Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

19 Haziran 2015, Cuma

Seçim mi koalisyon mu?

Seçim sonuçları Türkiye'yi yeni bir evreye soktu. Seçimlerden önce sık hatırlattığımız istikrar konusu ülkenin önde gelen meselelerinden birisi haline geldi.
Öyledir. Bir ülke nasıl yönetilirse yönetilsin, önce yönetilmelidir, yönetilebilmelidir. Demokrasi ve ekonomide olumlu seyirin olmazsa olmaz koşudur istikrar.
Türkiye şu anda istikrarı arama faslında.
Bunun koalisyonlarla mı gerçekleştirecek yoksa erken seçime giderek yeniden AK Parti'nin tek başına gelmesi beklenecek, henüz bilmiyoruz.
Zira koalisyon konusunda başarılı olup olunamayacağı belli değil.
Sınırlar ortada…
MHP'nin HDP'yle ve çözüm süreciyle ilgili "olmaz" koşulu muhalefet partileri arasında bir işbirliğini imkansız kılıyor. Kaldı ki, aksi olsa bile bu partilerin birlikteliğinden ilkesel her hangi bir durumun üremesi, ortak ve makul bir programın ortaya çıkması pek mümkün değil. Birleşebilecekleri tek nokta AK Parti karşıtlığı olacaktır. Böyle bir birleşme ise intikam hükümeti olarak herhalde Türkiye'yi inanılmaz derinlikte bir istikrarsızlığa sürükleyecektir.
HDP'nin ise son seçimlerde aldığı oylarla iyice bir Kürt partisi haline gelmesi, çözüm süreci merkezli bir bakışa sahip olması, bu konuda yaşanan kimi tıkanıklar, Kuzey Suriye'deki gelişmeler bu siyasi partiyle diğerleri arasındaki mesafeyi açıyor.
Ancak şunu kabul etmek gerekir ki Türkiye'nin işi kolay değil.
Bu seçimin iki galibi oldu. Bunlar birbirine zıt olan iki partidir. İlki HDP, ikincisi MHP'dir. İki parti de varlığını Kürt sorunu merkezli yürütüyor. HDP Kürt sorunun özerklik çerçevesinde çözülmesinin peşinde, MHP ise Kürt sorunun telaffuzuna bile karşı ve önemli meselesi bu.
Ve bu iki parti meclisteki sandalyelerin toplam yüzde 30'nu ellerinde tuttuyorlar.
Bu durum aslında Türkiye'de siyasi alanın daralmasına, kimlik siyasetinin yükselmesine işaret ediyor.
CHP'nin bile yüzde 25'lik oy oranıyla önemli ölçüde beyaz kıyı ve Alevi kesimi oylarını temsil ettiğini düşünürsek, sanıldığının aksine en az kimlik vurgusu ya da baskın kitle partsi görüntüsü AK Parti'de var. Bu tablo sadece hükümet istikrarı açısından değil, aynı zamanda sosyo-politik durum açısından da AK Parti'nin tutkal işlevi gören kilit bir parti olduğunu gösteriyor.
O zaman ülkenin doğru istikamette yol almasının iki koşulu vardır.
İlki, bir erken secim sonrası AK Parti'inin ilk seçim sonucundan gerekli dersleri çıkarttarak, politikaları, söylemi ve tutumunda kimi düzeltmelere giderek, muhtemel erken seçimlerden tek parti çoğunluğuyla çıkmasıdır.
İkincisi ise AK Parti'nin içinde olacağı makul ve sürdürülebilir bir koalisyonun kurulmasıdır.
Sürdürebilir koalisyonun koşulu ise muhalefin intikam senaryolarından, intikam hükümetli arayışlarından uzak durması, oy oranlarıyla ilgili hiyerarşiyi kabul etmesidir. Başka bir ifadeyle AK Parti liderliğinde bir koalisyonun makul koşullarını benimsemesidir.
Önümüzdeki günler bu arayışlarla geçecek.
Türkiye ve siyasi partiler uzlaşma kültürüne temas açısından önemli bir sınav verecek.


Bu başarılamadığı takdirde son sözü erken bir seçimde tekrar seçmen söyleyecek, bu bir kaç ayın, siyasi partilere ilişkin faturasını da çıkartacaktır

veya