‘Türkiye Türklerindir’ sofrasından kalk, mesele çözülür!

‘Türkiye Türklerindir’ sofrasından kalk, mesele çözülür!
03 Ağustos 2015, 10:08

Ahmet Kekeç / star.com.tr

Pek güzel söylüyorsun, "Ateşkes olmalı, iki taraf da silahı bırakmalı, akan kan durmalı, analar ağlamamalı..."

İyi söylüyorsun da, devlet silah bırakmaz Selahattin...

Bu hitap tarzını kabalığıma verme! Yaşı ilerlemiş bir gazetecinin "ağabeyce" seslenişi say!

Devletlerin özelliği, silahlı olmalarıdır. (Aynı zamanda güvenlik meseleleriyle meşgul oldukları için silah bulundururlar... Bu durum benim de hoşuma gitmiyor ama maalesef uygulama böyle.) Silahı nasıl ve nerede kullanacakları ise yasalarla belirlenmiştir.

Bir yasa dışılık tespit ettiysen, bildir, hep birlikte karşı çıkalım.

Çünkü silah taşıma ve kullanma yetkisine sahip devletler, zaman zaman bunu suistimal ederler.

Nitekim etmişlerdir.

Devletimiz, 90'lı yıllarda yasaların dışına çıkmıştır. "Terörle mücadele" çerçevesinde kirli bir savaş yürütmüştür. Tetikçiler kullanmıştır. Faili meçhullere imza atmıştır. Bunlar olmuştur Selahattin...

Bütün bu "kirlilikler", bugün bayrağı altında oturup saz çaldığın medya grubu tarafından desteklenmiştir. (Aynı medya grubunun, rahmetli Ahmet Kaya'nın arkasından "Vay Şerefsiz" diye manşet attığını herhalde unutmadın... Bunu unutacak kadar omurgasız olamazsın...)

Burada doğru cümle şu olmalıdır: "PKK koşulsuz silah bırakmalı, devlet de hukuk dışına çıkmamalıdır. İllegal silahlı unsurların rehabilitasyonu ise siyasetin konusudur. Siyaset bu konuya bir çözüm bulmalıdır."

İkincisi şu Selahattin:

Devlet (en azından şu günlerin devleti), operasyon yapmaya, dağları taşları bombalamaya meraklı değil. "Operasyonlar bir an önce durdurulsun"sözünün "hoş" ama aynı zamanda "boş" bir temenni olmaktan çıkması, eli silahlı örgütün davranışlarına (ve elbette sizlerin de sergileyeceği siyasi tavra) bağlı... Yol kesmek, iş makinası yakmak, esnaftan haraç toplamak, dağa adam kaldırmak, uyuyan insanların ensesine kurşun sıkmak, sahte kaza ihbarıyla trafik polisi öldürmek, ray döşeyen işçileri taramak, yol ve baraj yapımını engellemek gibi "asayişsizlikler" sona erdiğinde, operasyonlar da sona erecektir.

Bu asayişsizlikler sona ermedi Selahattin.

Örgüt, son bir yıl içinde 850 terör eylemi gerçekleştirdi... (Ateşkes döneminde bile mesaisini sürdürdü.)

Üstelik Başbakan Davutoğlu'na bu nevi tatsız hadiselerin bir hafta içinde sona ereceğini söylemiştin. "İşte burada söz veriyorum" demiştin.

Sözünü tutmadın Selahattin.

Üzerinden bir hafta bile geçmedi... "Kobani"yi bahane ederek militanlarını sokağa döktün ve 53 Kürt vatandaşımızın katledilmesine neden oldun. Yani, kendini bir "asayiş sorunu" haline getirdin.

Üçüncüsü şu Selahattin:

Seçimden önce, "Pekekeye silahı biz bıraktıracağız... Pekekeyi dağdan biz indireceğiz... Bölgeye demokrasiyi biz getireceğiz" şeklinde iddialı ve atarlı konuşmalar yapıyordun.

Seçimden sonra fikir ve karakter değiştirdin, "Pekekeye nasıl silah bıraktırabiliriz? Bizim dememizle olacak iş mi bu?" demeye başladın. BundaKandil'den yediğin fırçaların ve paralel örgütten aldığın "sufle"nin de payı vardı elbette.

Fakat hiç değilse, daha risksiz alanlarda oynayabilirdin, çözüm sürecini zedelemeyecek/çözüm sürecinin istikbalini kurtaracak bir dil geliştirebilirdin.

Savaş dilini benimsedin.

Bütün varlığınla çözüm iradesi gösterenleri düşmanlaştırdın. İnkâr ve asimilasyon politikalarına son verenleri değil, Kürt düşmanlığıyla temayüz etmiş çevreleri dost edindin ve "Beyaz Türk" mahallesinin Selocan'ı oldun.

Dördüncüsü ve sonuncusu da şu Selahattin:

HDP bir "temsil"den gelmektedir. Yüzde 13 oy almış, Meclis'e 80 milletvekili sokmuştur. Her şeye rağmen meşru bir partidir.

Bu temsilin (ve meşruiyetin) hakkını ver Selahattin... Eş Genel Başkanlığını yaptığın partiyi, PKK'ya silah bıraktıracak "sivil bir baskı grubu" haline getir.

Lidersen bunu yaparsın!

Sonra da, sazını usulca yere bırak ve üzerinde "Türkiye Türklerindir" bayrağı dalgalanan o sofradan hızla uzaklaş!
Etiketler ahmet kekeç