Ali Bayramoğlu

19 Mart 2015, Perşembe

Kozmik Oda soruları…

Kozmik Oda meselesi üzerinde uzun uzadıya durulması, perde arkasının deşilmesi gereken bir hadise.
Bu konuda nederen nereye geldik?
Bülent Arınç'a yönelik bir suikast ihbarı ve değerlendirmesi, savcıları 2009'da Genelkurmayı'ın kozmik odasına yönlendirmişti.
Bu oda pek çok devlet sırrının, gizli askeri bilgilerin bulunduğu bir oda olarak bilinir.
Türkiye'nin askeri öyküsü, askerin siyaset içindeki varlığı, darbeler, devletle iç içe giren cinayetler, çeteler bu odayla ilgili başka soru işaretlerinin oluşmasına da yol açmıştı. Ecevit döneminde ortaya çıkan, hiç bir şekilde üzerine gidilmeyen Seferberlik Tetkik Kurulu, yani gayri nizami harp birimi, diğer adıyla Gladyo'nun ipuçlarının burada olabileceği o tarihlerde akla gelen son derece meşru bir ihtimal ve varsayımdı.
Malum, asker direndi, kozmik odaya girilmesi hadiseli oldu.
Ancak o dönemdeki yorumlar izlenecek olursa, bu giriş siyasetin, ancak daha çok hukukun askeri mantık, denetime kapalı alanlar, karanlık noktalar üzerinde simgesel bir zaferiydi.
Ve kamuoyunda o tarihlerde önemli ölçüde destek buldu.
Liberal ve demokrat kalemler tarafından doğal ve haklı olarak hararetle savunuldu.
Ancak yıllar sonra ortaya başka bir gerçek daha çıktı.
Arınç'a yönelik suikast iddiası bir "yem" olarak kullanılmıştı.
Ortada yeni bir sahtecilik vardır.
Birileri bu kurgusal yem üzerinden Kozmik Odaya girmişti.
Kozmik Oda'da ne bulundu tam olarak bilmiyoruz.
Derin devletin, Gladyonun ipuçları ele geçti mi?
100.000 civarında sivilin olduğu söylenen kontrgerilla listelerine, bunların silahlarının saklandığı yerlere ulaşıldı mı?
Eğer ulaşıldıysa, hukuk dışı bir durum tespiti yapıldı mı?
Yapılsıysa hukuki işlem ne oldu?
Bunları da tam olarak bilmiyoruz.
Ancak basına yansıyan haberlerden bildiğimiz kimi kritik belgelerin, muhtemelen askeri bilgiler içeren dosyaların kopyalanmış olmasıdır, hem de bir çok kez. Ve bu işlem tam olarak kim tarafından yapıldı bundan da emin de değiliz.
Araya giren mi oldu?
Ortada bir tür cassusluk faaliyeti mi var?
Bunlar meşru ve önemli sorulardır.
Gelin görün ki Türkiye'de iç siyasi hesaplaşmalar bu ve benzeri soruları boğuyor. İnsanlar, bu konularda, yer aldıkları tribünler kadar, takımlarının çıkarı kadar, bir açık tribün fanatiğinin bakışı kadar ve ancak o istikamette hassas oluyorlar.
Benzer bir durum Mehmet Baransu'nun tutuklandığı dosya için de geçerli, hatta tutuklama nedeni. Balyoz Belgeleri içinde Egemen adlı Yunanistan'a karşı çok gizli dereceli harp planı da bulunuyordu. Bu planın 118 sayfası kayıp. Baransu ifadesinde bazı gizli belgeleri imha ettiğini söylüyor. Ama sorular ve kuşkular doğal olarak olduğu yerde duruyor.
Dışişleri Bakanlığı'nda MİT Müsteşarı, Genelkurmay Hareket Başkanı, Dışişileri Bakanlığı müsteşarının yaptığı konuşmaların nasıl kayıt edildiğini ve internette yayınlandığı hatırlatmaya gerek var mı?
Cemaat meselesi tüm bunlar dikkate alınnca, tüm sistem unsurların, basının, muhalefetin ciddiye alması gereken bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Yanlış olan bu suçun takibinin magazinleşmesi, hukuk dışına sarkması ve iktidar kavgalarına kurban edilerek görmezden gelinmesidir.
Zira yaşanan skandal sadece adli ve siyasi değildir.

SON DAKİKA