Baykal'ın Ahmet Türk ziyareti ve soruları

Baykal'ın Ahmet Türk ziyareti ve soruları
25 Kasım 2016, 09:36

Mahmut Övür/sabah.com.tr

Türkiye'nin son 3 yılda derin bir kuşatma yaşadığı çok açık. Sadece üç terör örgütü, FETÖ, PKK ve DEAŞ'ın aynı zaman diliminde Türkiye'ye saldırmaları bile bunu göstermeye yetiyor. Buna şimdi Avrupa Parlamentosu (AP) kararı da eklendi. Özellikle Ortadoğu yanarken, Suriye'de 600 bini aşkın insan öldürülürken, Halep yerle bir edilirken, susan AP, Türkiye'deki tutuklamalar için konuşuyor.
Gerekçeye bakın;
"Üyelik müzakerelerinin, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ortaya çıkan durum ve OHAL uygulamasının getirdiği şartlar nedeniyle geçici olarak dondurulması..." Güler misiniz ağlar mısınız? Türkiye'nin üyeliğini donduran, "evrensel değerlere" sahip AB ülkeleri ve siyasi organları, aslında 15 Temmuz kanlı darbe girişimi karşısında susarak o evrensel değerleri çoktan kirlettiler.
Zaten bir süredir kirli savaşlara destek veren, ölümler karşısında susan, darbecileri kırmızı halıyla karşılayan bir AB'ye doğru gidiş vardı.
Şimdi o netleşti. AB'nin yola çıkış değerlerinden uzaklaşıp, bu noktaya gelmesi aslında bütün insanlık açısından bir talihsizlik. Bunu ısrarla anlatmak gerekiyor.
Ama sadece onlara değil, onların Türkiye'deki versiyonlarına da... İşte onlardan biri, eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal.
Baykal'ı tam da AB ile ilişkilerin dondurulduğu, Suriye'de tehlikeli bir adımın atıldığı, Adana'da bombaların patladığı bir günde, Mardin'de görüyoruz.
Siyasette hâlâ bir rota tutturamayan Baykal'ı Mardin'e getiren şey gözaltında olan ve sonra tutuklanan eski Mardin Büyükşehir Belediye Bakanı Ahmet Türk'e moral vermek.
Geçmişe dayanan bir arkadaşlıkları olduğu biliniyor ama o tam bu dönemde devreye girmesinin gerekçesini başka türlü açıklıyor: "Ahmet beyin çıkmasından sonraki desteği ve katkısıyla yeni bir anlayışla Türkiye'de silahı, şiddeti ve terörü ortadan kaldırırız." Kürt meselesinde en şahin duruşuyla bilinen Baykal'ın bu çıkışının altında ne yatıyor yakında görürüz ama şimdiden şu soru soruluyor:
Acaba CHP-HDP yakınlaşmasının konuşulduğu bugünlerde bir rol mü oynamak istiyor? İşin o yanını geleceğe bırakalım ve bugüne dönelim. Baykal'ın birdenbire hem de duruşmanın yapılacağı gün Mardin'e gitmesi manidar. Ama daha önemlisi anayasayı önemsediğini söyleyen bir siyasetçi olarak Başsavcı'yla görüşmesi.
Keşke tek yanlış bu olsa. Baykal'ın bu ani gezisi yakın geçmişle ilgili onlarca soruyu akla getiriyor. Baykal, neden hendek siyasetiyle şehirler yerle bir edilirken, genç çocuklar Kandil'in kirli hesapları uğruna ölüme sürüklenirken eski arkadaşı Ahmet Türk'ü hatırlamadı?
Birlikte hendekçilere karşı çıkıp, o gençlerin ölmelerini engellemedi?
Neden yapmadı? Çok değil 10 Kasım'da Mardin'in Derik ilçe kaymakamı Muhammet Fatih Safitürk makamında bombayla öldürüldü.
Peki ne yaptınız? Oraya neden gitmediniz?
Yine tarihin yanlış yerinde durdunuz.
Keşke eski arkadaşınızı hendekler kazılmadan, o kaymakamlar öldürülmeden ve gözaltına alınıp tutuklanmadan hatırlasaydınız.
Doğrudur Ahmet Türk, 50 yıldır siyasetin içinde ve makul bir siyasetçi olarak biliniyor.
Ancak, şu da bir gerçek, ne yazık ki o da tıpkı sizin gibi hiçbir zaman inisiyatif koyan bir siyasetçi olmadı. Onun tutuklanmasını da, onun siyaset yerine şiddeti dayatan PKK ve Kandil karşısında susmasını da doğru bulmuyorum.
Elbette siyasette eski dostluklar ve dayanışma önemlidir ama ölümleri durdurmak ve çözüm üretmek çok daha önemlidir.