Oyuncular arasında hırslarına kapılmış çok insan var

Oyuncular arasında hırslarına kapılmış çok insan var
09 Eylül 2016, 11:32

Oyuncu İnci Türkay: Ünlüler dünyasında saygıyı yitirenler var. Şöhreti kaldırmak zor bir iştir. Egolarına yeniliyorlar. Saygıyı yitirenler, mesleki hiyerarşiyi unutanlar var

Ekranlarda sevimli anne rolleriyle görmeye alıştığımız oyuncu İnciTürkay, bu sezon izleyiciyi şaşırtarak atv ekranlarında yayınlanan Rengarenk dizisinde kocası tarafından aldatılmış, hırslı bir kadın olan 'Zerrin' rolüyle ekrana geliyor. Türkay, ünlüler dünyasında yaşanan ilişkileri, oğluyla iletişimini ve Atilla Saral ile yedi yıldır devam eden ilişkisini anlattı.

Dizide canlandırdığınız karakterde sizi farklı gördük. Daha ılımlı, yumuşak karakterlerde görüyorduk, bu konuda neler diyeceksiniz?
Dizide oynadığım 'Zerrin' karakteri bugüne kadar televizyonda canlandırdığım karakterlerden çok farklı. Tiyatro oyuncusuyum, tiyatroda çok çeşitli roller oynadım ama seyirci ekranda ilk kez beni böyle bir rolde gördü. Aslında bu benim ne zamandır istediğim bir şeydi ve gelen projeleri de bu yüzden reddediyordum. Ekranda sevimli, cici anne, iyi kalpli anneyi oynamaktan biraz sıkıldım açıkçası çünkü kendimi tekrar ediyordum. O yüzden 'Zerrin' karakterini çok sevdim ve keyifle oynuyorum.

Oyunculuk alanında hırslarınız oldu mu?

Benim hep kendimle hırslarım oldu yani kendimle başarımı ölçtüm. Kendi kendimi değerlendirmeye çalıştım, hiçbir zaman mukayese sevmem. Çocuğumu yetiştirirken de onu biri ile mukayese etmek hoşuma gitmez. İnsan kendisi ile mücadele ettiği zaman, kendisini aşmaya çalıştığı zaman daha başarılı olur diye düşünüyorum. Kariyer anlamında hiçbir zaman hırsım olmadı. Ben hep yaşamayı, iyi bir insan ve anne olmayı, hayattan zevk alarak mutlu, huzurlu olmayı ön planda tuttum.

Oyuncular arasında hırslara kapılmış insanlarla karşılaşıyor musunuz?

Şöhreti kaldırmak, taşımak zor bir şeydir. Ayrıca bir-iki tane dizide oynayıp meşhur olmak, ardından geri planda kalmak çok zordur, acıdır. Ben 25 yıldır bu sektördeyim. Oyuncular arasında hırslarına kapılmış çok insan var, egolarına yenilmiş olanlar var. Bir anda şöhreti kaldıramayıp tuhaf tavırlara girenler, saygıyı yitirenler, mesleki hiyerarşiyi unutanlar var. Maalesef böyle oyuncularla, insanlarla karşılaşıyoruz.
Meslekte en büyük hırsınız, üzüntünüz ya da mutsuzluğunuz ne oldu?
Şehir Tiyatroları'nda 'Evita' müzikali sahnelenirken oyunda birmetres rolü vardı. Onun seçmelerine girmiştim ve gayet de iyi geçmişti. Ancak tipimden dolayı kaybetmiştim. 'Leydi Machbet'i oynayamayacağım gibi oradaki metres rolü için de çok masum yüzlü bulunmuştum. Halbuki sesim ve oyunculuğumu sevmişti jüri; ancak naif karakterli olduğum için rolü alamamıştım, o zaman üzülmüştüm. ailemi işimin önünde tutarım
Rol aldığınız 'Rengarenk' dizisinde 'Renk', tanıştığı kişinin aile yaşantısını farklı buluyor ve özeniyor. Ünlüler dünyasında aile ilişkileri nasıl?
Dizideki gibi anne-baba ve çocuğun oyuncu olduğu ailelerde mutlaka herkesin egosu ön planda olacağından aile içi ilişkilerde sarsılma oluyordur. Ünlüler dünyasına baktığımız zaman; aile içi ilişkileri güzel götüren, evliliğini güzel sürdüren, çocuğuyla çok mutlu olan, bunu dengeleyen ailelerimiz olduğu gibi çarpık ilişkiler de görüyoruz. Her şeyi oyunculuğa, meşhur olmaya, şöhrete bağlarsanız; o zaman hayat zorlaşır ve gerçekten altından kalkması zor bir yük olur.

Oğlunuzla iletişiminizin çok iyi olduğunu biliyoruz. Dizideki annenin sizden farkı nedir?

Oğlumla iletişimim çok iyi. 'Zerrin' benden çok farklı bir karakter. İlk defa böyle bir anne rolü oynuyorum. Ben her zaman için oğlumu ve ailemi ön planda tutan, oyunculuğu meslek olarak gören bir anneyim ancak 'Zerrin', kariyeri, hayatı, şöhreti çok ön planda tutan bir karakter. Aslında ünlüler dünyasında çok sık gördüğümüz bir model teselliyi başka şeylerde aramak. 'Zerrin' ile diğer oynadığım roller taban tabana zıt karakterler.

Oğlunuzla birlikte nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Oğlumla aramızda çok güzel bir anneoğul, arkadaşlık-dostluk ilişkisi var. Disiplinli, katı bir anneyim. Şımarık çocuk hiç sevmem; farkında çocuk severim, sorumluluklarını bilen. Oğlumu da böyle yetiştiriyorum. Kendi özgürlüğü başkalarının özgürlüğü ile sınırlı, her zaman bulunduğu duruma şükreden bir çocuk olmasını istiyorum. Yardımcı olduğumuz kuruluşların davetlerine gidiyoruz, oradaki çocukları ziyaret ediyoruz. Oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, film izliyoruz, seyahat ediyoruz; yani çok keyifli vakit geçiriyoruz.

GÖZ ÖNÜNDE İLİŞKİ YAŞAMAK ZORDUR

Uzun yıllardır Atilla Saral ile birliktesiniz. Nasıl bir iletişiminiz var?

Göz önünde olan ilişki zordur. Biz yedi yıldır birlikteyiz. Atilla ile ilişkimizde göz önünde olmayı sevmiyoruz. Göz önünde olabileceğimiz mekanları tercih etmiyoruz. Dostlarımızla beraberkendi mekanlarımızda, kendi evlerimizde vakit geçirmeyi seviyoruz.Atilla zaten Kaz Dağları'nda yaşıyor. Projeleri olduğunda İstanbul'a gelip gidiyor. Biz, boş zamanlarımızda ona ayırabileceğimiz vakitleri belirleyip yanına gidiyoruz. Kaz Dağları'nı da çok seviyoruz. Ben daha önce de söylemiştim, birbirimize hem çok yakın, hem çok uzağız diye. İlişkiyi dengede tutan bir şey ama ne Atilla'nın, ne benim gazetelerde kendimizi görmek tercihimiz değil. Bunun çok paylaşılması, çok göz önünde yaşanması, çok ortalıkta olmakikimizin de hoşlanmadığı bir şey, böyle mutluyuz, böyle güzel yaşıyoruz. Karşılıklı sevgi-saygı ve anlayışla birbirimizi tanımak, zevk aldığımız ortak paydalar bizi bir arada tutuyor.

Atilla Saral ile birbirinizin projelerini izleyip yorumlarda bulunuyor musunuz?

Tabii ki elbette, Atilla ile Noel Covard'ın 'Çılgın Ruh' adlı İngiliz komedisinde tanıştık. Oradan sonra birlikteliğimiz başladı, o günden bu yana tiyatroda Atilla'ya benim çok yardımlarım dokunmuştur. Sonra kamerada, ekranda, orada, burada hep birbirimizi izleyip olumlu-olumsuz eleştirilerimizi özellikle olumsuz eleştirilerimizi gelişelim, her şey daha iyiye gitsin diye birbirimize yaparız.

Merve Yurtyapan / Günaydın