‘Türkiye Türklerindir’ masasında saz çalan yiğit, bak düştü düşüyor!

‘Türkiye Türklerindir’ masasında saz çalan yiğit, bak Kobani düştü düşüyor!
26 Haziran 2015, 11:06

" düştü düşüyor..." Bu sözün hangi bağlamda ve hangi endişelerle söylendiğine bakmadan, aylarca şerefsizce tezvirat ürettiler. Erdoğan, Kobani'nin düşmesini istiyormuş... "Kobani düştü düşüyor" derken, gizli sevincini dile getiriyormuş.

Önce sözün tamamını okuyalım...

Bakalım öyle miymiş?

Bakalım Erdoğan gizli sevincini mi dile getiriyormuş?

Buyurun: "Havadan bombalamak suretiyle bu sorunlar çözülmez. İşte IŞİD terör örgütü çıktı. Bu Suriye'de güç buldu. Bunlar İslam adına Allah-ü ekber diyerek, Allah-ü ekber diyenleri öldürüyorlar. Müslüman müslümanı bu şekilde öldürebilir mi? Müslümanın müslümana kanı, canı, malı, ırzı haramdır. Kardeşlerim şunu çok iyi bilmemiz lazım. Sadece havadan bombalamak suretiyle bu terörü sona erdiremezsiniz. Aylar geçti herhangi bir netice yok. Şu anda Kobani de düştü düşüyor. Uçuşa yasak bölge ilan edilmesi lazım. O bölgeye paralel güvenli bölge ilan edilmesi lazım. Suriye'de ve Irak'ta ılımlı muhalif kesimin hem eğitilmesi hem donatılması lazım..."

Kobani üzerinden tezvirat üreten şerefsiz takımı iyi hatırlayacaktır.

Bu konuşma Gaziantep'te yapıldı.

Eleştirilerin odağında, IŞİD'i başımıza bela eden ve bütün taleplerimize kulak tıkayan Amerika vardı.

Çünkü müttefikimiz Amerika tampon bölge oluşturulmasına, IŞİD'in lojistiğini kesecek tedbirlerin alınmasına ve tespit edilen paralel hattın uçuşa yasak bölge ilen edilmesine karşı çıkıyordu.

IŞİD, bu hattı kullanarak Kobani'yi kuşattı.

Sonra ne mi oldu?

Büyük bir göç dalgası başladı. IŞİD teröründen kaçan Kürtler Türkiye tarafından tahliye edildiler. Yani, güvenli bir şekilde sınır içine alındılar.

Peki, "Kobani düştü düşüyor" diyerek gizli sevincini dile getiren Erdoğan bu göç dalgası hakkında ne söylemişti?

Kobani üzerinden tezvirat üreten şerefsiz takımı iyi hatırlayacaktır ama sevabına tekrarlayalım:

"Şu an itibariyle topraklarımızda misafir olan 1.5 milyon mülteci var. En son IŞİD teröründen kaçan 200 bin Suriyeli de topraklarımıza sığındı. Bu kadar büyük kitleyi arzu ettiğimiz şekilde ağırlamak takdir edersiniz ki mümkün olmuyor. Elimizden geleni azami ölçüde yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Avrupa ne yazık ki buna seyirci. BM Mülteciler Komisyonu bu işe seyirci. Sadece konuşuyorlar. İş üretmeye gelince netice yok. Sadece topraklarımızdaki misafirlerimiz için sadece biliniz diye söylüyorum 4 milyar doları aşkın kaynak kullandık. Topraklarımızın dışında Suriye ve Irak'a gönderdiğimiz yardımlar yarım milyar doları aştı. Suriye ve Irak içindeki Arap kardeşlerimize, Türkmen kardeşlerimize, Kürt kardeşlerimize, Ezidi ve Süryanilere kadar ulaşıyor, etnik köken, din ayrımı yapmadan herkesin yardımına ulaşıyoruz."

Peki, IŞİD teröründen kaçan Kürt mülteciler tahliye edilirken, bir temsilden geldiğini söyleyen HDP'liler ne yapıyordu?

Ne yapacak?

Bu tahliyeyi gerçekleştiren güvenlik güçlerini taşlıyordu. Bkz. Jandarmaya taş atan Aysel Tuğluk görüntüsü...

Bununla kalmadılar.

PKK'yı devreye sokarak Kürt mültecilere gönderilen yardımlara engel oldular. TIR'ları bölgeye sokmadılar. Sivil yardım konvoylarına saldırdılar. Kan taşıyan ambulansları devirdiler. Mültecilerin mağduriyeti ve Kobani üzerinden paralel destekli bir operasyon yaptılar ve sonucunu da 7 Haziran'da aldılar.

Dün, Kobani'de patlamalar olmuş.

Çok sayıda ölü ve yaralı olduğu söyleniyor.

Bildik IŞİD saldırılarından biri.

Hadi aynı tezviratları üretsinler. "Kobani düştü düşüyor" üzerinden yeni bir rezillik denesinler. Kitleleri sokağa döksünler. Murathan Mungan'a"yaşım genç olsaydı" dedirtsinler. Bekliyoruz...

Geçtiğimiz deneyimde, 52 Kürt vatandaşı öldürülmüştü.

Bunu da yapmışlardı.

Eylem çağrısı Selocan'dan gelmişti.

Sonra aynı Selocan "Türkiye Türklerindir" masasına oturup elinin kanıyla sazın teline dokunmuş, birbirinden içli "sevda türküleri" okumuştu...

/ Star