Saygısızlar koalisyonu

Saygısızlar koalisyonu
16 Haziran 2015, 12:27

AHMET KEKEÇ / star.com.tr

Hedef, koalisyona aza yazılmak değil...
Hedef, Cumhurbaşkanı'nın meşruiyetini tartışmaya açmak...

Ülke hükümetsiz kalmış, istikrar bozulmuş, yatırımlar durmuş, hiçbirinin umurunda değil...

MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın çağrısına olumlu cevap vermeyeceğini söylüyor. Koalisyon görüşmesini, hükümeti kurmakla hangi şahıs görevlendirilecekse, onunla yaparmış. Beştepe'ye gitmezmiş. Ayrıca, şartı varmış. Bilal Erdoğan'ı verirlerse koalisyona "evet" dermiş.

Selahattin Demirtaş da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın davetine icabet etmeyeceğini söylüyor. Çünkü Demirdaş lütfediyor; asmayacakmış, yargılayacakmış. Yüzde 13'ün şımarıklığıyla, bütün bir ülkeyi parmağında oynatıyor. Ama "52 Kürt vatandaşının ölümünden sorumluyum. Elim kanlı..." demiyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, kafadan karşı. Ancak bir kriz durumunda Cumhurbaşkanı'yla görüşmeyi kabul edermiş. Zaten Beştepe konusunda rezervi varmış. Gitmezmiş o Saray'a... (Gitse, klozetleri yerinde görecek oysa. Yerinde görecek ve bir daha da altından kalkamayacağı iddialarda bulunmayacak, sonra da "Ben Beştepe'yi kastetmemiştim ki..." diye kıvırmak zorunda kalmayacak.)

Bu beylere şunları söylemek gerekir:

Erdoğan, sizin kapalı kapılar arkasında "pazarlık usulü" ve işaretle seçtiğiniz Cumhurbaşkanlarına benzemiyor. Halkın oylarıyla seçildi ve arkasında yüzde 52'lik devasa bir destek var. Saygı duymak zorundasınız.

Üstelik Erdoğan, bugüne kadar gelmiş en meşru Cumhurbaşkanı.

Sizin, önünde el pençe divan durduğunuz Demirel'den de, hangi derde deva olduğu belirsiz Sezer'den de, "Paşam, ne güzel darbe yaptınız, vallahi tadı damağımızda" dediğiniz Evren'den de, hatta (gıyabında) operasyonlarınıza malzeme yaptığınız Gül'den de meşru...

Erdoğan davet ettiğinde, rezervlerinizi ve kişisel hesaplarınızı bir kenara bırakıp, tıpış tıpış gideceksiniz.

Gitmek zorundasınız.

Kimse sizi yarenlik etmek için Beştepe'ye çağırmıyor.

Kimse sizin üzerinizden meşruiyet devşirmiyor. (Aldığınız küçük yüzdelerle mi yüzde 52'ye meşruiyet bahşedeceksiniz? Kendi meşruiyetinizi kanıtladınız mı ki, "Beştepe'ye çıkarsak, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığını tanımış oluruz!" gibilerden nezaket ve ahlak dışı cümleler kuruyorsunuz?)

Madem bir koalisyona aza yazılmak istiyorsunuz, Cumhurbaşkanı'nın görüş ve tavsiyelerini alacaksınız, almak zorundasınız...

Madem halk sizi olası bir koalisyonun parçası görmek istiyor, hükümetin teşkili konusunda kanaatlerinizi ve taleplerinizi Cumhurbaşkanıyla paylaşacaksınız, paylaşmak zorundasınız...

Cumhurbaşkanı'nın meşruiyetini tartışmaya açmak halka saygısızlıktır, halkın seçme iradesine saygısızlıktır, demokrasiye saygısızlıktır.

Dahası, suçtur...

Ciddi bir anayasa suçudur...

HAMİŞ:

BİR- Patronuna laf söylendiği için günlerdir köşesinde zırlayan ve mağdur edalarıyla sağa sola laf yetiştiren müptezel, önce şu lafı koyacak bir yer bulsun: "1997 yılında ordunun baskısı sonucu istifaya zorlanan İslamcı koalisyon hükümetine karşı benim medya organlarım savaş verdi."

Neymiş?

Kendisini hükümet kurup hükümet yıkmakla görevli sayan patronu, hangi hükümetin darbeyle düşürüleceğini de belirliyormuş ve askerin yanında "savaş veriyor"muş.

İKİ- Abdullah Gül'ün başdanışmanı Ahmet Sever, bir operasyonun parçası olarak kurguladığı kitabında, Erdoğan'la Gül'ü karşı karşıya getirecek ve (bence) birçoğu gerçeği yansıtmayan anektodlara yer vermiş. Bu anekdotların bir bölümü, tekzibi gerektiriyor. Erdoğan konuşmayacağına, konuşması gerekmediğine göre, bu görev öncelikle Abdullah Bey'e düşüyor. Dava arkadaşlığı bunu gerektirir çünkü...

Her daim saygılı, ölçülü ve rikkat sahibi Abdullah Bey, kendini bilmez bir danışmanın "fitne" girişimlerine sessiz kalmayacaktır. Kalmamalıdır.