Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

21 Ağustos 2015, Cuma

Kriz peşindeki siyasi partiler…

Haziran'ın 7'sinden sonra adım adım geldiğimiz noktanın rahatsız olduğunu söylemek gerekir.
Parlamentodaki dört siyasi partinin bir koalisyon için uzlaşmaya varamamaları demokratik kültür açısından ilk hayal kırılığıydı.
Ancak iş keşke orada kalmış olsaydı...
Parlamento, siyasi partiler, anayasal zorunlu seçim hükümetine mahal bırakmadan an azından şu ana kadar bir erken seçim kararı bile alamadılar. MHP, sanki bu ülkenin ve bu parlamentonun üyesi değilmiş gibi davranarak bu tür formüle yaklaşmadı. CHP, imkansız olan kendi liderliğinde bir formüle işaret ederek erken seçim kararına kapıları önemli ölçüde kapadı.
Ancak en vahim aşama şüphe yok ki, MHP ve onu takiben CHP'nin anayasal bir gereği yerine getirmeyeceklerini, hükümete üye vermeyeceklerini ilan etmeleriydi.
Özetle sistemin bloke olmasına, Güneydoğu'da yaşanan özerklik kalkışması koşullarında, gereksiz ve yıpratıcı meşruiyet tartışmalarına açılmasına ramak kaldı.
Bunun nedeni siyasi partilerin, demokratik kültür, uzlaşma kültürü eksikliğinden hareketle sistemi bloke edecek derecede kendi dar siyasi çıkarlarına göre hareket etmeleridir.
AK PARTİ: Kabul edelim burada AK Parti'nin sorumluluğu sınırlıdır. Erken seçimi aklının bir köşesinde tutumaktan ibarettir. Siyasi iktidar bir koalisyon hükümeti kurulması için elinde geleni yapmış görülüyor. MHP'nin kapıları kapamasından sonra, Davutoğlu CHP'ye önce 1 yıllık bir hükümet önerisiyle gitti. Bu ve takip eden teklifler üzerinde taraflar anlaşamadılar. Bununla birlikte müzakerelerin yapıcı geçtiği, hemen tüm siyasi konuların ele alındığı, daha sonra yapılan "partizan" açıklamalara rağmen açıktır.
CHP: Ne var ki, CHP bu aşamadan sonra yapıcı tutumunu değiştirmiştir, imkansızı zorlamaya başlamış, cumhurbaşkanı üzerinden siyaset yapmaya soyunmuştur. Kuramayacağı bir hükümet formülü için kendisine görev verilmesi talep etmek, aksi durumu yetki gaspı olarak tanımlamak koşulların ve krizi zorlamak anlamına gelir. Elbette teammüllerde cumhurbaşkanını en çok sandalyeye sahip parti liderininin görevi iade etmesinden sonra, aynı görevi takip eden partiye vermesi beklenir. Ancak bu siyasi partinin hükümet kurma imkanı yoksa, bu adımı atmak zorunda değildir, istikararı ve çözümü hedef almakla mükelleftir. Bununla ilgili geçmiş uygulaalarda vardır.
Nitekim AK Parti dışında diğer üç partinin bir koalisyon oluşturamayacağı, MHP'nin HDP'yle birlikte bir CHP azınlık hükümeti desteklemeyeceği ilan edilmiş tavırlar ve beyanlarla ortadayken, CHP'nin hükümet görevi beklemesi bile kendi başına anlamlı değildir. Buna rağmen cumhurbaşkanı görev verebilir, 4 gün sonra anayasa hükümlerine göre erken seçim kararı alabilirdi. Bunun demokratik meşruiyet açısından daha güçlü bir adım olacağını söyleyenler çıkabilir. Ancak, kabul etmek gerekir ki, bu kez cumhurbaşkanın 45 günlük süreyi uzatmaması bir eleştiri ve spekülasyon konusu yapılacak, Türkiye koşullar ve savaş iklimi ortayken biraz daha zaman kaybedecekti, kaybedecektir.
ERDOĞAN: Yeri gemişken, Erdoğan'ın erken seçim arzu ettiği, bunun Türkiye için, hatta kendi siyasi bakışı ve kariyeri için tercih ettiği de söylenebilir. Ancak koalisyon çalışmalarına müdahale ettiğini, bu çalışmaları sekteye uğrattığı, erken seçimi zorlayacak açık hamleler yaptığı iddia edilemez.
HDP: HDP bu denklemde tümüyle oyun dışı kalmıştır. Bunun bir nedeni diğer partilerin duyduğu güvensizlik ve MHP'nin aldığı keskin tavırdır. Diğer neden ise seçim sonrası Kürt Hareketi'nin Kandil ayağının HDP'nin alanın iyice daraltması, bu partinin vasisi tarzı yönetici ve yönledirici açıklamaları kamuoyu önünde yapması, Suruç hadisesi sonrası patlayan terör dalgası, fiili özerklik açıklamaları ve çabalarıdır.
MHP: MHP'yle ilgili söylenecek pek çok husus var. MHP önce, çözüm süreci, AK Parti-HDP işbirliği gibi gibi tehlikeli gördüğü durum ve süreçlerin devamı isteyen ve buradan oy kazanmayı hedefleyen bir dil tutumuştur. Ardından kendisini ana muhalefete yakıştırarak, boşluğun dolması için hiç bir yapıcı öneri getirmemiş, getirilenleri reddetmiş, sorumsuzlukta tavan yapan, oy hesabının her şeyin önünde tutan bir görünütü çizmiştir.
Bugün Davutoğlu'nun yapması beklenen son hamle, CHP'yle erken seçim işbirliği hamlesi sonuç vermezse sıkıntılı sadece iki partinin üye vereceği bir seçim kurulacağı açıktır.
Umarız kriz arayışları bu noktada son bulur…

veya