Köprünün altından çok sular geçti Leyla Hanım

Köprünün altından çok sular geçti Leyla Hanım
18 Kasım 2015, 16:38

HDP Milletvekili Leyla Zana dün Meclis'te 24 yıl sonra yeniden Kürtçe yemin etti. Ne savcılar suç duyurusunda bulundu, ne polisler Meclis'te HDP’li milletvekilleri tutukladı. Gazetelerde küçücük haber oldu ve bazı gazeteler haber değeri olmadığı için görmemeyi tercih etti. Kürtçe yemin üzerinden yeni bir gerginlik çıkarmaya çalışan HDP’li vekiller bir gerçeği kaçırıyordu. Artık Türkiye'de son 13 yıldır inkar politikalarından vazgeçilmişti. Siyasetçiler Kürtçe propaganda yapabiliyorlar, Meclis gruplarında Kürtçe konuşabiliyorlardı. TRT 24 saat Kürtçe yayın yapıyor, bunun yanında Kürtçe yayın yapan birçok yeni gazete, kurs ve radyo açılmıştı. Yani köprünün altından çok sular akmıştı. Sabah yazarı Melih Altınok da bugünkü yazısında bu çelişkiyi kaleme aldı.

Melih Altınok / Sabah.com.tr

Ankara'da gazetecilik yaparken izlediğim Meclis açılışlarından bu kadar hoşlanmıyordum. Şimdi yanıma çayımı kahvemi alıyorum, Oscar töreni misali izliyorum.
Kimi meslektaşlarımda da gözlediğim bu hali, siyasetin heyecanının azalmasına ya da ciddiyetinin kaybolmasına bağlayanlar olabilir.
Ben aynı fikirde değilim. Hatta parlamentoya giren vekillerin kişisel özellikleri- farklılıkları üzerinden tartışılan bir siyasetin klişelerden ağırlaşmış politik atmosferi kuş gibi hafifleteceğini düşünüyorum. Bu ayrıca, seçilir seçilmez büyüyen, ciddileşen, sıkıcılaşan ve hayali bir ömür boyu "sayın bakanım" kalmak olan kimi vekillerimize de iyi gelir. Ne dersiniz?
Elbette siyasetçilerin seçimler öncesi açık oturumlarda söylediklerinden çok giysileriyle, jest ve mimikleriyle, saç stilleriyle ya da esprileriyle tartışıldığı ABD tarzı bir ortamın çok uzağındayız. Ama biz de fena gitmiyoruz bence.
Ama yine de batıya giden bir gemide yüzünü doğuya dönmüş yolcu misali, ayrıldığı limanı yaşayanlar çoğunlukta hala. Onların bu ısrarları yaş ortalaması 30 olan, yeni iletişim kanallarının ve onların yeni dilinin hakim olduğu kıpır kıpı bir dünyada ve tabii ki Türkiye'de nafile çaba.
Dün HDP Milletvekili Leyla Zana'nın yemin etmek için kürsüye çıktığı dakikalarda ve sonrasında yaşananlar da zamanı ana uymayanların kusursuz resmini yansıtıyordu.
24 yıl önce, Diyarbakır'ın efsanevi belediye başkanlarından Mehdi Zana'nın 14 yaşında evlendiği eşi olarak tanındığı günlerde Meclis kürsüsünde beliren, toyluğu, samimiyeti ve takır tukur Türkçesiyle "eylem koyan" Leyla Hanım yine aynı sahnedeydi.
Faili meçhullerin vakai adiyeden sayıldığı, 5 bin köyün yakılıp milyonların göçe zorlandığı, her gün onlarca şehidin geldiği o karanlık günlerde Zana bir çıkış yapmıştı.
Başındaki sarı kırmızı yeşil bantla, Türkçe başladığı yemini Kürtçe olarak şu sözlerle bitirmişti. "Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına ediyorum."
Aman Allah'ım ne tantanaydı ama! Meclis ayaklandı, basın ayaklandı, ülke ayaklandı. Sonrasında o cezaevi senin bu cezaevi benim yıllarca dolaştı Zana vekil arkadaşlarıyla.
Naifliğiyle tanınan DEP vekili Orhan Doğan'ın yıllar sonrasındaki ölümünde o günlerde çektiği acıların da payı olduğu söylenir. Kesin olansa, yemin krizini çıkartan vekilleri Meclis'e sokan dönemin SHP'sinin ve Murat Karayalçın'ın siyaseten bir daha bellerini doğrultamadıklarıydı.
Köprünün altından çok su aktı. Bugün 53 yaşında yeniden vekil olarak meclise giren Leyla Hanım tarihi tekerrür ettirdi. Bu kez daha şıktı, sesi eskisi gibi titremiyordu. Yeminin başında Kürtçe "Onurlu bir barışın umuduyla" dedi.
1973'te en genç vekil olarak girdiği Meclis'in dünkü oturumunu bu kez "en yaşlı üye" sıfatıyla yöneten Deniz Baykal Zana'dan yemini düzeltmesini istedi. Deniz Bey'in itirazı Kürtçe ifadelerden ziyade Zana'nın "Büyük Türk milleti" yerine "Büyük Türkiye milleti" demesiydi.
Baykal Leyla Hanım'dan yemini tekrar temsini istedi, o ise yeniden kürsüye gelmedi.
Kimse ölmedi.
Leyla Hanım uygun bir zamanda gelip yemini kurallar'a göre okuyacaktır. Çünkü yasama faaliyetlerine katılması için bu gerekiyor.
Bence çok takılmayalım. Takılmadıkça Leyla Hanımlar da ancak 90'larda anlamı olan bugünün Türkiye'sinde ise ajite bir çıkıştan fazlasını ifade etmeyen bu restlere başvurmaz.
Kaldı ki 7-8 Ekim'de sokak çağrısı yapıp onlarca insanın ölümüne yol açan kurallara uygun yemin etti de ne oldu?
Evet, Meclis'te geleceğe dönsün artık.