PKK 'ÖZÜLDÜ' HADİ SİZ DE 'ÖZÜLÜN'

PKK 'ÖZÜLDÜ' HADİ SİZ DE 'ÖZÜLÜN'
18 Ocak 2016, 11:14

Melih Altınok / Sabah.com.tr

PKK, Diyarbakır Çınar'da polis babalarını öldürmek için, anneleriyle birlikte uyudukları evlerinin altına bomba koyduğu 2 yaşındaki Ecrin'e, 4'üne henüz basmış İrem'e ve ilkokul öğrencisi Sadık'a üzüntülerini bildirmiş. Bu üç çocuk 4 gündür toprağın altındalar. Duyamazlar. Ama lanet olsun ki biz duyuyoruz.
"Üzüntü!" Özür bile değil. Bir deneme yapalım; belki özüntü. Sanki anneleriyle uyuyacak yaştaki çocuklarımızı öldürmemişler de, ayağımıza basmışlar ya da çayımızı dökmüşler.
Lojman, okul gibi, daha az zayiat vereceğiniz yükte hafif, pahada ağır eylemleri yapıp öldürdüğü çocuklarımızın, sivillerin ardından hâlâ kuyruğu dik tutan bu katillerin ilk "tüh" çekmesi bu değil elbette.
Hangisini sayayım... Çok geriye gitmeye gerek yok. Mesela: Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde terör örgütü PKK, 30 Ağustos'ta baraj emniyetini sağlayan güvenlik güçlerine görev dönüşü pusu kurdu. Yola yerleştirilen el yapımı patlayıcı askeri aracın geçişi sırasında uzaktan kumandayla patlatıldı. Patlamada Kobra aracı hasar görürken, bu sırada manava sebze almaya giden 13 yaşındaki Fırat Sımpil hayatını kaybetti... PKK liderlerinden Murat Karayılan, bir açıklamasında Fırat Sımpil'in (13) bombalı tuzakla öldürülmesiyle ilgili aileden özür dileyip, "Bu tamamen kazadır" savunmasını yaptı.
Baba Sabri Sımpil, "İnsanın çocuğu ölse bile bazı şeyleri halen konuşamıyoruz" diye sözlerine başlıyor. "Şehrin ortasına bomba koymak insanlık dışıdır" diyen Sımpil, "Bölgede YDG-H diye başıboş bir yapı var. Adamlar ellerindeki silahlarla istedikleri kişilerin evlerine girip çıkıyor, kimse korkudan bir şey diyemiyor. Yüzü maskeli kişilerin kimin adına çalıştığı belli değil. Rastgele sokakları tarıyorlar. Bizim için bu özür boştur. Şehrin içine bomba koyacaksın, çocuklar ölecek sonra kuru bir özür dileyeceksin. Biz bunu kabul etmiyoruz, özür acılarımızı hafifletmedi." (Milliyet)
Evet, aynen öyle, sen gidip yasal partinin belediyelerinin yardımıyla çocukların yürüdüğü kaldırımların altına el yapımı patlayıcı döşe. Lojmanlara, okullara, camilere, hastanelere bomba koy. Yani zücaciye dükkânına fili sok, sonra da ahizeler kırılınca "kazara" oldu de.
Peki, bu adamlar nasıl oluyor da bu kadar fütursuz davranabiliyor? Tamam, teröristler de, son tahlilde kurmayı hedefledikleri Kürdistan için siyasi bir imaj da çizmek zorundalar. Yani kendilerini "hiç olmazsa" 19 yaş üstü çocuk öldürmeye zorlamak zorundalar. E koca koca adamları, kadınları arkalarına aldıklarına göre çok aptal da olamazlar.
Cevabı basit. PKK gibi bir silahlı yapının bile "hata" dediği çocuk katliamlarını savunan siyasiler, gazeteciler, sivil toplu aktivistleri hatta evlat sahibi anneler, babalar bile var. E Kandil de bu konforla, eyleme giden teröristlerini "sivil ve çocuk öldürmemeye özen gösterin" gibi ikazlar yerine daha önemsediği konularda uyarıyor: "Aman mermilerinizi idareli harcayın hevaller, ABD dahi yeni YPG'ye havadan cephane attı. Daha epeyce gelmezler!"
Kardeşini öldürmeye gidecek kadar insanlıktan çıkartılmış "PKK'nın çocukları da" büyük küçük demeden herkese basıyorlar aynı mermiyi. Ne yapsınlar, Miloseviç'in katliamından kaçan Bosnalı çocuğun "Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?" diye sorduğunu onlara anlatan az. Yaptıkları insanlık suçunun kahramanlık olduğunu okuyorlar habire batıda basılan "muhalif" gazetelerde.
Yarın da bin küsur imzalı bir "aydınlar bildirisi" görürler gazetelerde. "Biz de Çınar katliamından ötürü özüntü duyuyoruz" diye. PKK'dan icazet çıktı ya.
Hepinizden utanıyoruz!