Bugün alkışlayanlar yarın ilk tekmeyi vururlar!

Bugün alkışlayanlar yarın ilk tekmeyi vururlar!
10 Şubat 2016, 10:58

"Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?" türünden bir tartışma. Ya da durduk yere gündemin işgali de denilebilir. Üstelik Cizre ve Sur yangın yerine dönmüş, Suriye'de ülke menfaatlerine yönelik gelişmeler yaşanıyor ve kapımıza yeni mülteciler dayanmışken! Sebep? Çok şey söylenebilir. Çok girift ve karmaşık yorumlar yapılabilir. Gelişmelere büyük anlamlar yüklenebilir. Hatta, bu tartışmadan yola çıkılarak, geleceğe yönelik projeksiyonlar da oluşturulabilir…
Oysa bilenler için teşhis çok basit. Bu yaşananlar, siyasetin kronik hastalığıdır. Küskünlük veya devre dışı kalma sendromudur; ya da insanın içine "Ben yoksam olmaz" virüsünün girmesidir. Geçmişte çok yaşadık bunları… Yakın dönemdeki Ertuğrul Yalçınbayır ve Abdüllatif Şener çıkışlarını biliyorsunuz. Yalçınbayır'ın ki eksik teşebbüs aşamasında kaldı; Şener ise tam teşebbüse rağmen sonuç alamadı.
Bugün öyle bir zemin de yok… Beştepe'de arkasında en az yüzde 52'lik bir destek olan Erdoğan, Çankaya'da ise yüzde 49,5'lik desteğe sahip Davutoğlu oturuyor. Durum bu olunca, dolaylı ve direkt atışların her iki tepeyi de etkileme ihtimali sıfır mertebesinde.
Ayrıca, oralara zaten içten ve dıştan belli çevreler her türlü atışı yapıyor. Böyle bir dönemde cephe gerisinden yapılan atışlar, sahibine hiç itibar kazandırmaz. Bumerang misali döner, kendisini vurur. Dün öyle oldu. Bugün de aynı. Yarın da farklı olmayacak!
Bazı isimler geçmişte son derece önemli fedakârlıklar yapmış, büyük mücadeleler vermiş olabilirler. Oldukça etkili koltukları işgal edip, kritik makamlara yükselmeleri de çok fazla önemli değildir.
Bizim millet bugüne bakar. Makam ve mevki elden gidip, "Ben köşeme çekiliyorum" dedikten sonra yapılan atışları, "Bakın o zaman böyle olmuştu" türünden açıklamaları hiç hoş karşılamaz. Tersine rahatsız bile olur. Arada alkışlayanlar da çıkar elbet. Ama onlara ve "bravo" diye bağıranlara bakıp aldanmamak, dolduruşa gelmemek gerekir…
Yükseltmez onlar, adamı aşağı çekerler! Hele hele, rakip tribünlerden geliyorsa bu alkışlar, insanı iyice aşağılara indirip, yok bile ederler!
Şimdi kimse kusura bakmasın, yıllarca gördüklerim ve yaşadıklarımdan çıkardığım sonuçlardır bunlar.
Hiç tersi bir gelişmeye şahit olmadım. Ayrıca, siyasetin bu genel akışı herkes için geçerlidir. Özgül ağırlığı yüksek olan Bülent Arınç için de "Ben büyük hizmetler verdim" diyen Hüseyin Çelik için de durum farklı değil. Abdüllatif Şener ve Ertuğrul Yalçınbayır gibi isimlere bakın. Dün onların da bir ağırlıkları vardı. Ama bugün hangi konumda ve neredeler? Lafı evirip çevirmeden kısaca demem o ki… Varsa bir ağırlık, korumak lazım! Yoksa Lawrence, Troliçe ve Brütüs gibi kelimeler havada uçar durur. Hatta bitmez, yenileri bile eklenir.
Emin Pazarcı/Akşam