Bu hanım aklımızla alay ediyor

Bu hanım aklımızla alay ediyor
11 Ağustos 2015, 09:34

/ Star.com.tr

HDP'nin (ülkücü bir aileden gelme) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, beklenen açıklamayı Almanya'nın Sesi'ne (Deutsche Welle'ye) yaptı.

Hani, "Sırtımızı PYD'ye, YPJ'ye, YPG'ye verdik, bunu gizlemiyoruz" demişti.

Deutsche Welle muhabirine yaptığı açıklamada ise bunu gizledi... "PKK ile HDP'nin arasında bir bağ bulunmadığını ve PKK'nın uyguladığı programın terör olmadığını" söyledi.

İki yapı arasında "kurulmak istenen bağ"la ilgili düşüncelerimi sonra söyleyeceğim.

Figen Hanım "program"dan bahsediyor.

PKK'nın uyguladığı program...

Bu program, öncelikle bir eşitlik ve demokrasi arayışıymış... Zaten PKK da, aynı zamanda (ve sadece) "demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren bir örgüt"müş...

Hayır elbette PKK'nın bu hedeflere ulaşma konusunda başvurduğu yöntemleri onaylamıyorlarmış. Ancak kabul edilmeliymiş ki, PKK'nın uyguladığı program asla terör değilmiş.

Figen Hanım'a şunu söylemek lazım:

Bizim tartıştığımız şey de yöntem değil mi zaten Figen Hanım... Sizin de onaylamadığınızı söylediğiniz ama ne hikmetse yüksek sesle dile getirmekten imtina ettiğiniz "yöntem"e ilişkin sorunlar, PKK'yı otomatikman bir "terör örgütü"ne dönüştürmüyor mu?

Ya da şöyle soralım:

Onaylamadığınız yöntemler nelerdir?

Karakol basmak, yola mayın döşemek, uykudaki polislerin ensesine kurşun sıkmak, metroda bomba patlatmak, terhis olan askerlerin üzerine roketatar mermisi yağdırmak, sahte kaza ihbarı yapıp trafik polisi öldürmek mi?

Bunlara mı itiraz ediyorsunuz?

O zaman niçin duyamıyoruz sesinizi?

Ya da şöyle soralım:

PKK'nın "eşitlik ve demokrasi mücadelesi" çerçevesinde dile getirdiği taleplerin hangisi karşılık bulmadı? Eşitlik ve demokrasi mücadelesi çerçevesinde PKK bugüne kadar hangi iyileştirmeleri önerdi? Öldürmek dışında ne yaptı?

Mesele eşitlik ve demokrasi mücadelesi ise, bir temsil den gelen ve meşru siyasete yönelen/yöneldiğini söyleyen HDP yetmiyor mu ki, bir de eli silahlı insanları aracı kılıyorsunuz? Böyle bir mücadeleyi yürütmek için silah şart mı? Polis ve asker öldürmek şart mı? Siz ne güne duruyorsunuz?

Bu mücadeleyi pekâlâ siz de yürütebilirsiniz...

Yürütmelisiniz...

Fakat böyle bir mesai içine girmediniz, girmek istemiyorsunuz.

Her ağzınızı açışta "eşitlik, demokrasi, kardeşlik, barış, özgürlük" diyorsunuz; "âdem-i merkeziyet"in faziletlerinden dem vuruyorsunuz ama âdem-i merkeziyete kapı aralayacak yasal ve anayasal düzenlemelere karşı ret cephesiyle iş tutuyorsunuz.

Bu ülkede yapılan demokratik iyileştirmelerin sizi niçin mutsuz ettiğini öğrenmek isterim. Olağanüstü Hal'in kaldırılması, Kürtçenin "yasak dil"olmaktan çıkarılması, inkâr ve asimilasyon politikalarına son verilmesi (15 yıl öncesine kadar Kürt yoktu. "Kürtçe" şarkı söyleyenleri ya cezaevine tıkıyorlardı, ya da "Vay şerefsiz" nidaları eşliğinde ölüme gönderiyorlardı!) anadilde savunma hakkının yasalaşması, yerel isimlerin iade edilmesi, Kürtçe neşriyata izin verilmesi sizleri derin kederlere gark etti...

Bunun nedenini merak ediyorum.

Bugüne kadar ne istediğinizin değil, ne istemediğinizin takipçisi oldunuz...

Beklenen, yeni anayasa, demokratik reformlar, âdem-i merkeziyete imkân tanıyacak yasa ve mevzuat değişikliklerini talep eden bir siyaset izlemenizdi. Bu taleplere (ihtiyaçlara) dönüp bakmadınız bile. Sadece, istemediğiniz şeyi söylediniz. "Gerici AK Parti"yi istemiyormuşsunuz...

İki yapı arasında kurulmak istenen bağla ilgili açıklamanıza gelince...

Buyuruyorsunuz ki, "Bizim HDP olarak PKK ile bağımız yok. Belge konulması lazım ortaya, aksi takdirdi çok saçma kalıyor iddialar."

Belgeye lüzum var mı ki?

Sırtınızı PYD'ye, YPJ'ye, YPG'ye yasladığınızı söyleyen ve bunu itiraf etmekten çekinmeyen sizsiniz...

Hadi yine de beyan esastır diyelim.

Peki, siz "belge" koyabiliyor musunuz ortaya? AK Parti'yle DAEŞ arasındaki irtibat bulunduğunu söyleyen mebzul miktar açıklamanız var.

Bu iddiaya dayanarak kitleleri sokağa döktünüz. Onlarca, yüzlerce insanın ölümüne neden oldunuz.

Paralel trollerin alçakça tezviratları dışında bir belge koyabildiniz mi ortaya?

Etiketler ahmet kekeç