'in suçu ne?

Ara Güler'in suçu ne?
21 Aralık 2015, 09:47

Mevlut Tezel/Sabah.com

Efsane foto muhabiri , Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın'ı arayarak, uzun süredir görüşmediği Erdoğan'ı en son 2012'deki bir törende fotoğrafladığını hatırlatıp Cumhurbaşkanı'nın birkaç fotoğrafını çekmek istediğini söylemiş.
Güler'in bu talebi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutunda buluşma gerçekleşmiş.
Güler, Erdoğan'ı eşi, kızı ve torunlarıyla birlikte fotoğraflamış. Sıcak çaylar eşliğinde sohbetler edilmiş ve büyük usta Güler, evinin yolunu tutmuş. Buraya kadar her şey normal, asıl anormal olan Güler'in çektiği fotoğraflar basına yansıyınca yaşandı.
Sosyal medyada 'Ara Güler'i de 'kaybettik' demek...', 'Ara Güler'i eleştirmeye yaşım yetmez. Fakat ömrünün son deminde bize bu hareketi yapmayacaktın', 'Ara Güler, dünyanın bildiği sayılı fotoğraf sanatçısından birisi. Yazık! Sen de mi Brütüs?' benzeri yorumlar çıktı. Verdiğim bu örnekler en kibar olanları; daha ne saçma sapan, kaba yorumlar var bir bilseniz... Anlayacağınız Ara Güler'i de linç ettiler.
Sosyal medyada bir linç grubu var; Erdoğan'la hangi sanatçı, edebiyatçı ve sporcu yan yana gelse, anında karalama kampanyası başlatıyorlar. Hele Erdoğan ile bir araya gelen kişi, kendi cephelerinden ise, belli bir sol ideoloji geçmişi ya da muhalifliği varsa; linç kampanyası daha şiddetli geçiyor. Düne kadar Güler için 'Şöyle iyi, şöyle efsane fotoğrafçı' diyenler, şimdi ünlü foto muhabirini karanlık tarafa geçmekle suçluyorlar, yazık! Halbuki meseleye mesleki açıdan yaklaşsalar bile doğru yolu bulacaklar. Güler defalarca söyledi: "Ben fotoğraf sanatçısı değilim foto muhabiriyim."
Yani Güler, kendisini gazeteci olarak görüyor ve meslek hayatı boyunca da nice siyasi liderleri, kralları ve sanatçıları çekti. Bir kesim ne kadar sevmese de Erdoğan'ın Türk siyaset tarihine büyük iz bırakan siyasi lider olduğunu kabul etmek zorunda.
Kaldı ki Güler; kişilik olarak, insan olarak da Erdoğan'ı seviyor olabilir, ki öyle görünüyor.
Erdoğan, 2012'de 'Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü verdikten sonra sahnede Güler'in fotoğrafını çekmişti; bu davranış bir foto muhabir için belki de ön büyük ödüldü.

BU NASIL BİR ÖFKE?
Bugün Güler'i eleştirenler daha yeni, Aziz Sancar için de Erdoğan'la buluştuğu için 'Nobel ödülünü geri versin' diye kampanya başlattılar, adamın Anıtkabir'de dua okumasına bile kafayı taktılar.
Güler tarihe tanıklık eden fotoğraflarıyla efsane oldu, Erdoğan'ın evinde fotoğraflarını çekerek de tarihe bir iz bıraktı. Allah uzun ömürler versin; Güler'in, hayatının son demlerinde bile foto muhabirliğini bırakmayıp hâlâ işini yapıyor olmasında eleştirilecek ne var? Bu nasıl bir öfkedir anlamış değilim. Bir de bu linç kampanyalarını yapanlara 'elit', 'Beyaz Türk', 'solcu' diyorlar. Bu elitlik değil, düpedüz ahmaklık.
Farkında değiller ama bu sözde elit, muhalif kesim; Sancar'ı, Güler'i sosyal medyada linç ederek ayrımcılığın daniskasını yapıyor. Hangi ideolojiden geliyorsa gelsin bitsin artık bu kutuplaşma, ayrımcılık.
Birbirimizi tükete tükete bitireceğiz!