Darbe anayasasıyla bir yere gidemeyiz

Darbe anayasasıyla bir yere gidemeyiz
14 Aralık 2015, 10:19

YAVUZ DONAT/SABAH.COM.TR

Türkmenistan'dan... Ata yurdundan dönüş yolunda... 30 bin feet yükseklikte İstanbul'a uçan Airbus- A330'da... Cumhurbaşkanı Erdoğan "Buyurun, sizleri dinliyorum" dercesine... Tebessümle... Gazetecilere bakıyor.
Arkadaşlardan biri "Hayırlı olsun" diyor.
Diğeri "Allah analı babalı büyütsün" diye konuşuyor.
Bir meslektaşımız... "Aile büyüklerini" de ihmal etmiyor:
- Dedeli, büyükanneli büyütsün.
Cumhurbaşkanı "5. torun" sevincinde... Teşekkür ediyor.
Ve sonra... Sorular... Yanıtlar başlıyor.
Erdoğan'dan birkaç satırbaşı:
Rusya konusunda gerilimden yana değiliz.
Sayın Putin beni iyi tanıyor.
Gaza gelmememiz lazım... İçeride de, dışarıda da gaz veren çok.
Milli birliğe, kardeşliğe ihtiyaç var.
Trump başarılı bir siyasetçi değil... Siyasetçi böyle konuşmaz.
Paralel yapı ile mücadeleyi yakından takip ediyorum.
Hiç işe gelmeden maaş alan var... 657'nin içi çürümüş.
Darbe anayasası ile bir yere gidemeyiz.
Davutoğlu ile ben sorun yaşarsak ülke kaybeder.


***
Türkmenistan'da... Tarafsızlık konferansı çerçevesinde "Bazı yabancı liderlerle de" görüştü. Bu görüşmelerde "Rusya krizi" konuşuldu mu? Erdoğan'ın... Uçakta verdiği yanıt:
Biz gerginlikten yana olmadığımız gibi... Hiçbir ülke de, bölgede bir rahatsızlık olsun istemiyor.
Bu olayda daha önce yaşanmış bazı hava sahası ihlalleri de vardı.
Bu yanlışı kim yapıyor?.. Tabii ki yönetici yapmıyor... Uyarılara kulak asmayan, uyarıları duymayan oradaki pilotlardır.
Bu durumda bizim pilotlarımız da elbette görevlerini yapmak durumunda.
Uyarılara aldırmayan ya da uyarıları duymayan bir pilotun yanlışı sebebiyle meydana gelen bir olay, iki ülke arasındaki ilişkilere, hele hele stratejik ilişkilere fatura edilmemelidir.
Olayı ikili ilişkilere fatura etme eğilimleri gerçekten bizi üzmüştür... Temenni ederim kısa zamanda bunu toplarız.
***

Uçakta Cumhurbaşkanı'na soruldu: - Son günlerde birtakım yazılar yazılıyor; "Türkiye bir yanlış yaptı, Türkiye oyuna geldi. Sayın Erdoğan'a, Sayın Putin'e bir tuzak kuruldu. Bu planlıydı" deniliyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz? Erdoğan'ın yanıtı: - Neye dayanarak bunları söylüyorlar, bunu anlamakta zorlanıyorum. Defaatle söylediğimiz bir şey var, angajman kuralları Türkiye tarafından açıklanmıştır. Bölgedeki her ülke de buna dâhildir. Kaldı ki olay zaten ciddi sıkıntı içinde olduğumuz Suriye sınırında yaşanıyor. Aidiyeti belli olmayan bir savaş uçağının sınır ihlali yapması, uyarılara da aldırmaması söz konusu. Bu anlık bir olaydı. Pilotlarımız da o tür bir durum karşısında o an karar vererek, angajman kurallarını uygulamak durumunda. Ben olaya böyle bakıyorum. Dolayısıyla medyada üretilen senaryoları, yapılan bazı yorumları anlamak mümkün değil.

***
- ABD, NATO, AB ülkeleri "Türkiye kendi savunma hakkını kullandı" diyorlar... Peki, Rusya hinterlandındaki ülkeler sorunu nasıl görüyor?
Benim edindiğim izlenim, herkes, "Keşke böyle bir durum yaşanmasaydı" noktasında. Hepsi de bu hadisenin aşılmasından yana. "Barışı nasıl sağlarız, tekrar bir araya nasıl getiririz", bunun gayreti içindeler.

***
Uçak olayından sonra... Putin'in sert açıklamaları konusunda... Erdoğan'ın yaptığı değerlendirme:
Sayın Putin aslında beni iyi tanıyor. Gerek Türkiye ziyaretinde olsun, gerek daha önceleri bir araya gelişlerimizde olsun şahsıma yönelik methü senaları var.
Dolayısıyla olayın hemen akabindeki açıklamaların duygusal olduğunu düşünüyorum.
Yapmamız gereken, herhangi bir gerilime fırsat vermeden diplomatik yollarla bu hadiseyi aşmak; daha önceki ilişkilerimizi devam ettirmenin gayreti içinde olmaktır.

***
- Irak Başbakanı Abadi, Türkiye'nin askerlerini çekmesi için bir açıklama yaptı. Buradaki son durum hakkında ne söylersiniz?
Haydar Abadi 2014 sonunda yaptığı Türkiye ziyaretinde askerimizin ve polisimizin kendi asker ve polislerini eğitmesi konusunda yardım talebinde bulundu.
Bu konuşlanmanın ardından zaman zaman artışlar oldu.
DAİŞ'in oraya girmesiyle, eğitim verenlerin de korunması durumu oluştu... Onlarla ilgili de bazı takviyeler oldu.
Atılan bu adımla bir işgal hareketi zaten söz konusu değil.
Eğer bir işgal hareketinden bahsedilecekse, diğer taraftan çok farklı gelen gidenler oluyor.
Türkiye'nin oradaki konumu hiçbir ülkenin konumuna benzemez... Biz devamlı tehdit altındayız.
DAİŞ'in ve diğer terör örgütlerinin tehditleri... Bu tehdit altında biz orada bulunuyoruz.

***
- Doğalgaz meselesi... Rusya, İran veya başka aktörler ortak hareket ediyor olabilirler mi?
Gündemde o türden bir ihtimal, bir konu yok... Her iki tarafın da kendilerine göre artıları, eksileri var... Türkiye iyi bir müşteri... O ülkelerin açıklamaları da bahsettiğiniz türden bir hava olmadığını doğruluyor.

***
Konu... Milli birlik ve kardeşlik projesi... Erdoğan SKT'larla ve kanaat önderleriyle görüşüyor... Bu görüşmelerin içeriği... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda söyledikleri ise... Şunlar:
Görüşmeler yapıyorum. Seçim öncesi bölgedeki kanaat önderleriyle görüşmelerim oldu. Hepsinin ortak kanaati "Keşke bu toplantıları daha önceden başlatmış olsaydık" şeklindeydi.
Ben de kendilerine bir sözde bulundum, "Biz seçimden sonra bu süreci bir sistem içinde oturtacak ve sizlerle senede en az iki kez bu tür görüşmeler yapacağım" dedim.
Nasıl ki muhtarlarla toplantıları bir rutine bağladıysak, bu kişilerle de gerek talepler doğrultusunda gerek onların yaptığı faaliyetler noktasında kanaatlerini alma imkânım olacak.
Zaman zaman da bölgeye yaptığım ziyaretlerde bizzat kendi mekânlarında da ziyaret etme fırsatım olacak.
Doğu ve Güneydoğu'daki üniversitelerin rektörleriyle bir görüşme yaptım. Tek tek bütün rektörlerin illeriyle alakalı düşüncelerini, tavsiyelerini aldım.
En büyük üzüntüleri şu: "Biz hocalarımızı tutmakta sıkıntıdayız" diyorlar. Çünkü devamlı tehdit altındalar. Belki hepsinde yok ama bir kısmında bu sorun var.
Rektörlerden biri defalarca taciz edildiğini, ölümle tehdit edildiğini, rektörlük binası caddeye yakın olduğu için cam çerçeve indirildiğini ve bu yüzden rektörlük binasını kampusun içine almak durumunda kaldığını söyledi.
Oralarda genelde o yörenin gençleri okuyor. Benim her ile bir üniversite projemin arkasında yatan gerçek buydu.
Örneğin Muş'tan bir öğrenci Ankara'ya, İstanbul'a okumaya gidemeyebilir, mali imkânları el vermeyebilir. Ama biz üniversitesini bu gencin ayağına götürelim düşüncesiyle bu adımları attık.
Hatta bizimle "Bunlar tabela üniversitesi kuruyor" diye dalga geçenler de oldu.
Ama şu anda bu projenin tabela üniversitesi olmadığı ortaya çıktı. Bu üniversitelerin rektörleri bizlere defalarca teşekkür ettiler.

***
- HDP Eş Başkanı'nın partisindeki bazı milletvekillerini kastederek "HDP içinde Erdoğan sevdalıları vardı" diye bir açıklaması vardı. Tahmininiz var mı bu isimler hakkında?
Gazetelerden okudum. O tahminleri ben size bırakayım, çünkü o tahminleri en iyi siz yaparsınız.

***
- Barzani'nin ziyaretinde PKK konusu gündeme geldi mi?

Tabii geldi. Bu konuda onların da bazı rahatsızlıkları var. Karşılıklı olarak konuyla ilgili görüşlerimizi paylaştık.

***
- Türkiye-İsrail ilişkileri hangi seyirde?
Bizim İsrail ile ilgili üç başlığımız var. Özür demiştik, bu oldu. Tazminat dedik, olmadı. Bir de Filistin'e ambargonun kalkması dedik. Bu son iki madde yerine gelmiş değil.
Tazminat olayı ve Filistin'e ambargonun kalması gerçekleşirse biz normalleşme sürecine girebiliriz. Ki bu normalleşme sürecinin bize de, İsrail'e de, Filistin'e de, bölgeye de kazandıracağı çok şey var. Bölgenin buna ihtiyacı var.
İsrail halkının da şu anki durumdan memnun olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Filistin'i söylemeye zaten gerek yok. Burayı kendi kişisel iradelerine mahkûm etmemek gerek.
O bölgedeki tüm halkların çıkarını düşünmek ve o bölgeye de bir an önce barışı getirmek lazım.
***

- İran'la görüşmelerde hava nasıl?
İranlılarla bölgeyi konuştuk. "Bizim sizinle Suriye ve Irak'taki yaklaşımımız aynı değil. Ama şu mezhebi yaklaşımdan lütfen kurtulalım. Biz Müslüman kardeşleriz, olaya oradan bakalım mezhep gözüyle bakmayalım. Ve münasebetlerimizi de temenni ederiz ki daha önce olduğu noktaya taşırız" dedik.
***

- Donald Trump'ın Müslümanlar hakkındaki açıklamaları ve açılışını sizin yaptığınız ve ismini de değiştirin dediğiniz ama ismi hâlâ aynı duran Trump Towers ile ilgili neler söylersiniz?
Bir defa başarılı bir siyasetçi değil bu kişi, başarılı bir siyasetçi öyle bir açıklama yapmaz. Çünkü Amerika'da milyonlarca Müslüman var, birinci yanlış burada.
Kazanır kazanmaz onu bilemem ama kazandı diyelim ne olacak? Müslüman ülkelerle ilişkilerini bir kenara mı koyacak? Siyasetçi böyle konuşmamalı.
İkinci olarak, benim açılışında ismine karşı çıkma nedenim Tramp değildi elbet. Tower vesaire türünden yabancı isimleri niye kullanıyoruz; yerliysek, milliysek bu işi farklı yapmalıyız diye düşündüğüm için karşı çıkmıştım.
Maalesef birçok yerde böyle yabancı isimler kullanılıyor, bir kompleksin içindeyiz.
O markalara biz hizmet ediyoruz, herhangi bir komisyon filan da almıyorlar. Bir yabancı isim olursa satışlar artar zannediyorlar.
***

- 2000 ile 2013 arasındaki 164 faili meçhulle ilgili yeni bir ekip kurulduğu söyleniyor. Hanefi Avcı "Necip Hablemitoğlu ve Haydar Meriç cinayetlerinin araştırılması gerektiğini, Paralel örgüt bağlantısı çıkabileceğini" söylüyor. Bir de Hrant Dink cinayeti ile ilgili kabul edilen iddianamede Paralel Yapı ile bağlantılı Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek hakkında müebbet isteniyor. Bu konuda ne dersiniz?
Hablemitoğlu meselesi kapalı kapılar ardında kalmış bir olay. Temenni ederiz ki bu açığa çıkabilsin. Bununla ilgili bir çalışma yapılmasında çok büyük bir fayda var.
Ben Hanefi Bey'in yaklaşımına katılıyorum, hiçbir şeyin gizli, kapaklı kalmaması lazım. Bunlar sıradan olaylar değil. Yeni bir iddianamenin hazırlanmış olması, kapalı kalan bazı olayların açılması noktasında hayırlı olur diye düşünüyorum.
Şunu özellikle bilmenizi istiyorum ki Paralel devlet yapılanmasıyla ilgili çalışmaları ben Cumhurbaşkanı olarak yakından takip ediyorum. "Artık Cumhurbaşkanlığı makamına çıktım, bu işi bırakayım" gibi bir düşüncem yok.
Ankara'nın yaptığı son çalışmada 75 kişinin gözaltına alınması söz konusuydu, bunların 55'i yurtdışına kaçtı. Bu bir gerçeği gösteriyor, kendine güvenenin zaten kaçması gibi bir durum olmaz.
Bunlar zaman aşımı veya benzer durumlardan istifade edebilir miyiz anlayışıyla kaçıyorlar.
Bunların içinde o hareketin en tepe noktasında olan kişiler var, bu da manidar.
***

- Kaçmalarında ihmal olduğu da gündeme geliyor.
Dediğinizi kabulün ötesinde bundan sonraki süreçte bence İçişleri Bakanlığı'nın, Adalet Bakanlığı'nın, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, Emniyet İstihbaratının... Hepsinin çok daha farklı çalışması lazım. Ortaya konacak bir koordinasyonla bu adımların atılması lazım.
"Emniyet bunlardan temizlenmiş midir" sorusuna "Temizlenmiştir" diyemem. Bu olaylar zaten onu gösteriyor. Temizlik kolay bir iş de değil. Yıllar yılı oralara sızdılar, örgütlendiler. Bu yaşananlar da örgütlenmenin neticesidir.
Fakat dünyanın neresine giderlerse gitsinler, bunun bedelini er veya geç ödeyecekler.

***
- Amerika'da nasıl gidiyor Paralel ile ilgili yargı süreci?
İyi gidiyor. Şu anda Pensilvanya'da 6 dava açıldı.

***
- Devam eden bir sistem tartışması var. Başkanlık, Yarı Başkanlık veya Partili Cumhurbaşkanlığı... Bu sistemler gündeme geldiğinde çift başlılığın ortadan kalkacağı ifade ediliyor. Mevcut sistemin işlememesi vatandaşa ve ülkeye hangi zararı veriyor. Hükümet sistemi değiştiğinde bunun vatandaşa getirisi ne olacak?
Birincisi, kararların daha hızlı alınmasını sağlayacak. Bunun öncelikle en faydalı yanı ülke ekonomisine artı değer katması olacaktır. Bunun bütün ülkeyle, bütün çalışanlara doğrudan bir yansıması olacaktır.
Başkanlık, Yarı Başkanlık veya partili Cumhurbaşkanlığı sistemlerinde seri şekilde karar almada rahat olunacak. İkinci olarak çift başlılığı ortadan kaldırmak çok önemli.
Gazeteler "Cumhurbaşkanı ile Başbakanın arası şöyle veya böyle" diye sürekli haberler yapıyorlar. Halbuki ben bu partinin kurucusuyum ve hamdolsun buraya kadar gayet iyi şekilde geldik. Benim başdanışmanım olmuş, Dışişleri Bakanım olmuş, şimdi de Başbakanım olan bir arkadaşımla neden sorun yaşayayım?.. Ben sorun yaşadığım zaman ülkem kaybedecek, neden böyle bir tavır içine gireyim.
Ülkemin kaybetmesi her şeyden önce benim değerlerime ters düşer. Çünkü biz ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak işitiyoruz.
Bunun için de bizim çok daha farklı bir çalışma ortaya koymamız gerekiyor. Bunu yaparken de bu ikilemi ortadan kaldırmamız zaten şart.

***
Konu: Bitmeyen tartışma... Anayasa... Cumhurbaşkanı'nın görüşü:
Bu darbe anayasasını ortadan kaldırmamız lazım. Bu darbe anayasasıyla biz bir yere gidemeyiz.
Şimdiye kadar anayasada çok şey değişti, neticede yamalı bir bohçaya döndü. Biliyorsunuz 26 maddede yaptığımız bir değişiklik vardı, millet yüzde 58 ile evet dedi.
Eğer anayasa değişikliğinde ana muhalefet-iktidar el ele verirse gayet güzel, bu vatan için gerekli olduğuna inandığımız yepyeni bir anayasayı milletimiz için yapalım.
Bunu millete götürmek istiyoruz mu dediler, buyursunlar bir de millete götürsünler.
Ve inanıyorum ki millet çok büyük bir ekseriyetle böyle bir anayasaya evet diyecektir.
Bunun içinde muhalefet başkanlık sistemini istemiyor mu, tamam o halde o da ayrıca oylamaya sunulsun.
Eğer vatandaş başkanlık sistemi ile ilgili bir hazırlığa evet diyorsa evet der, demiyorsa demez.
Bu Tayyip Erdoğan'ın kişisel meselesi değil, ülke için gereken bir durum.
***

- Başkanlık sistemi, yeni anayasa sizce yeteri kadar anlatılıyor mu?
Yeterince anlatıldığına inanmıyorum. Şu anda yazılmış bazı eserler var. Bu konuyla ilgili olarak bazı arkadaşlarımdan ricada bulundum, gerekirse biz de bu konuyla ilgili bir çalışma yaptıracağız. Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanlığı sistemiyle alakalı değişik bakışları yansıtacak bir çalışmayı yapıp kamuoyu ile paylaşalım istiyoruz.

***
- 657 nolu kanunun... Devlet Personel Kanunu'nun değişmesi... Bu konuda ne diyorsunuz?
657'nin içi çürümüş. Devletin malı deniz mantığını 657 ile kullanabilirsiniz. Dünyanın hiçbir ülkesinde artık memur işçi ayrımı yok, artık sadece "Çalışan" var. Bu yapıyı kurduğumuz zaman bu ülkenin ekonomisine çok ciddi katkılar getirecek. Türkiye'de hâlâ işe hiç gelmeden maaş alanlar var. 657'nin mutlaka değişmesi lazım.

***
Basından... Kimler uçaktaydı?
Abdulvahap Munyar Hürriyet Gazetesi Yazarı, Ali Adakoğlu Milat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Ekrem Kızıltaş Takvim Gazetesi Yazarı, Emin Suat Pazarcı Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi, Halime Kökçe Star Gazetesi Yazarı, Hasan Karakaya Yeni Akit Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Nagehan Alçı Kütahyalı Milliyet Gazetesi Yazarı, Nil Gülsüm Gül Kurt Yeni Şafak Gazetesi Yazarı, Selçuk Tepeli Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Serdar Karagöz Daily Sabah Genel Yayın Yönetmeni, Turgay Güler Güneş Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Yavuz Donat Sabah Gazetesi Yazarı, Yıldıray Oğur Türkiye Gazetesi Yazarı.