Ayşe Hür’ün kutsal ölüsü, Mihraç Ural!

Ayşe Hür’ün kutsal ölüsü, Mihraç Ural!
31 Mart 2016, 10:45

AHMET KEKEÇ / STAR.COM.TR

Reyhanlı katliamı sanığı olarak aranan Mihraç Ural öldürülmüş...

Bu bilginin ne oranda doğru olduğunu bilmiyorum... Sadece bir tek sıfatla ("Reyhanlı katliamı sanığı" olarak) andığım Mihraç Ural'ın, bundan daha fazlası olduğunu biliyorum ama...

Herkes bilir.

Bunu tarihçi-akademisyen Ayşe Hür de bilir... Çok iyi bilir hem de...

Şunu demeye çalışıyorum: Mihraç Ural, sitayişkâr sözcüklerle anacağımız biri değil... Suriye'de bulunuyordu. Suriye ordusu için savaşıyordu. Pek çok cinayetin faili ya da mesulü... "Yakınlık" kurmuş insanların övüneceği, gururla anacağı, örnek göstereceği bir geçmiş bırakmadı. Ya da böyle bir geçmişe sahip değil.

Bilinen "Türkiye düşmanları"ndan biri...

En az "paralelciler" kadar düşman biri...

Mümkün olsa da, "Mihraç Ural kimdir?" sorusunu, bir de, Suriye'de yaşayan Türkmenlere sorabilsek... Hani, "IŞİD'çi" diye toptancı bir yargıyla mahkûm edip Şebbiha'nın ve Rus hava gücünün insafına terk ettiğimiz Türkmenler... Anlatacakları, eminim, uykularınızı kaçıracaktır... Bu cümleden olarak, hassa geliştirmiş ve insan kalmayı başarmış Ayşe Hür'ün de uykuları kaçacaktır. Kaçmalıdır...

Öldürüldü mü, yaşıyor mu bilmiyorum ama şu anda ne durumda bulunduğu, aşağıda söyleyeceklerimi etkilemeyecektir.

Mihraç Ural'ın "öldürülmesine" Ayşe Hür çok üzülmüş.

Hangi "yakınlıktan" sesleniyor bilmiyorum ama sosyal medyada çıkan Mihraç Ural yorumlarına daha çok üzülmüş.

Diyor ki, "Eğer mideniz kaldırırsa, Mihraç Ural hakkında bana yazılan mesajları okuyun. Lümpen Müslümanlığın nasıl habis ur gibi yayıldığını göreceksiniz."

Birileri (ismi cismi olmayan ve kısaca "trol" diye anılan birileri) Mihraç Ural hakkında birtakım "kötü" ve "çirkin" yakıştırmalarda bulunmuş. Bir diğer ifadeyle, "ölünün arkasından konuşmuş..."

İşte buna isyan ediyor Ayşe Hür ve patlıyor: "Mihraç Ural öldü haberi üzerine lağım gibi patladı troller. İslam'da ölünün arkasından böyle galiz, böyle ahlaksızca konuşulduğunu bilmezdim."

Bu kadarla kalsa, mesele yok.

En fazla, "Eli kanlı bir katil de olsa, ölünün hukukunu gözetiyor" der, geçersiniz.

Burada kalmıyor, ölünün arkasından konuşanları "İslam" torbasına atıp bir güzel haşlıyor: "Siz busunuz... İslam aynen sizin temsil ettiğiniz gibi bir dindir. Lümpen Müslüman demek bile iltifat size. Ne kadar aç, ne kadar sapkın, ne kadar süfli yaratıklarsınız."

Buradan da anlıyorsunuz ki, bu trolleri bu şekilde konuşturan, sahip oldukları "din düşüncesi"dir... (Ayşe Hür'ün bu vicdansız genellemesine, "din düşmanlığı" olarak yorumlanabilecek bu terbiyesizce indirgemesine ilk destek kimden geldi, biliyor musunuz? Kim olacak? Elbette Fethullahçı akademisyen İhsan Yılmaz'dan.)

Hatırlatmaya gerek var mı, bilmiyorum: Ayşe Hür'ün hukukunu gözettiği "ölü", bir katildi...

Bize "ahlak"tan söz eden ve "nezahet" dairesinden baktığını göstermeye çalışan Ayşe Hür, hukukunu gözettiği bu ölünün bir zamanlar "diri" olduğunu hatırlayacaktır. Dolayısıyla, diri döneminde neler yaptığını da hatırlayacaktır.

Mihraç Ural, "diri" döneminde (Türkmen öldürmekten vakit buldukça) şunları yazıyordu: "Soytarı diktatör E... Ahlaksız tecavüzcü, hırsız katil E... N. D. Piçi... Suudi Katar kuklaları... Terör şebekeleri... Yandaş tekfirciler... Ensar livatacıları... Kahraman Esad... Kahraman Suriye ordusu..." (Bir hanımefendi olan nezahetli Ayşe Hür'ün midesi bu sözleri kaldırıyor, hayret!)

Bir katilin arkasından karalar bağlayan ve "ahlak" sözcüğünü dilinden düşürmeyen Ayşe Hür, kutsal ölüsünün sarf ettiği bu sözleri de "ahlak" parantezine alıp, hakkında birkaç kelam etmek ister mi?

Şuna benzer sözler mesela: "Sosyalizm, aynen sizin temsil ettiğiniz gibi bir ideolojidir. Lümpen sosyalist demek bile iltifat size. Ne kadar aç, ne kadar sapkın, ne kadar süfli yaratıklarsınız..."

Ha, Ayşe Hanım?