Ersoy Dede

Ersoy Dede

20 Ekim 2015, Salı

O Programın Perde Arkası

Benim daha evvel program yaptığım Ülke TV'den bir kayıt bulmuş dolaştırıyorlar internette.. Geçenlerde CNN Türk'te, eski gazinocular kralının oğlu olarak tanıdığımız, popüler televizyon dizilerinde oynayan bir fotomodeli gördüm.. Ahmet Hakan bu ekran yıldızına terör analizleri yaptırıyordu.. Bu genç fotomodel arkadaş, bir ara cebinden telefonunu çıkarıp, Ülke Tv'deki o programın kaydını buldu.. Orhan Miroğlu'nun, 'PKK terör örgütü değildir' dediği kısmı dinletti izleyicilere..
**
Canlı yayın reytingi yerlerde olan bir programın üç yıl içinde, Breaking Bad'in final sahnesinden daha fazla paylaşılmış olmasına, bir televizyoncu olarak sevineyim mi, paylaşanların acziyetleri karşısında güleyim mi, bilemedim.. O programın bir kısmında 'Işid terör örgütü değildir' diyen Bahadır Kurbanoğlu için PKK ve tabanı senelerce linç kampanyası yürüttü.. Sonra Orhan Miroğlu'nun, aynı programda 'Işid değilse, PKK hiç değildir' dediği söz yüzünden bu kez başka bir kesim Orhan Miroğlu'na yüklendi.. Tüm bu yorumların arkasından, 'Işid de PKK da apaçık terör örgütüdür' diyen Ural Aküzüm'den kimse bahsetmedi..

IŞİD'İN NE OLDUĞUNU BİLMEDİĞİMİZ GÜNLERDİ

Türkiye kamuoyu olarak 'IŞİD' (bugünkü adıyla DAEŞ) diye bir örgütten haberdar olmadığımız günlerdi.. Irak tarafından, büyük Sünni ailelerin, baskıcı Şii rejime karşı çıkış aradığı konuşuluyordu.. Özellikle Irak'ta yönetimden dışlanmış kesimler, içlerindeki öfkeyi biriktirmiş ve Nuri El-Maliki hükümetine meydan okumaya hazırlanıyordu.. Bu büyük aileler eski Baas mensuplarıyla da bir araya gelip, bir ittifak tesis etmiş ve Sünni Arap kuşağında ilerleyebilecekleri bir yol haritası üzerinde çalışıyordu.. Dönem böyle bir dönem.. Üç sene evvelinden söz ediyorum.. Bu ortamda, kendini 'IŞİD' diye tanımlayan, bir örgüt ortaya çıktı.. Bütün bölge analistleri farklı farklı yorumlar yapmaya başladı.. Kimi Irak El Kaidesi dedi, kimi El Kaide'ye bağlılığını bildiren "Tevhid ve Cihat"ın devamı diye yazılar yazdı.. Kimileri de, tüm bunlardan bağımsız olarak Saddam'ın intikamını almak için yıllardır öfke biriktiren grupların oluşturduğu bir hareket olduğunu söyledi.. Ki sonraları, Saddam Hüseyin'in kızı Raghad Hüseyin, servetinin önemli bir bölümünü IŞİD'e aktarmakla suçlanacak hatta bizzat Raghad'ın IŞİD'i finanse ettiği söylenecekti.. Neyse böyle bir ortamda katılımcılardan Bahadır Kurbanoğlu , Işid'in siyasi hedefleri olduğunu, metot olarak tercih ettiği yolun terör olmasının o örgütü terörist örgüt yapmayacağını ifade etti.. Buna öfkelenen Orhan Miroğlu da, 'Işid terör örgütü değilse, PKK hiç değildir' anlamına gelecek o tartışılan sözü sarfetti.. Zira ülkede bir barış ortamı hakimdi.. Süren bir çözüm ve örgütün tasfiyesi yönünde bir beklenti vardı.. Öcalan tarihi çağrısını yapmış ve terör saldırıları kesilmiş, siyasete şans tanınmıştı.. PKK terörü diye bir şey o günlerde ülke gündeminde yoktu.. Sıfır noktasındaydı.. Her iki ismin de, çıkış noktası, bahsedilen yapının yol olarak terörü tercih ediyor olmaları ama hedeflerinin siyasi olmasıydı..

İKİSİ DE TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, NOKTA!
Bu üstten yürüyen ve şaşkınlık içinde bir pinpon maçı izler gibi takip ettiğimiz ' o terör örgütü değildir, asıl bu terör örgütü değildir, şu değilse öbürküsü hiç değildir' türü garip münazarayı, Arı Hareketi Başkanı Hukukçu Ural Aküzüm'ün sert müdahalesi bitirdi.. Ural; 'tartışacak bir şey yok, ikisi de terör örgütü işte' dedi.. Ve tartışma bu şekilde noktalandı.. Herkes bu tartışmanın, işine yarayan kısmını söküp saldırdı.. O zaman da söyledim, şimdi de söylüyorum. Aynı yerdeyim.. Hiç değiştirmedim pozisyonumu.. Bu kavramlar, siyaset biliminin üzerinde tartıştığı kavramlar. Ve kürsülerde üzerinde saatler süren tartışmaların yapıldığı kavramlar.. Doğru ya da yanlış diye kestirip atabileceğimiz kadar basit değil.. Ama hatalı bulduğum kısmı, bunların televizyonlarda tartışılması. Aralarında benim de olduğum tv programcıları için "söyle bakalım terör örgütü diyor musun, demiyor musun?" türü tuzaklı sorularla yüksek reyting alındığı muhakkak.. Ama bu iş bu kadar basit değil..
**
HAMAS TERÖR ÖRGÜTÜ MÜDÜR?
Pek çok örnek verebilirdim.. Bir tanesini söküp ifade etmek istedim. Çünkü hangi örneği verirsem vereyim bir taraf mutlu olacak bir taraf çok kızacak, biliyorum.. Bakın Filistin davasının yılmaz mücadelesi (elbette Filistin kurtuluş Örgütü'nü yok saymadan ifade edeceğim ki) Hamas'da yapılmıştır.. FKÖ, Hamas'a göre mücadeleden ziyade uzlaşma yanlısı bir yapıya sahipti.. Oysa kurtuluş savaşları çarpışılarak kazanılan savaşlardır.. 80'lerin sonunda FKÖ, İsrail'in siyasi varlığını tanırken, Hamas daha radikal bir pozisyon aldı ve FKÖ'nün bu tavrını da eleştirerek başka bir yöntem geliştirdi.. 90'lar, Hamas'ın İsrail'i kana bulayan saldırılarıyla geçti.. (hemen kızmayın tek cepheyi anlatıyorum burada sadece. Yoksa İsrail'in bir terör devleti olduğunu atlamış değilim)… Aralarında bizim de olduğumuz bazı ülkeler, Hamas'ın bu saldırılarını, İsrail zulmüne karşı kendini savunma olarak görürken, başta İsrail ve onu takip eden AB üyesi ülkeler ile ABD, Hamas'ı 'terör örgütü' olarak tanımladı.. Öyle ki meşru seçimlerle iktidara geldiğinde bile iş başına geçmesine egemen sistem müsaade etmedi.. Şimdi siz söyleyin : Hamas terör örgütü mü, değil mi?.. Kalın sağlıcakla..