Ailede Ramazan, Ramazan’da aile

Zekeriya Erdim aile içinde Ramazan ikliminin önemine dikkat çekti. Erdim "Bu iyilik halini diğer aylara ve yıllara da taşıyıp “kalıcı değerler”e dönüştürebilmek için; Ramazan İklimi’nin ikram ettiği fırsatları ganimet bilmeliyiz. Yağmurundan istifade etmek için kanallarımızı açık tutmalı, rüzgarından istifade etmek için yelkenlerimizi germeliyiz. dedi

İşte Zekeriya Erdim'ın fikriyat.com için kaleme aldığı yazısından bazı başlıklar;

Dünya, hızla dönüyor. Hayat, doludizgin devam ediyor. Bu kesintisiz dönüşün ve devam edişin içinde, "sabit değerler" de "değişen değerler" de var. Sabit değerler kendilerini korumak için direniyor, değişen değerler tutunmak ve uyum sağlamak için mücadele ediyorlar. Böylece, geçmişle gelecek arasında denge kurup yaşıyoruz. Dün elde ettiklerimizi bugün kullanıyor, bugün kazandıklarımızı yarına taşıyoruz.

Görünen o ki, "ömür döngüsü"nde bir tur daha attık. Her gidişte ve dönüşte uğradığımız, hatta yatıya kaldığımız ana istasyonlardan birine; kimileri için ilk defa, kimileri için tekraren ulaştık. Mevsim "Üç Aylar", vakit "Ramazan". Öyle bir hayat ve hayrat pazarı ki bu, kazanabildiğin kadar kazan. Gökten oluk oluk "rahmet" yağıyor, yerden damar damar "bereket" fışkırıyor. Testisi olan suyunu, torbası olan ununu-bulgurunu dolduruyor.

İş bu mevsimde; küçükten büyüğe, büyükten daha büyüğe doğru muazzam bir "Ramazan Ailesi" oluşuyor. İlim imana, iman amele, amel tavra inkılab edip; yükü paha biçilmez incilerden, mercanlardan, elmaslardan, yakutlardan oluşan "iyilik kervanı"; mahalleleri, şehirleri, bölgeleri, ülkeleri, kıtaları dolaşıyor. Öyle ki; eller ve gönüller birleşip, kavlen ve fiilen duaya duruyor. "İyi ki geldin, keşke hep gelsen, hatta sonsuza kadar kalsan" nidâları arasında; dünya, cennet bahçelerinden bir bahçe oluyor.

RAMAZAN İKLİMİ

Yaşadığımız yahut şahit olduğumuz olayların, içinde bulunup idrak ettiğimiz çevre ve ortamların öncelik, önem derecesi arttıkça; bizim anlama, kavrama hızımız ve kapasitemiz de yükselir. Hücreler, dokular, organlar, organizmalar yeteri kadar uyanır ve motive olurlarsa; yeryüzü, tohumuyla-toprağıyla "bire yedi yüz" veren tarlalar, ovalar haline gelir.

Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapatıldığı, şeytanların sımsıkı bağlanıp kontrol altına alındığı Ramazan Ayı'nda; işte böylesine olumlu ve verimli bir "iklim" oluşur. İnsanın düğünlerde oynama, cenazelerde ağlama eğilimine girmesi gibi; Ramazan'da da iyilere ve iyiliklere yaklaşma, kötülerden ve kötülüklerden uzaklaşma niyeti, gayreti gelişir. Sosyal, kültürel, fiziki çevre; bize, fıtratımızda mevcut olan "ilâhi misyon"u hatırlatır. Beş duyumuzla anladığımız, algıladığımız her şey; "rahmet ve bereket ayı"nın huzur ve güven veren inceliklerini anlatır. "Onbir Ayın Sultanı" içindeki her zaman, âlemin "eşref saati"dir. İster siyaseten, ister nezaketen, ister hakikaten "oruç kalkanı"nı kuşanan herkesin hal ve gidişi, insanlığın "iyilik hâli"dir.

HASAT MEVSİMİ

Bu iyilik halini diğer aylara ve yıllara da taşıyıp "kalıcı değerler"e dönüştürebilmek için; Ramazan İklimi'nin ikram ettiği fırsatları ganimet bilmeliyiz. Yağmurundan istifade etmek için kanallarımızı açık tutmalı, rüzgarından istifade etmek için yelkenlerimizi germeliyiz.

Bu cümleden olmak üzere:

-Kurumların mensuplarına ya da müşterilerine "imsakiye" dağıtması;

-Fırınların özene bezene özel "pide"ler yapması;

-Pastahanelerin, tatlıcıların çeşitleri arasına "güllaç"ı da katması;

-Caddelere, sokaklara, camilere, minarelere "kandil"ler yahut ışıklı "mahya"lar asılması;

-Dergilerin "Ramazan Sayısı", gazetelerin "Ramazan Sayfası" hazırlaması ve radyoların, televizyonların "İftar-Sahur Programları" yapması;

-Evlerde, camilerde toplu "mukabele" okunması ve yaygın bir şekilde "hatim indirme" uygulamaları yapılması;

-Kişilerin, kurumların küçük, orta, büyük ölçekli "iftar programları" organize etmeleri;

Sahur vakitlerinde "Ramazan Davulları"nın çalınması, "Ramazan Manileri"nin söylenmesi;

-"Teravih" namazlarında insanların camilere akması, cemaatlerin caddelere-sokaklara taşması;

-"Kadir Gecesi", milyonları sarıp sarmalayan "manevi motivasyon"nun zirveye ulaşması;

-"Zekat ve infak" dağıtımlarının, "iyilik ve yardım" organizelerinin artması;

-İtibarlı kişilerin, kurumların, mekanların, makamların daha çok "ziyaret" edilir olması;

-Haramların, ayıpların, günahların, suçların diğer zamanlara göre fevkalade azalması;

-"Bayram"ın ve "bayramlaşma"ların küsleri barıştıran, dostları kaynaştıran, kardeşlik hukukunu tazeleyip pekiştiren bir "muhabbet seli"ne dönüşmesi…

münferiden ve müştereken; aklan-ruhen-bedenen yıkanmak, arınmak, durulmak, yeniden kurulmak için çok kuvvetli "vesile"lerdir. İyi değerlendirebilirsek, dünyamızı da ahiretimizi de abad edebilir.

RAMAZAN'DA AİLE

İnsanlar, "def-i mazarrat" (zararı engelleme) konusunda da "celb-i menafi" (faydayı temin etme) konusunda da işe en yakınlarından başlarlar. Müjdelemek için de uyarmak için de önce evlerine, ailelerine koşarlar.

Ramazan, bir "rahmet ve bereket kervanı" ise; önce bizim kapının önünden geçmesini, hatta yükünü indirip yanı başımıza yerleşmesini isteriz. Bir "iyilik ve yardım ırmağı" ise; bizim tarlanın ve ovanın içinden akmasını, bizim bağımızdaki-bahçemizdeki sebzeleri, meyveleri sulayıp beslemesini tercih ederiz.

Bu cümleden olmak üzere:

-Ramazan öncesinde bir " Aile Meclisi" yapılarak, hazırlıklar istişare edilmelidir. Ortak bilgi ve bilinç refleksi ile "beklenen misafir"in izzeti, itibarı vurgulanıp; aşkla, şevkle karşılanarak "hüsn-ü kabul" göstermenin coşkusu, heyecanı hissettirilmelidir.

-Çocuklar ve gençler; zorlanmadan, baskı ve tehdit altına alınmadan, yaşlarına ve seviyelerine uygun bir dille-üslupla, "Ramazan iklimi"nin içine çekilmelidir. Oyunun aktörü, masalın kahramanı, maceranın komutanı gibi kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak cazip unsurlarla teşvik edilmelidir.

-İftar, sahur, namaz, dua, iyilik, yardım organizeleri mümkünse çocuklara ve gençlere yaptırılmalı; değilse katılmaları, katkıda bulunmaları sağlanmalıdır. Zihin defterine yazılacak, gönül sayfasına çizilecek hoş hatıralar oluşturmak için onlara imkanlar verilmeli, fırsatlar tanınmalıdır.

-Fitre, zekat, infak hesapları birlikte yapılmalı; ihtiyaç sahiplerine birlikte ulaştırılmalıdır. Aile bireyleri, bu konuda iyi örnek olabilecek kişilerle, kurumlarla tanıştırılmalıdır.

-Cazip geziler, anlamlı ziyaretler, sempatik sohbetler, helal dairesi içinde kalabilecek oyun ve eğlenceler bir "Ramazan geleneği" haline getirilmelidir. Tadı damağımızda kalacak şekilde, özel anlardan ve anılardan oluşan bir serüven kurgusu içine girilmelidir.

-Ramazan Ayı; duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı tashih etmek, teyit etmek ve iyi anlayışlar, alışkanlıklar oluşturmak, geliştirmek için "yoğunlaştırılmış yaz kampı" gibi değerlendirilmelidir. Eylemlerimiz ve söylemlerimiz, "kalıcı değerler" oluşturacak şekilde organize edilmelidir.

-Kadir Gecesi'nde zirveye ulaşan, Bayram sabahında camilere koşan yüksek moral ve motivasyonla; Ramazan Ayı'nın "hasılat"ı enine-boyuna hesap edilmelidir. Diğer on bir ayı da "mübarek" kılacak şekilde, "ömrümüzü Ramazan-ölümümüzü Bayram" haline getirmenin niyeti, gayreti içine girilmelidir.

ZEKERİYA ERDİM'İN FİKRİYAT.COM'DA YAYINLANAN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN