiz, ikircikli, riyakar tutumu bu sonucu getirir. Batının geçmişinde zaten var olan İslamofobi gibi hastalıklar yeniden nüksetmeye başladı. İşte Akdeniz'de ölen o insanları görüyorsunuz değil mi? Tamamen kendi yanlışların ürünü olan küresel ekonomik krizin üstesinden gelen bu savrulma ortak geleceğimizi tehdit ediyor. Oluk olul müslüman kanı akıtacak olan politikaları sinsice dayatanların kendi refahları için dünyanın kalanını kan ve ateşe boğarken insanlıktan biraz daha uzaklaştığını bilmelidir. Bu sürdürülebilir bir durum değildir. Batının bu hayatı yanlıştan dönerek tüm insanlığın ortak geleceğini gözeten bir yaklaşım benimsemesini temenni ediyorum.