Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AP'ye tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan AP'ye tepki
25 Kasım 2016, 12:12

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Wow Otel'de KADEM Adalet ve Kadın Kongresi'nde konuştu. Burada yaptığı konuşmada AP'nin skandal Türkiye kararına tepki göstererek, "Toplanmışlar otuz kırk kişi bildiriye hayır diyor, diğerleri evet diyor .Topunuz dese ne yazar. Bana bak daha ileri giderseniz Türkiye bu kapıları açar! bunu da bilesiniz " dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KADEM Adalet ve Kadın Zirvesi'nde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada, "Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz bizi, bir erkek ile bir dişiden yarattığını, kendi katında değerli olanın da Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan olduğunu ifade ediyor. Bakınız burada erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Tam tersine, yaratılışta eşitlik var. Üstünlük ise sadece Allah'tan sakınmada yani takvada söz konusu olabiliyor. Bu açık emir mucibince kadınları, sadece ve sadece cinsiyetlerinden dolayı tahkir eden her türlü anlayışı reddediyoruz. " dedi.

Avrupa Parlamentosunun, Türkiye'nin AB ile sürdürdüğü müzakerelerin geçici olarak dondurulmasını tavsiye eden tasarı hakkında da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: Dünyada şu anda milyonlarca Aylan bebek cevap bekliyor, şefkat bekliyor, merhamet bekliyor. Onlara yönelik atılan adım var mı? Yok. İşte Afrika, sahra üstü, sahra altı. Milyonlarca orada bebek, kadın, 7'den 70'e hepsi çözüm bekliyor. Atılan bir adım yok. Atılan adımı söyleyeyim. Türkiye, Avrupa Birliği'ne girsin mi girmesin mi? Atılan adım bu. Niye? Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar, gelmişler bir araya 30-40 kişi, verilen o bildiriye 'hayır' diyor, Yahu topunuz EVET dese ne yazar? Hiçbir zaman insanlığa doğru bakmadınız. Aylan bebeği sahileden siz almadınız! 3 milyon mülteciyi bu ülkede besleyen biziz. Verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Bana bakın daha ileri giderseniz Türkiye bu kapıları açar! bunu da bilesiniz. Bu kuru sıkı tehditlerden ne ben ne de bu millet anlar? Bunu bilesiniz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasını şöyle sürdürdü:

Cinsiyetten kaynaklanan haksızlık ve adaletsizlik dönemler ve toplumlar üstü sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Kadına yönelik sömürü adet örf gelenek denerek kırılması zor yargılar haline dönüşmektedir. Onun için biz kadınlarımızın yükünü hafifletmeyi sorumluluk kabul ettik. Kadın meselesi son günlerde yoğun bir şekilde tartışılan, evlilikte düzenleme vesilesiyle ön plana çıktı. Bu kanun değişikliği teklifinin özenli hazırlanmadığını gördük. Bunun içinde toplumsal taleplere karşılık vermek için bu adımın daha hassas bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettm. Söz konusu kanun değişikliğinin geniş bir mutabakatla ele alınmasını söyledim. Değişiklik teklifinin geri çekilmesi kararlaştırıldı. Siyaset mekanizması ve kurumlar sorun çözme makamıdır. Ülkemizde yasaların izin verdiği yaşın altındaki evlilikler ve sıkıntılar söz konusuysa çöüzüm için gerekli adımlar atılmalıdır. Şayet kanuni yaş sınırı altında evlilikler varsa istediğiniz kadar ceza verin önüne geçemezsiniz. Öncelikle toplumsal anlamda gerekli adımların atılması gerekiyor. Bu sorumluluk da siyasetçi, sivil toplum kuruluşları ve medyaya düşüyor. Hükümetimizden ve resmi sivil tüm kurumlarmızdan kadınlara yönelik haksızlıklarda mücadelede ilkeleri doğru koymalarını rica ediyorum.

YAHU TOPUNUZ EVET DESE NE YAZAR?

Yetersiz eğitim ve sağlık hizmetleri ile sosyal çalkantılar ve pekçok konudaki istikrarsızlık insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Suriye, Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar sadece çıkar kavgaları ve mülteci boyutuyla dünyanın gündeminde. Eğer mülteci krizi olmasa gündeme bile gelmeyecek. Şu anda bir konunun üzerinde ısrarla duracağım. Aylan bebek ve Ümran bebek.. Peki sadece Türkiye'de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu dünyamızda sorun sadece Aylan bebek midir? Değil! Çünkü dünyada milyonlarca Alyan bebek şefkat bekliyor. Dünyada şu anda milyonlarca Aylan bebek cevap bekliyor, şefkat bekliyor, merhamet bekliyor. Onlara yönelik atılan adım var mı? Yok. İşte Afrika, sahra üstü, sahra altı. Milyonlarca orada bebek, kadın, 7'den 70'e hepsi çözüm bekliyor. Atılan bir adım yok. Atılan adımı söyleyeyim. Türkiye, Avrupa Birliği'ne girsin mi girmesin mi? Atılan adım bu. Niye? Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar, gelmişler bir araya 30-40 kişi, verilen o bildiriye 'hayır' diyor, Yahu topunuz EVET dese ne yazar? Hiçbir zaman insanlığa doğru bakmadınız. Aylan bebeği sahileden siz almadınız! 3 milyon mülteciyi bu ülkede besleyen biziz. Verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz.

BU KURU SIKI TEHDİTLERDEN NE BEN NE BU MİLLET ANLAR!

Acaba Türkiye kapıları açarsa ne yapar diye korktunuz! Bana bakın daha ileri giderseniz Türkiye bu kapıları açar! bunu da bilesiniz. Bu kuru sıkı tehditlerden ne ben ne de bu millet anlar? Bunu bilesiniz. Dünyanın kaderini BM belirleyemez. Artık dünyada ikinci dünya savaşının şartları yok. BM güvenlik konseyinde dünya temsil ediliyor mu? Her etnik unsur BM güvenlik konseyinde temssil ediliyor mu? Peki nasıl oluryor BM güvenlik konseyi! Biz ne diyoruz. 196 ülkenin BM güvenlik konseyinde temsil etmediği BM adalet dağıtamaz. 5 tane daimi üye 15 tane geçici üye. Yetti artık bu aldatmaca. Biz diyoruz ki ey 5 daimi üye gelin BM'in şu anda reforme dilmesi lazım. Bu güncellenme ile birlikte hepsi daimi üye olacak ve dönüşümlü olacak. Her iki yılda bir bu üyeler değişmek suretiyle tüm ülkeler BM güvenlik konseyinde temsil edilecek. O zaman adaleti temsil edersin. Burada çok hassas olmak zorundayız ve Dünya 5'ten büyüktür. Bunu savunmamız lazım ama birilerinden de korkmamamız lazım.

ÖMÜR BOYU KORKUYLA YAŞAMAKTANSA BİR GÜN ADAM GİBİ YAŞA!

Böyle düşünürsek netice alamazsınız. Ömür boyu korkuyla yaşamaktansa bir gün adam gibi yaşa ama kadınları tenzih ediyorum, ayrım yapmıyorum. Hep birlikte bu adımı atmamız lazım. Şu anda Sahra altı Afrika olmak üzere her türlü imkandan uzak yüzlerce milyon insanın trajedisine kimse bakmıyor. Mynmar'da ve dünyanın pek çok yerinde sadece inançları yüzünden katledilen insanların dramı futbol maçı kadar dikkat çekmiyor. Batı'daki insan hakları savunucularının, öne çıkardıkları birkaç kare ile dünyayı oyalarken arka plandaki gerçekleri gizlediklerini düşünüyorum. Adaletten bahsedecek bunlardan başlamak zorundayız. Birilerine hoş görünmek adına zulmü alkışlayamayız. Dünyadaki adaletsizlikleri dile getirdiğimiz için korkup susarsak mahçup oluruz.

BİZE AB'NİN KAPISINI AÇMAYANLAR MI YAPTIRIM UYGULAYACAK?

Avrupa Birliği'ni uyarırken milletimiz ve tüm insanlık adına yürüttüğümüz bu adalet mücadelesinin şahsımıza ve ülkemize bir bedeli olduğunun gayet iyi farkındayız. Ama ne yazık ki ülkemdeki ana muhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır, bunu başka yaptırımlar takip edecektir' diyerek tehdit ediyor, zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye Avrupa Birliği'nin kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor? Eğer yaptırım uyguluyorlarsa ne oldu? Battık mı, bittik mi, çöktük mü? Dimdik durduk Türkiye'yi getirdiğimzi nokta ortada. evelallah dik duracağız, dikleşmeyeceğiz. Yolumuza böyle devam edeceğiz. Unutmayın Batının Türkiye'ye ihtiyacı var. Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran Türkiye, AB'den destek gelecek diye kapıları açmadı. Varil bombalarının üzerlerine yağdığı insanları zalimlerin eline bırakamazdık. Onun için kapıları açtık. AB söz verdi ancak yerine getirmedi. 15 milyar dolar harcadık. Biz şuna inandık. Veren el alan elden üstündür. Böylede devam edeceğiz. Zafer sadece mücadele edebilenlerin ulaşabileceği bir neticedir. Eskilerin deyimiyle niyet hayr, akıbet hayr!

"YENİ TÜRKİYE'Yİ KADINLARIMIZLA BERABER İNŞA EDECEĞİZ"

40 yıllık siyasi hayatımda her zaman en büyük gücü hanım kardeşlerimden ve gençlerimizden aldım. Kadınların desteği olmasaydı bu meşakkatli mücadeleyi yürütebilir miydim bilmiyorum. Bunun için sorumluluk üstlendiğim her konuda kadınlarımızın meseleleri için çalıştım. 15 Temmuz gecesi namluların önüne gelen Safiye hanımlarımız vardı. Yeri geldiğinde anne şefkatiyle yeri geldiğinde anne fiskesiyle darbecileri engellemeye çalışan hanım kardeşlerimiz vardı. Yeni Türkiye'yi inşallah ülkemizin kadınlarıyla beraber inşa edeceğiz. Geleceğin güvenli, huzurlu, adil, müreffeh dünyasını doğudan batıya, kuzeyden güneye yerkürenin her köşesindeki kadınlarımızla birlikte kuracağız. Uluslararası kadın ve adalet zirvelerinin bu mücadelenin sembolü haline dönüşmesini temenni ediyorum