40 yıldır darbe yapma hayali kuruyordu

40 yıldır darbe yapma hayali kuruyordu
08 Ağustos 2016, 10:53

Fetullah Gülen’in yakın adamlarından biriyken ihanet planını fark ettikten sonra örgüt ile yollarını ayıran Prof. Dr. Ahmet Keleş, paralel yapılanma sürecini SABAH’a anlattı: Gülen, 40 yıldır darbe hayali kuruyordu. Cumhurbaşkanımız ve millet bu girişime izin vermedi. Şimdi ya takiye yolunu ya da pişmanlığı seçecekler...

Prof. Ahmet Keleş Fetullah Gülen örgütüne 40 yılını vermiş, taban içinde sevilen ve saygı duyulan bir isimdi. Vaazları Gülen kadar olmasa da ilgi görür ve Türkiye'de ve yurtdışında sürekli konuşma yapması için davet edilirdi. FETÖ'den birçok önemli isim ayrılmıştı ama Ahmet Keleş'in ayrılması tabanda büyük yankı uyandırmıştı. 17/25 Aralık yargı darbesinden sonra A Haber ekranlarında Zeynep Bayramoğlu'na gözyaşları içinde anlattıkları birçok insanın Fetullah Gülen gerçeğini görmesini sağlamıştı.

15 Temmuz Fetullahçı darbesinden sonra iki yıllık suskunluğunu bozan Prof. Ahmet Keleş ile Fetullah Gülen ve teröristlerinin neden bu darbe girişiminde bulunduğunu ve hızla dağılan örgütün bundan sonra ne yapabileceğini konuştuk.

-Darbe gecesi ne düşündünüz? Duygularınız neydi?

Beni yakinen tanıyanlar ve bu konuları görüştüğümüz hemen herkes bilir ki ben sürekli bir darbe girişiminde bulunacaklarını söylüyor ve bekliyordum. Çünkü bu onların son şansları idi. Dua ettim… Allah'ın bu zalim hainleri başarılı kılmamasını diledim. Başarılı olmaları durumunda ilk infaz edilecekler listesinde olduğum kesindi… Bugün bu röportajı yapmıyor olabilirdik. Rabbime sonsuz şükürler olsun.

" BİR GÜN TANKLARI YÜRÜTECEĞİZ" DERDİ

-Gülen neden böyle bir darbe girişiminde bulundu?

Daha önceki hükümeti ve Sayın Cumhurbaşkanımızı devirme hamleleri boşa çıkınca başka çareleri kalmadı. Çünkü cumhurbaşkanımızın kararlı mücadelesi onların da son çare askeri güçlerini devreye sokmalarını gerektirdi. Askeri güçlerinin nihai amacı zaten buydu. Benim içlerinde aktif olduğum zamanlarda görüştüğüm askerler gururla bir gün tankları yürüteceklerini ve işi bitireceklerini söylerlerdi. Onlar bugünler için böyle yetiştiler. İslam'ın da şerefli tarihimizin de sayfalarına lanetle anılacak kara bir leke bıraktılar.

TİYATRO FETULLAH'IN KENDİSİDİR!

-Uluslararası medya kuruluşlarına konuşan Fetullah Gülen bu kadar delile ve itirafa rağmen "biz yapmadık, hepsi tiyatro" şeklinde açıklamalar yapıyor. Nasıl bu kadar yalan söyleyebiliyor?

Fetullah'ı bir din âlimi hâşâ bir İslam âlimi gibi görmek ve değerlendirmek son derece yanlış ve yanıltıcıdır. Onun dini de imanı da kendisidir. Hakkı kendisi olarak gördüğü için yaptığı şeylerin meşruiyetini de kendisinden alıyor. Başka bir referansa ihtiyaç duymuyor. Bu konuda söylediklerinde de doğru kendisinin söylediğidir yanlışta başkalarının söyledikleri… Hâlbuki asıl tiyatro kendisinin tüm hayatıdır. Bütün hayatı bir tiyatrodur ve hem etrafındakileri hem de milleti kandırmadan ibarettir. Nihayet bu kırk yıllık tiyatro son hain perdeyle ve en menfur sahneyle kapanmış oldu.

-Gülen'in asker yapılanması hakkında geçmişte bilgi sahibi miydiniz?

Bu hareket ta başından beri devlete talip bir hareketti. Bu anlamda derin bir örgüttü. Ben; "Fetö örgütünün yanında PKK incir çekirdeği kalır dediğimde insanlar yadırgamıştı. Aynı ifadeyi dün Sayın Cumhurbaşkanımız Olağan Üstü Din Şurası konuşmasında söylediler. Bunu şunun için söylüyorum. Örgüt eşzamanlı olarak devletin her kurumuna sızdı. En başta ve en ciddiyetle de askeriyenin içine…

"BİR GÜN DEVLETİ KIPIRDAMAYACAK HALE GETİRECEĞİM"

-Gülen ile görüştüğünüz dönemde darbe yapabileceğinin sinyallerini alıyor muydunuz?

Çok ilginç bir tarih verip bir anekdotumu sizinle paylaşacağım. Yıl 1976 Ankara'da Necati Bey caddesindeki bir apartmanda bir örgüt evindeyiz. Fetullah bize hareketin geleceğini hararetle anlatıyor biz de heyecanla dinliyoruz. Toplam on beş yirmi civarında kişiyiz. Aynen şöyle dedi: "Ankara'da bin öğrenci evimiz olduğunda bu iş tamam inşallah… Bir gün devletin tüm kurumlarını ele geçirip öyle bir hale geleceğiz ki devletin paçalarından tuttuğum da kımıldayacak hali kalmayacak…" Yıla ve söylenenlere bakarsanız niyetin ne olduğunu görürsünüz. 40 yıldır bu hayalle yaşıyordu

CUMHURBAŞKANIMIZ OYUNLARINI BOZUNCA SON KOZLARINI OYNADILAR

-Amacı gerçekten Türkiye'yi darbe yaparak ele geçirmek miydi yoksa kaos yaratarak ülkeyi yaşanmaz hale mi getirmekti?

Fetullah ve ruh dünyasını, psikolojisini çok iyi bilen biri olarak söylüyorum. Askeri darbeye ihtiyaç olmadan Türkiye'yi ele geçireceğine çok inanıyordu. Darbeye ihtiyaç olmayacaktı. Onun kanaatine göre devlet zaten tüm kurumlarıyla onun eline geçmiş durumda idi. Sadece mevcut hükümeti tasfiye etmek ve bitirmek kalmıştı. Bu nedenle ilk darbe girişimi yolsuzluk iddialarıyla emniyetten geldi. Onlar bu girişimle işi bitirmeyi düşünmüşlerdi. Fakat yüce millet ve Sayın Cumhurbaşkanımız Allah'ın izniyle buna izin vermedi. Sonra adli darbe HSYK, sonra diğerleri… Bu darbe girişiminin başarısız olmasının ardından gelecek hamleleri artık "Kaos" yaratmak olacaktır.

TAM BİR TEMİZLİK ŞART

-TSK içindeki paralel yapı en çok nerede güçlü? Tamamen tehlikenin ortadan kalktığını düşünüyor musunuz?

Tehlikenin çok büyük bir bölümü kaktı diyebilirim. Hem ast hem de üst komuta kademesinde ve her alanda güçlüler. Ben Dursun Çiçek ile yapılan bir röportajda Dursun Bey; "Paralelin askeriyede darbe yapacak gücü yok" dediğini okuyunca kendi kendime; "Evet Dursun Bey, siz böyle bildiğiniz için yapacaklar çünkü onların böyle bir güçlerinin olduğunu siz bilebilseydiniz onlar örgüt olamazlardı biz de bugünkü tecrübeyi yaşamazdık" demiştim. Devlet tam ve gerçek bir temizlik yapmadan ve halkımız da bu konuda bilinçlenmedikten sonra tehlike bütünüyle kalkmaz… Ama çok azaldı…

ALTIN NESİL KATİL NESİL OLDU

-Bir zamanlar Altın nesil kasetleri dinleyenler sivil halka ve milletin meclisine bu saldırıyı nasıl gerçekleştirdi?

Evet, yüreklerim parçalandı… Fetullah bizzat kendisi bir vaazında (buna vaaz demekten şimdi hicap duyuyorum. Bir tiyatrosunda demem lazım) "Biz muhabbet fedaileriyiz. Husumete vaktimiz yok ve nefreti, kini ve düşmanlığı lügatlerimizden çıkarıp attık…" Bu sözlerin sahibi ve bunları dinleyerek ağlayanların meğerse gerçek yüzlerinde ve lügatlerinde daha ne kelimeler ve zalimlikler varmış bu millet çok acı bir deneyimle bunu gördü. Bence onun kandırdığı her paralel mensubu bunun hesabını o zalim ve hain Fetullah'a sormalıdır.

TAKİYYE VE PİŞMANLIK YOLUNU SEÇECEKLER

-Gülen bundan sonra ne yapabilir?

Türkiye içinde kaos yaratmak, dış ülkelerde de yeni bir Paralel yapı diasporası oluşturmak… Türkiye'yi ve özellikle de Sayın Cumhurbaşkanımız ve devleti yıpratmak isteyeceklerdir.

-Yeni bir darbe girişimi bekliyor musunuz?

Şahsen yakın zamanda beklemiyorum… Şimdi ya takiyye yolunu ya da pişmanlığı seçeceklerdir.

FETÖ'NÜN PİRAMİT ÖRGÜT YAPISI DAĞILIYOR

-Gülen kaybettikçe daha da saldırganlaşıyor ve büyüledikleri insanlarla birlikte batıyor. Kaybettiğini neden kabullenmiyor?

Onu bir Allah bir de kendisi… Onun öyle bir psikolojisi var ki yenilgiyi asla kabul etmez. Her kaybedişini bir başarı gibi gösterme ve algılatma büyüsüne sahiptir. Kaybettikçe batıyor ve piramit tamamen dağılmış durumda… Yine de Allah başka fırsat vermesin.

-Gülen'in ölümünden sonra örgüt yoluna nasıl ve ne şekilde devam eder?

Tabii bu durum Gülen'in ne zaman ve nasıl öleceğine bağlıdır. Bu girişimler olmadan olsa idi örgüt çok farklı yoluna devam ederdi. Bundan sonra tamamen dış güçlerin kontrolünde ve stratejisiyle devam eder. Halk desteğini kaybeder. Daha gizli ve operasyonel bir yapıya büründürürler. Bu itibarla devletten tasfiye edilenlere dikkat edilmeli ve onlarla ilgili hazırlıklar yapılmalıdır.

-Hep ikinci isimden bahsediliyor. Sizce Gülen'den sonraki isim ya da isimler kimler?

Bu sorunun cevabı da az önce ifade ettiklerimle alakalıdır. Gülen sonrası dediğimiz süreç bunu belirler. Örgüt halk desteğini ve tabanını korusa idi ona göre bir isim gerekirdi. Ama şimdi daha stratejik ve mutlak itaat eden birileri olur. Farklı temsillerle giderler. Benim naçizane kanaatim başta Amerika olmak üzere Fetönün hizmetindeyim dediği ülkeler bu isimleri çoktan hazırladılar bile… Bu konu devletin üzerine eğilmesi gereken bir konudur…

FETÖ BİR DİASPORA'YA DÖNÜŞÜYOR!

-Yurtdışında inanılmaz bir Türkiye aleyhtarı kara propaganda kampanyası başlatıldı. Bununla ilgili olarak devlet nasıl bir mücadele yöntemi geliştirmeli?

Tabir yerindeyse Türkiye yeni bir Ermeni Diasporası ile karşı karşıyadır. Hemen her vesile ile geçenlerde Amerika'da yapılan bilgilendirme toplantıları ve bunun görsel ve yazılı destekleri sağlanmalıdır. Hiç vakit kaybetmeden bu sorunu çözecek müstakil bir birim oluşturulmalıdır. Dışişleri Bakanlığı'nın bu konuda olumlu adımlarını görüyorum. Bence doğru olanı yapıyorlar. FETÖ'nün varlığının olduğu her ülkede ve o yerel dilde bu bilgilendirmeler aciliyetle yapılmalı.

CUMHURBAŞKANI'NA BAĞLI BİR MERKEZ KURULMALI

-Fetullahçı örgüt ile devlet bundan sonra nasıl bir mücadele yöntemi izlemeli?

Daha önce de çok söyledim bir kez daha altını çiziyorum. Bugün itibariyle doğrudan Sayın Cumhurbaşkanımıza bağlı bir merkez kurulmalıdır. Bu merkezin bütün işlevi örgütle mücadele olmalıdır.

-Gülen hareketinin tabanı 15 Temmuz hakkında ne düşünüyor? Size gelen tepkiler nasıl?

Çizdiğim piramitin tabanı ilk defa çöküyor. Bu çok sevindiricidir. İnanılmaz bir pişmanlık telefonları alıyorum. Yazılar geliyor. Samimi olmalarını diliyorum. Onlara tavsiyem örgüte bir şekilde hizmet etmiş herkesi arayarak birbirlerini ikna edip geri kalan ömürlerini vatana ve millete doğru hizmet ederek hatalarının kefaretini ödemelidirler. Devletin bu yapıyı tasfiyesine de asla kızmasınlar tam aksine desteklesinler. Hatta bu tasfiye edilenler, oğulları, kızları, eşleri, anne ve babaları olsa bile…

FETÖ ÖRGÜTÜ PİRAMİTİNİNİN ÜÇ KATI ÇÖKTÜ

-Piramitin tepesinde çözülme neden yavaş ilerliyor?

İlk halka komuta kademesidir ve çözülmez. Eşyanın tabiatı gereği böyledir. Ama onların çözülmelerinden halk tabanını kaybetmeleri daha önemlidir. Çünkü toplumsal zeminini kaybeden bir hareket asla devam edemez ve başarılı olamaz. Bugün kazanılan başarı piramitin ilk üç-dört katının çökmüş olmasıdır.

BU HAİNİN PEŞİNİ BIRAKIN ARTIK

-Bir zamanlar birlikte hareket ettiğiniz, dostluk, arkadaşlık ve ağabeylik yaptığınız bu insanlar için ne söylemek istersiniz?

Çok şey söyledim yine söylüyorum. Hatada ısrar etmek ne dinidir ne de insani… Bu örgütün son darbe girişiminden sonra hala örgütle bir şekilde bağını devam ettirmek ve destek olmaya çalışmak ne dünyada ne de mahşerde affedilir… Gönüllerinizdeki o Allah ve Rasulullah sevgisini daha fazla bu hain örgüt bağlantısıyla kirletip yok etmeyin… Samimi olunuz ve devletin yanında yer alınız. On yıllardır sizi ha bugün ha yarın diyerek aldatıp menfur emellerine alet eden bu şer ve hain şebekeye artık yeter deyin ve tüm alakanızı sonsuza dek kesin…

İsa Tatlıcan / Sabah.com.tr