Usta yazarlar Fenerbahçe-Ajax maçını yorumladı

Usta yazarlar Fenerbahçe-Ajax maçını yorumladı
23 Ekim 2015, 10:17

UEFA Avrupa Ligi A Grubu 3. hafta maçında Fenerbahçe, Hollanda temsilcisi Ajax'ı 1-0 yendi. Haberlere kızan F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın, UEFA'yı hiçe sayarak 5 muhabiri stada almaması ve görevlerini yapmalarına engel olması maçın önüne geçti. İşte usta yazarların maç ve bu olayla ilgili yorumları...

ERMAN TOROĞLU: Su akar yolunu bulur!

Pereira acemi bir teknik direktör. Bakınız sezon başından beri hep aynı tartışmalar yapılıyor. Van Persie ile Pereira tartışıyor. Pereira tartışıyor, beyanat veriyor; "Benim Van Persie ile aramda hiçbir sorun yok!" Yahu kardeşim, Van Persie üst düzey bir oyuncu. Büyük paralara almışsın. Fernandao Türkiye'de gol kralı olmuş. 22 golün 6'sını penaltıdan atmış. Sen önce Van Persie'yi kullanırsın olmadı Fernandao'yu oyuna alırsın. Hani bir söz vardır; "Su akar yolunu bulur." Sen otomatik olarak doğruyu bulursun. Ama bunlarla mücadele etmeye kalkarsan sen de yara alırsın, kulüp de yara alır! En basiti dün geceki maç. Her zaman böyle olmaz! Bazen de Fernandao'yu kullanırsın sonra da Van Persie'yi çıkarıp işi bitirirsin. Ama bunu kim yapar? Akıllı teknik direktör! Tabi teknik direktör olarak da baskılara boyun eğmeyeceksin. Madem "Bildiğimi yaparım" diyorsun, o zaman sezon başından beri doğru oynayan Şener'i kesip Gökhan Gönül'ü oynatmayacaksın. Yoksa davayı kaybedersin.

Bir gece önce maça gelmeyen G.Saraylı seyirciler için "Süs biberleri" tabirini kullanmıştım. O stattaki boşluk 52 bin stat kapasitesine göre maça gelen 31 bin kişiydi. Bu ortalama bir rakam. Dün gece F.Bahçe seyircisi 50 bin stat kapasitesine göre 41 bin kişi geldi! Maça gelmeyen Galatasaraylılara "süs biberi seyircisi" demiştim, bu maça gelmeyen Fenerbahçelilere de "Çarliston biberi" benzetmesi yapacağım.

Ey "Büyük takım seyircisiyim" diyen taraftarlar bu maçlara gelmeyeceksiniz de hangi maçlara gideceksiniz? Bütün dünyanın seyrettiği bu maça gelmeyen ortalama 10 bin Fenerbahçeli pazar akşamı bu stadı dolduracak! Bu derbi TT Arena'da oynansaydı orada da stat tamamen dolacaktı. Bu nasıl bir zihniyet? Biz bunları çözmedikten sonra Ajax'ı yensen ne olur? Benfica'yı yensen ne olur? Zaten kendi kendimizi oyuna getirip, kündeye düşüp tuş oluyoruz.

Ajax, F.Bahçe'ye göre ortalamada 4 yaş daha genç. Ama dün 90 dakikada bu fark edilmedi. İki takım da kafa kafaya mücadele etti. Ama "Maçın galibi kim olmalıydı?" sorusuna cevap arasan buna da "Fenerbahçe" desen kimse "Hayır" demez.
Bu sahada yapılan mücadele ama bu mücadeleden daha da önemlisi saha dışında yapılan ve Türk futbolunda yıllarca yapılan Türkiye'deki spor yazarlarıyla bazı kulüp yöneticileri ve başkanları arasındaki mücadele herhalde finale yaklaşıyor.

Kim kime gol atacak merak ediyorum. Bu konuda geniş bir yazıyı bir iki gün içinde yazacağım. Çünkü ben Türkiye Spor Yazarları Derneği'nın üyesi değilim. Yani sırtımda yumurta küfem yok. Kimseye de diyet borcum yok! Herkese hayırlı işler ama bu işler bazen adamı şişler.

RIDVAN DİLMEN: Başlayan yoruyor, giren atıyor

Çok yağmurlu bir hava, feci bir trafik… "Acaba seyirci olur mu?" diye düşündüm ama hem tamamına yakına dolu bir stat, hem de çok coşkulu bir taraftar vardı. Kayseri maçındaki kötü oyuna rağmen Avrupa kupası özlemi taraftarı stada çekmiş. Taraftarı arkasına alan takım da baskılı ve presli başladı. Aslında daha önceki maçlardan pek farkı yoktu ilk 20 dakikanın... Karambollerle de olsa 2 tane pozisyon bulundu. Sonra ise Ajax takımı ayağa bol pas yaparak Fenerbahçe'nin ilk 20 dakikadaki yüksek temposunu hem düşürdü, hem de Fenerbahçelileri yordu. İlk yarının tamamı rölanti, Ajax da Fenerbahçe'yi kendisine uydurarak tipik bir deplasman takımı olarak ilk yarıyı bitirdi.
İkinci yarı Fenerbahçe yine vites yükseltmek istiyor, Ajax ise yine ayağa oynamak istiyordu.

Pozisyon da vermiyorlardı açıkçası. İki oyuncu değişikliği birden yaptı Pereira. Fernandao'nun arkasına Ozan'ı koydu. Burası önemli. Fenerbahçe klasik 4-3-3 başladı maça (Orta sahanın merkezinde Mehmet Topal, onun önünde ikili Souza ve Diego, Ozan-Fernandao girdiğinde Souza-Topal birlikte olup önünde Ozan ile 4-2-3-1 oynadı) Bunu niye yazdım? Mehmet Topal merkezde tamam; hem alışkanlığı var hem de merkezin iyi oyuncusu. Önünde oynayan ikiliden ne Souza sağ iç, ne de Diego sol iç… Bu da 15-20 dakikalık baskılı oyundan sonra rakibe pas imkanı vererek tempoyu kırdırdı.

Gözüken şuydu: Ajax 0-0'a yatmış. Belli ki duran top çözecek. Öyle de oldu. Caner'in üst üste kullandığı kornerlerden ikincisinde Fenerbahçe, çok ama çok önemli bir gol attı. Fenerbahçe'nin ikinci periyotta oynayacağı Ajax deplasmanı var. Bu galibiyet olmasaydı avantaj Ajax'ın olacaktı, bu skor avantajı Fenerbahçe'ye getirdi. Ajax'ı açıkçası beğenmedim. Hollanda bol gollü bir lig ama dünkü gördüğüm Ajax takımı ortalama bir Avrupa takımı görüntüsündeydi.

Ne önde basabildiler, ne de kontra yapabildiler. Tek yapabildikleri ayağa pasla oyunu tutabilmek... Fenerbahçe oyunun sonlarına dek iyi oynamasa da kazanma arzusu yüksekti. 2-3 oyuncunun ayağına kramp girdi.

Avrupa Ligi'nde devam edebilmek için de önemli bir galibiyetti. Mehmet Topal, Caner ve Ba'yı çok beğendim. İlk yarısını tribünde, ikinci yarısını Acun Ilıcalı'yla izlerken Acun ilginç bir yorum yaptı, ben de ondan çaldım.

Fernandao çıkıyor, Van Persie atıyor; Van Persie çıkıyor, Fernandao atıyor… Klişe olacak ama başlayan yoruyor, giren atıyor.


GÜRCAN BİLGİÇ: Mirasyedi!

Kelimeleri seçmek hiç kolay değil. "Yazık" diyeceğim ama elim varmıyor. Gerçekten de çok önemli paralarla, çok önemli oyuncular alındı. Zaten belirli bir klası ve istikrarı olan takımın çıtası yükseltildi. Ama başta cehalet vardı. Bilime inanmayan 15 yıllık bir akademisyen... Teknik direktöre inanmayan, "Onlar ne yaptı, ben para verdim takım şampiyon oldu" diyen bir başkan da cabası.
Bu ortamda organizasyon, sistem ve istikrar bekliyoruz. Gerçekten de doğru kelimeyi bulamıyorum. Bu kadronun hak etmediği tanımlamalar geçiyor-gidiyor aklımdan. Hele hele Kayseri maçını gördükleri halde gecenin bir vaktinde, İstanbul gibi bir şehirde maça gelmeyi tercih edenler için arıyorum kelimeyi. Kime inandılar acaba? Soyunma odasına inen, uyaran, Samandıra'dan çıkmayan, objektiflerin yanında dolaşan, atıptutan, asan-kesen Aziz Yıldırım'a mı? "Başkan el koydu, parayı verdi. Takım oynar" mı diye düşündüler?

Gücü maaşlı habercileri stada almamaya yeten, çok güzel yeten o başkan, sözünü geçiremediği teknik adamları göndermekte usta aslında.

Tam; "Takım sistemini, düzenini buldu" diyeceğiz, bir bakıyoruz hoca gitmiş. "Şampiyon yapsın başarılıdır" diyor, şampiyon yapan teknik adamı gönderiyor. Hep diyor, hiç dediğini yapmıyor.

Kadıköy gecesini taçlandıran tek şey bitime iki dakika kala gelen gol. Bir duran top; Pereira'nın oynatmadığı Caner kullanıyor. Bir kafa; Pereira'nın yedek bıraktığı Fernandao vuruyor. O top ağlara değdiğinde, tribünlere bir teselli şarkısı yayılıyor.

Sevinmeyi, keyif yapmayı geçen sezonlarda bırakanlar, bu fırsat içinde omuz omuzalar.

Hiç olmazsa iddialarını korudular, çok kritik bir üç puan aldılar.

Kendilerine "iyi kadro" diyebilirler ama "iyi takım" olamadılar. İyi yönetilmiyorlar, harcanan paraya, emeğe layık akılllar yok ortada.

Fenerbahçe sadece genetiğini kullanıyor, miras yiyor.



AHMET ÇAKAR: Van Persie emekli gibi

Fenerbahçe, yine öldü öldü dirildi... Çok iyi oynamasa da son dakikada kulübeden gelen Fernandao'nun kornerden gelen topa vurduğu kafayla 3 puandan fazlasını aldı. Bu galibiyet Fenerbahçe'yi grupta avantajlı hale getirirken hafta sonu oynanacak hayati Galatasaray derbisi öncesi hem moral buldu hem de seyircisiyle belli oranda barıştı.

Fenerbahçe ilk yarı iyi oynamadı. Sadece 10 ila 12. dakikalar arasındaki iki dakikalık bölümde çok önemli pozisyonları cömertçe harcadı. Van Persie, kaçırmasa belki de maç 10. dakikada bitecekti. Bu dakikadan sonra Ajax geldi, Fenerbahçe bekledi. İlk devre bittiğinde düşük tempo ve organizasyon eksikliği herkesi rahatsız etti... Diego gereksiz şekilde geri gelip organizasyonu tamamlayamıyor. Takımın iki hızlı oyuncusu Markovic ve Nani zaman zaman birbirlerini engelliyorlar. İkinci yarı çok daha iyi oynadı. İyi bir baskı kurdular ve rakip Ajax çıkamadı. Her ne kadar ikinci yarıda çok net pozisyonlar bulmasalar da sürekli Ajax'ın sahasında oynadılar. Ve son dakikalarda Fenerbahçe arzuladığı golü Fernandao ile buldu. Bu galibiyet çok kişiyi yanıltmasın. Düşük tempo ve pas hataları hala çok önemli problem olarak duruyor. Kim ne derse desin, Van Persie gol de atsa bazı maçları kurtarsa da sahada çoktan emekliliği gelmiş bir oyuncu gibi duruyor. Kim iyi oynadı derseniz kanatlar iyi çalıştı ama ortalama olarak tüm oyuncularda bir düşüş vardı.

Fenerbahçe kazandığı maçlarda bile çok iyi oynayamıyor. Ama bu galibiyet Fenerbahçe'yi grupta çok ciddi olarak iddialı hale getirdi.

Bizi asıl şaşırtan Ajax'ın durumu... Ahı gitmiş, vahı kalmış... Takım olarak isimleri çok büyük ama herhangi bir oyuncusuna "bu nasıl bir yıldız?" diyemiyoruz. Hem çok gençler hem de kaliteleri çok sınırlı. Frank de Boer'un işi çok zor.

Son olarak hakeme gelirsek.. İyi maç yönetti ama yardımcıları fazlaca ofsayt hatası yaptılar.



MERT AYDIN: Altın kafa

Maça geçmeden bir şeyler yazmak istiyorum. "Aleyhte yazanları maçlara almayacağım" demek ve bunu gerçekleştirmek...
Ve meslek kuruluşu TSYD'nin, "Ne yapal��m kartlarınızı basmamışlar" diyerek 5 akredite gazeteciyi maça almaması.
Hangi olayı nasıl haber yapacağımızı öğreten bir garip adam!
Yaşanan yönetici terörü, bugüne kadar yapılanlara sesini çıkar(a)mayan meslek örgütüne ve medya yöneticilerine nasıl bir canavar yarattıklarını göstermeli.
Maça gelelim. Fenerbahçe diğer maçlarına oranla daha derli topluydu.
Hızlı Ajax hücum hattına korkulduğu kadar pozisyon verilmedi.
Mehmet Topal ve Josef, işin savunma kısmında gayet başarılıydılar.
Josef, ikinci yarıda ilk yarıdan farklı olarak rakip ceza alanı içinde fazlasıyla görüldü ve hatta kritik pozisyonlar yakaladı.
Takım boyunu kısaltmadaki sıkıntı Fenerbahçe'nin iyi oynadığı bölümlerde baskı kurmasını engelliyor. Rakip geriye yaslanıyor. Fenerbahçe geliyor.
Rakipten dönen topu almakta zorluk çekiyorlar. Çünkü savunmadan öne bu baskıya katkı gelmiyor.

Fiziki gücün önemi
Nani son anda kadroya girdi. Ama Fenerbahçe'nin en etkisiz isimlerinden biriydi.
Van Persie gayretliydi ve ilk yarıda önemli bir fırsat yakaladı.
Fenerbahçe'nin ikinci yarıda rakibi kıstırdığı anlarda Fernandao arandı.
Sanki biraz geç girdi oyuna Brezilyalı.
Ama öyle bir anda golü attı ki o fiziki gücünün Fenerbahçe için ne kadar önemli olduğunu gördük.
Maçın Fenerbahçe adına kahramanları orta saha oyuncularıydı.
Ve tabii savunmada Ba. Yıldızlarına rağmen takım savunmasıyla sonuca gittiler.
Bu sonuç ve tabii ki Molde'nin Celtic'i yenişiyle birlikte Fenerbahçe ikinci sıraya yükseldi.
Şimdi Ajax deplasmanında alınacak bir beraberlik bile sarı-lacivertlilerin tur umudunu fazlasıyla canlı tutacak.


EMRE BOL: Babanın malı mı!


Aziz Yıldırım önce, "İnşaattan da anlarım, futboldan da" dedi. Şimdi de gazeteciliğe el attı! Maşallah "anladığı" şey bitmiyor, her şeyin kompetanı! Galiba yanında dolaştırdığı gazetecilerin, gazetecilik yaptıklarını sanıyor! Geçen yıl tribün kapattı, taraftarları içeri almadı, bu sene de gazetecileri stada almıyor. Aziz başkan şunu istiyor:
Taraftar da, teknik direktör de, yöneticiler de, gazeteciler de "kafasına göre" olacak. Onun yaptığı hep doğru, söylediği kanun... Diyor ki; "Habercilik artık bu değil. Habercilik değişti. Bilim ilerledi, teknik ilerledi. Buna göre haber yapılmalı." Bizler kendimizi geliştirdik, geliştiriyoruz başkan! Peki, sen çağımıza uygun başkanlık yapmak için ne yapıyorsun, kendini nasıl geliştiriyorsun? Dün gece gazetecilere sansür uygulayıp stada almadın. Sansür hangi çağda kaldı başkan? Cumartesi günü divan toplantısı var. Bizler senin "söz verdiğin" üzere başkanlığı ne zaman bırakacağının açıklamasını beklerken, sen gazetecilerle ilgili videolar hazırlıyormuşsun! Yakışıyor mu hiç? Gündem değiştirmek için yaptığına değer mi?

Şu şekerine bir baktır!
Başkanlığı bırakma mevzunu kapatmak için medyaya cephe açmana gerek yok. Çıkarsın, "Ben bırakmak istemiyorum" dersin, olur biter! Milyonlarca lira harcayıp çok iyi transferler yaptın; takımı konuşacağımıza neleri konuşuyoruz! Yalan haber değil, "Aleyhte haber yapanları tesislere almayacağım" diyorsun. Kusura bakma! Fenerbahçe kimsenin babasının malı değil. Senin de... Kimseden daha büyük Fenerbahçeli değilsin. Her Fenerbahçeli kadar Fenerbahçelisin. Sen sportif direktörün üzerine yürüyüp, "boğazına sarılırsan" bu haberdir. Belki senin "çanta gazetecilerine" değil ama gerçek gazeteciler için önemli bir haberdir. Medyadaki hiç kimse senin çalışanın değil. Ona göre davran. Bir de çok rica ediyorum; şu şekerine bir baktır. Allah şifa versin.

Not: Ajax maçının değerlendirmesini "yapamadığım" için bütün okuyucularımdan özür dilerim.



DR. GÜRKAN KUBİLAY: Fişi çektik

Klasik santrforları olmadan başladı Ajax'lılar... Biz de Gökhan Gönül ve Caner Erkin ile uzun süredir ilk defa sahadaydık. Karşılaşmanın ilk 5 dakikasında resmen denedi 2 takım da birbirini, topu daha çok çevireni Ajax olarak. Biz ise geride bekledik.
İlk 10 dakika sonunda çıktık sahneye... 5 dakika estik. Son çizgiye indik, dönen topları aldık, şut attık, duran topta birbirimize düşmesek eğer skoru da bulacaktık. Sağ kanatta Markovic-Gökhan ikilisi iyi işliyordu. Nani ise içeri süratli giriyor, şut arıyordu. Takıma güven gelmişti.

Ajax yine 0-0'a bağladı
20 ila 30. dakikalar arasında düştü tempo, aktif dinlenmedeydik... Top kazanıp, hızlı atağa kalkma iştahı idi bu ama ancak 32 de bulduk aradığımız fırsatı. Ama Robin van Persie cılız vurdu. Pozisyon vermiyorduk, 38. dakikaya kadar şut da attırmıyorduk. Abdoulaye Ba, özellikle doğru zamanlamalı müdahalede başarılıydı. Verdiğimiz duran toplar sıkıntıydı. İlk yarıda maçlarının yüzde 80'inde gol yememiş ve mağlup kapamamış Ajax, yine 0-0 a bağlıyordu ilk yarıyı.

Tek çare duran toptu

Mücadelenin ikinci yarısı ise yine düşük tempoda başladı. Hücuma çıkışlarda pasın şiddetini ayarlama konusundaki beceriksizliklerimiz, pozisyonları başlamadan bitiriyordu adeta. Kadıköy'de tribünlerdeki yerini alan seyirciler, gerektiği yerde devreye giriyordu. Ama aynı işlemi Diego yapmadı, devrede yoktu. İlk hamleler 70. dakikada geldi... Van Persie ve Diego çıktı, yerlerine Fernandao ve Ozan Tufan girdi. Hücumda çok top kaybı yapıyordu takım, bu da ileri gitmesini engelliyordu. Tek çare duran toptu ve Fernandao fişi çekti. Bu maç sarı- lacivertti, hak da yerini buldu.




OKTAY DERELİOĞLU: Derbi öncesi moral oldu!

Fenerbahçe dün çok kritik bir maç kazandı. Ajax galibiyeti çok önemli anlamlar taşıyor. Kritik dönemde gelen bu galibiyetin anlam kazanabilmesi için Hollanda'da da puan ya da puanlar şart. Fenerbahçe maça çok coşkulu başladı. Kadro kalitesi olarak bakıldığında zaten Fenerbahçe'nin böyle bir performans sergileyeceği kesindi. Ajax genç bir takım. Baskı karşısında onlar da şaşırdılar. Bir şey yapamadılar. Çare bulamadılar. Fenerbahçe bu kadar baskılı oynarken golü bulmalıydı. Bulamadı. Bu tip maçlarda erken gol bulmalısınız.

PEREIRA FORMSUZ
Fenerbahçe gerçekten çok kaliteli oyunculardan kurulu. Bu takımın oynadığı futbol daha akıcı olmalı. Daha baskılı olmalı. Çok gol bulmalı maçlarda. Bu kalite var. Bunu biz değil tüm dünya söylüyor. Ancak Pereira dün yine formsuzdu. Çok kötü kararlar verdi. Ne olursa olsun Van Persie sahada kalmalıydı. Fernandao oyuna daha önce alınmalıydı. Çift santrforla Ajax kalesine yüklenmeliydi. Ajax'ın zaten adım atacak hali yok. Hollanda ekibinin bir pozisyonunu hatırlamıyorum. Hatırlayan varsa söylesin! Böyle bir takıma karşı nasıl olur da çift forvet oynamazsın. Aklım almıyor. Yine de Galatasaray maçı öncesinde Fenerbahçe çok önemli bir galibiyet elde etti. Bu derbi öncesinde takımı kamçılayacaktır. Bunun etkilerini pazar günkü Galatasaray maçında daha net göreceğiz. Fenerbahçe çok iyi oynamadı ama istediğini almayı bildi.

MAÇIN EN iYiSi FERNANDAO
Galibiyet golünü attı. Takımını kurtardı.

MAÇIN EN KÖTÜSÜ OZAN TUFAN
Ondan çok daha fazlasını bekliyorum.




İLKER YAĞCIOĞLU: Hayat öpücüğü

Oyun anlamında Fenerbahçe dün gece yine beklenen seviyede olmasa da Fernandao'nun son dakikada attığı gol hem oyuncuları hem de teknik direktör Pereira'yı oldukça rahatlattı. Eski gücünden oldukça uzak olan Ajax karşısında ecel terleri döken Sarı-Lacivertliler belki de ümitlerin tükendiği anda Brezilyalı Fernandao'nun golüyle hayata döndü ve Avrupa'ya yeniden tutundu. Maçın genelinde kopuk kopuk ve tempoyu çok yükseltmeden oynayan Sarı-Lacivertliler, kalelerinde çok tehlike yaşamasalar da üretkenlikten uzak bir maç oynadılar. Ama bu maçlarda önemli olan sonucu almaktır. Fenerbahçe de bunu başardı. Pereira'nın oyuncu değişiklikleri ile ilgili birkaç cümle sarf etmek lazım. Belki maçı kazandı ama gole ihtiyaç duyduğu anlarda Van Persie ve orta sahadaki tek yaratıcı oyuncu olan Diego'yu çıkartıp, Fernandao ve Ozan'ı alması doğru bir hamle değildi.

YANLIŞ DEĞİŞİKLİKLER
Yapması gereken Van Persie'yi de Diego'yu da oyunda tutup, Fernandao'yu hatta Alper'i oyuna almaktı.
Önce hocanın cesur olması lazım ki bu cesaret sahada futolculara da yansısın. Gökhan'ın haftalar sonra takıma dönmesi Fenerbahçe adına son derece sevindiriciydi.
Bu tarz maçlarda Van Persie ve Nani'nin sahne alması lazım. Çünkü bu oyuncular Avrupa'da başarılı olmak için alındı. Bu maçlarda oynamazlarsa nerde oynayacaklar.
Sonuçta Fenerbahçe bu galibiyetle hem Avrupa Ligi'ne devam dedi. Hem de derbi öncesi büyük bir moral depoladı.

MAÇIN EN iYiSi FERNANDAO
Attığı kritik golle takımını sırtladı.

MAÇIN EN KÖTÜSÜ GHAZİ
Çok yetenekli bir oyuncu ama döküldü.