Ersoy Dede

Ersoy Dede

16 Kasım 2015, Pazartesi

Özgüvenimizi Erdoğan’a Borçluyuz

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama'yı Antalya'da birlikte gösteren kareleri konuşuyor herkes.. Genellikle de Başbakan olduğu dönemde Bülent Ecevit'in benzer durumlarda verdiği resimle karşılaştırılıyor.. Sahiden de Ecevit'in böyle dünya siyasetine yön veren isimlerin yanındaki mahcup, utangaç, ezik tavrı, bugünkü tabloyla karşılaştırılınca, nereden nereye geldiğimizi çok açık gösteriyor..
**
Rahmetli Bülent Ecevit'in günahı çok.. Savunacak değilim.. Özellikle 28 Şubatçıların ekmeğine yağ süren özgürlükler karşıtı uygulamaları, başörtüsü düşmanlığı bile tek başına Ecevit'e yeter.. Fethullah Gülen'in övgüsüne mazhar olması da elbette cabası.. Ve şüphesiz ki Bill Clinton karşısındaki o iki büklüm halini unutmak mümkün değil.. Hele de bir tarafta Ecevit-Clinton fotoğrafı dururken yanına konulan Erdoğan-Obama fotoğrafına baktığımızda, asıl katettiğimiz mesafeyi çok daha iyi görmüş oluyoruz.. Peki ama ne oldu da, Ecevit'li o fotoğraftan, Erdoğan'lı bu fotoğrafa geldik?..
**
Ecevit'in Clinton karşısında o iki büklüm halde fotoğrafı verdiği günün Türkiyesi ne haldeydi hatırlar mısınız?.. Deprem için gelen yardım paralarıyla memur maaşlarını ödeyen, IMF'den gelecek olan krediye (dönemin hazine müsteşarı Selçuk Demiralp'in itiraf gibi beyanatından aynen aktarıyorum) kedinin ciğere baktığı gibi bakan bir Türkiye vardı.. Memur maaşlarına yapılacak olan zamlara ve diğer haklara, kamudan işçi çıkarmalara ve bilumum yeni yatırımlara IMF komiserlerinin karar verdiği, uluslararası operasyonlara vereceğimiz destek karşılığında hibe ya da uzun vadeli geri ödemeli krediler aldığımız bir Türkiye.. Hatırlasanıza..
**
Demem o ki, Clinton karşısında o resmi veren Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı değil, bizzat bizdik.. Bendim, sendin.. Pasaportu kıymetini yitirmiş, Nato'nun sağdan Rusya'nın soldan tokat attığı ülkeydi Clinton'ın karşısında mahcup ve utangaç duran.. O buluşma sonrasında kim bilir hangi anlaşma imzalansın diye dua eden işçi emeklisi, memur emeklisi ya da esnaftı o kenarda bekleyen.. Hiç kızmayın yani Ecevit'e.. Orada duran o değildi, bizdik..
**
Şimdi de Obama'nın yanında dimdik duran biziz.. Bakın bu ülkenin Lideri, bize 'One Minute' ile birlikte yıllar boyu kaybettiğimiz özgüvenimizi yeniden kazandırdı.. Üzerimize atılı ölü toprağını kaldırdı. Ayağımızdaki finansal prangalardan kurtardı bizi. Komprador Burjuva aileler eliyle yarı sömürge ülkeler gibi yönetilen ülkemize tam bağımsızlığı getirdi. Bizim önümüze düşen başımızı havaya kaldırdı. Orada Obama'nın yanındaki Kasımpaşalı Delikanlı bendim kardeşim… Göğsümü gere gere söyledim bunu..
**
Değerli dostlar biz ne yaptık biliyor musunuz?. Kimliğimizi kazandık. kendimize geldik.. Dedik ki; İstersek Çin'den alırız, istersek kendimiz yaparız füzemizi dedik.. Hatta fırlatma imkanları da dahil olmak üzere vidasına kadar yapabiliriz dedik.. Türkiye 1854'ten beri batının üzerimizde tuttuğu o eli, mayıs 2013'te kaldırıp attı.. Ne olduysa o yüzden oldu.. IMF kovuldu ve ülke millileşti.. ABD-İsrail tesirindeki MİT nihayet bize çalışmaya başladı. İzin verildiği kadar değil, tamamen menfaatlerimiz üzere.. Hem savunma enstrümanlarında yerli yazılıma geçtik hem de kendi savunma sanayimizi kurduk.. Sadece kurmadık ihraç etmeye başladık. Komprador burjuva ailelerin bile malın adaletli bölüşümü nutukları attığı bir Türkiye'yi birlikte kurduk.. Bunun haklı gururunu yaşıyoruz.. Bunu da bu millete yaşatan Tayyip Erdoğan'dır.. Ve onun bize geçen özgüvenidir.. Bizden sonraki kuşaklar bunu böyle okuyacak.. Kalın sağlıcakla

veya