Şengör'ü daha sık konuşturmalı!

Şengör'ü daha sık konuşturmalı!
23 Kasım 2015, 11:02

HAŞMET BABAOĞLU/SABAH.COM.TR

Celal Şengör'e kızmayalım.
Ne diyor yahu bu adam, diye çıkışmak yanlış.
Tersine, onu pamuklar içinde sarıp sarmalayarak koruyup kollamalı.
Hatta arada sırada değil, Şengör'ü sık sık konuşturmalı ki, vesayetçi rejimin zihinsel arkaplanı ve beyaz Türklüğün korkunç yüzü yalansız dolansız ortaya serilsin.
Anlatsınlar ki...
Koca bir yakın tarih boyunca bu milletin zerre kadar sevilmeden ama tepe tepe "kullanıldığı"ndan kimsenin şüphesi kalmasın.
Eteklerindeki taşları iyice döksünler ki...
Onca afra tafralarının altındaki eziklik ve sokaktaki insandan duydukları tiksinti iyice bilinsin.
***

Prof. Celal Şengör'ün Radikal internet sitesinde çıkan röportajı dün medyada alıntılanırken "Kenan Evren'in yaptığı her şey istisnasız doğrudur" ya da 12 Eylül rejiminde insanlara dışkı yedirerek işkence yapılması konusunda ettiği "dışkı yedirmek işkence değildir" sözleri manşetlere çıkartılmıştı.
Tabii gazetecilik açısından bu sözler pek çarpıcı ama bir tür meczupluk olarak algılanıp geçilebilir. (Meczuplara da haksızlık ediyoruz; onlar böyle "insanlık"tan uzak olmazlar, hatta ermişlere yakındırlar!)
Şengör'ün asıl üzerinde durulması gereken sözleri "Cumhuriyet seçkinleri" diyebileceğimiz bir sosyal kesimin zihniyetini "kusan" ifadeleridir.
Malum, kendini "elitin en tepelerinde bir yerde" gören profesörümüz "dağdaki çobanla onun oyunu bir tutan" demokrasiden nefret eder.
Ancak bu sözü meşhur eden manken için de "Aysun Kayacı'nın oyu da pek makbul bir oy sayılmaz, kusura bakmayalım" demeyi de ihmal etmemiş. (Bu da "yırtmak için en küçük fırsatı bulduğunda hemen halka çakan bütün Aysun Kayacı'lara ders olsun!)
Sorarsanız, kendi dalında büyük bir bilim adamı.
Fakat Uganda'da bir kabileden, "ilkel insanların cahilliği"nden bir söz edişi var; antropoloji bilimi bu felaket karşısında oturur ağlar.
***

Melek Baykal'ı hatırlıyorsunuz değil mi?
Hani o meşhur instagram paylaşımında Hayri İnal konağına ve duvarlardaki fotoğraflara bakıp kendi deyimiyle "yaşanmış hayatları düşünüp hüzünlenmiş"ti. Ama az sonra fotoğraf çektirdiği konak çalışanlarına hakaret etmek konusunda hiç duraksamamış; üzüntünün, mahcubiyetin kıyısından bile geçmemişti.
Sonuç olarak...
Celal Şengör, Melek Baykal gibilerine bir noktada teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum.
Neden?
Çünkü ciltler dolusu kitaplar, sosyolojik tahliller, güncel köşe yazıları, tv tartışmaları falan bu "kafa"yı asla böyle net, bu kadar çırılçıplak göz önüne seremiyor.
Çünkü hiçbir şey milletin on üç yıl önce neden "yeter yahu!" dediğini bu hanımların beylerin hali kadar iyi anlatamıyor